YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1079
KARAR NO : 2020/4094
KARAR TARİHİ : 14.10.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06.04.2017 tarih ve 2016/111 E. – 2017/33 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 28.12.2018 tarih ve 2017/964 E. – 2018/1592 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 13.10.2020 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıya ait 2014/07663 sayılı “kapı ve pencere kollarında kol hareketine göre ses çıkaran mekanizma” olarak tanımlanan 1. istemi bağımsız, 2-3 istemler arası 1. isteme bağlı olarak düzenlenmiş 3 istemden oluşan faydalı modelde bağımsız istem ile ortaya atılan unsurların koruma talep edilen esas unsurların tamamını barındırması gerektiğini, dosyaya sunulan 2011 ve 2012 yıllarında basılmış FSB kataloğu ile dava konusu faydalı modelden önce yapılan patent ve faydalı model başvurularının incelenmesinden, dava konusu 2014/07763 sayılı faydalı modelin bağımsız istemi olan 1. istemin yenilik kriterini ortadan kaldırdığını, diğer istemler; 1. isteme bağlı olarak oluşturulduğundan ana istemin hükümsüz olması durumunda ona bağlı olan diğer istemlerin de hükümsüz kalacağını ileri sürerek davalı adına tescilli faydalı modelin hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili tarafından faydalı modele konu ürünün pencereleri açmaya yarayan mekanizmalarda yeni bir sistemle uyarıcı bir ses çıkmasının sağlandığını, faydalı modelin buluş basamağının bulunmasının gerekmeyip yenilik basamağının bulunmasının yeterli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıya ait faydalı modelin analizi ile hükümsüzlük dayanağı olan katalog içeriği Avrupa Patenti istemleri ile ayrı ayrı yapılan karşılaştırma sonucunda anılan patentlerin istemlerinde bu teknik bilgilerin zaten mevcut olduğu, dolayısıyla dava konusu faydalı model istemlerinin yeni olmadığı sonucuna varıldığı, 2016/75 esas sayılı dosyada alınan ek rapor ile de benzer tespitlerin yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; faydalı modelin başvuru tarihi 29.06.2014 tarihinden önce basılmış 2011-2012 yılı katalogları ile patentler incelenerek faydalı modelin tabi tutulduğu yenilik testi sonucunda davalıya ait TR 2014/07763 sayılı faydalı model belgesinin yenilik şartı bulunmadığı ve 555 sayılı KHK hükümlerine göre hükümsüz olduğunun belirlenmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı adına tescilli 2014/07663 sayılı “kapı ve pencere kollarında kol hareketine göre ses çıkaran mekanizma” olarak tanımlanan faydalı modelin yeni olmadığı iddiasıyla hükümsüzlük kılınması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, somut olayın teknik inceleme gerektirmesi nedeniyle uzman bilirkişi kurulundan rapor alınmış, söz konusu rapora yönelik davalı tarafça yapılan esaslı itirazları karşılayacak ek rapor almak yerine, aynı mahkemede 3. kişilerce aynı davalıya karşı açılmış bulunan faydalı model hükümsüzlüğü istemli 2016/75 esas sayılı dosyada bulunan ek bilirkişi raporunun davalının itirazlarını da karşılayacak mahiyette olduğu gerekçesiyle bu ek rapora itibar edilerek hüküm kurulmuş, söz konusu hüküm Bölge Adliye Mahkemesince de usul ve yasaya uygun görülerek davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Oysa ki, mahkemece, bilirkişi raporuna davalı tarafça ileri sürülen ayrıntılı ve esaslı itirazların ek rapor veyahut yeni bir bilirkişi kurulundan alınacak raporla karşılanması gerekirken, 2016/75 esas sayılı dosyada yer alan üstelik daha önce alınan kök rapor ile çelişen ek rapora atıf yapılarak davanın kabulüne karar verilmesi ve Bölge Adliye Mahkemesince de davalının istinaf başvurusunun da esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 14.10.2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, faydalı modelin hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Mahkemece taraf delillerinin toplanmasından sonra dava konusu faydalı modelin yenilik unsurunu taşıyıp taşımadığı yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş,
Bilirkişiler kurulunca düzenlenen 25.01.2017 tarihli raporla dava konusu faydalı modelin yenilik vasfını taşımadığı mütalaa edilmiş,
Rapora davalı vekilince 28.02.2017 tarihli dilekçe ile itiraz edilmiş,
Mahkemece 06.04.2017 tarihli oturumda davalı itirazlarına değer verilmeyerek, 25.01.2017 tarihli rapor hüküm tesisine yeterli görülerek yazılı şekilde davanın kabulü yönünde karar ittihaz edilmiştir.
6100 sayılı HMK 281/2 maddesinde, mahkemenin bilirkişi raporundaki eksiklik veya belirsizliğin tamamlanması için ek rapor alabileceği, Yasanın 281/3 maddesinde gerekli görülürse yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği, Yasanın 282/1 maddesinde de, bilirkişi oy ve görüşünün hakim tarafından diğer delillerle birlikte serbetçe değerlendirileceği düzenlenmiştir.
Davalı vekilinin 28.02.2017 tarihli itiraz dilekçesinde 2,3 ve 4 nolu itiraz sebepleri olarak gösterdiği hususlar, konusunda uzman olan bilirkişilerce 25.01.2017 tarihli raporda karşılanmış olup mahkemece bu yönlere ilişkin davalı itirazlarının kabule değer görülmemesinde ve yeniden ek rapor alınmamasında HMK 281 maddesi hükümlerine aykırı bir cihet bulunmamaktadır.
Davalı vekilinin 28.02.2017 tarihli dilekçesinin 1 nolu itiraz sebebi ise aynı faydalı modelin hükümsüzlüğü istemi ile açılan aynı mahkemenin 2016/75 esas sayılı dosyasında düzenlenen raporda bilirkişilerin farklı görüş bildirdikleri hususuna ilişkin olup, mahkeme gerekçeli kararında da açıklandığı üzere 24.02.2017 günlü ek rapor ile bilirkişiler faydalı modelin yenilik vasfını kaybettiğini bildirdiklerinden her iki dosyadaki bilirkişi raporları arasında çelişki bulunmadığından davalı vekilinin bu yöne ilişkin itirazının ilk derece mahkemesince kabule değer görülmemesinde de hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Kaldı ki mahkeme 2016/75 esas sayılı dosyadaki raporu, HMK 282/1 maddesi anlamında “diğer delil” olarak değerlendirmiştir.
Sonuç olarak, bilirkişiler kurulunun 25.01.2017 tarihli raporu, dosya içeriği ve mevcut delillere uygun olup bu rapora istinaden yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinde, davalının istinaf başvurusunun reddedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davalının temyiz isteminin reddi ile kararın onanmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kararın bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.