Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/1097 E. 2020/4129 K. 15.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1097
KARAR NO : 2020/4129
KARAR TARİHİ : 15.10.2020

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 18.12.2018 tarih ve 2018/510-2018/1353 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 13.10.2020 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı Yapı Kredi Bankası A.Ş. vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı borçlu … ile davalı bankanın yaptığı 11.11.2011 tarihli Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesini müvekkilinin müteselsil kefil olarak imzaladığını, kefil olunan kredi limiti el yazısı ile 300.000 TL olarak gösterilmesine rağmen müvekkilinin sadece 25.000 TL’lik borç için kefil olduğunu, ödeme planında da bu miktarın yazıldığını, asıl borçlunun ödemediği müvekkilinin de kefil olmadığı bir başka kredi borcu nedeniyle müvekkili hakkında icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin icra baskısı altında toplam 97.650 TL ödediğini ileri sürerek, bu meblağın ödeme tarihinden itibaren reeskont faiziyle müvekkiline iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, Genel Kredi Sözleşmesine istinaden Taksitli Ticari Kredi, Esnek Ticari Hesap, Çek Karnesi hesabı açıldığını ve kullandırıldığını, kredilerin normal seyrini kaybetmesi nedeniyle kredilerin hesaplar kat edilerek borçlulara ihtarname gönderildiğini, ihtarnamenin İİK’nın 68/b maddesi uyarınca kesinleştiğini, kredi tutarı ve kefalet tutarının 300.000.- TL olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı banka ile dava dışı … arasında 11.11.2011 tarihli ve 300.000,00 TL limitli Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi imzalandığı, davacının da bu sözleşmeye müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla 300.000,00 TL’lik kefalet verdiği, davalı bankanın sözleşmeye göre dava dışı …’a 69.000,00 TL ticari kredi vermek, esnek ticari hesap ve çek karnesi hesabı açmak, çek yaprakları ve kredi kartı vermek sureti ile çeşitli krediler kullandırdığı, borcun sabit olduğunun anlaşıldığı, davacının kefaletinin nakdi ve gayrı nakdi kredilere ilişkin olması sebebiyle toplam borç miktarından sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesine istinaden müşterek ve müteselsil kefilin icra dosyasına ödediği miktarın istirdadı istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, mahkemece Dairemiz bozma ilamı öncesi yapılan yargılama sırasında bilirkişi raporu alındığı ve işbu bilirkişi raporunda, bilirkişi heyeti tarafından alternatifli hesaplama yapıldığı, davalı bankanın çek yaprakları bedellerini talep edebileceği kanaatine varılması halinde, davacının davalı bankaya çek bloke sorumluluğu ile birlikte son ödeme tarihi olan 10.08.2012 tarihi itibariyle 12.667,84 TL fazla ödeme yaptığının bildirildiğinin anlaşılması karşısında, mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama sırasında bu hususta herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın davanın tümden reddi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 15.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.