Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/1413 E. 2020/4313 K. 21.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1413
KARAR NO : 2020/4313
KARAR TARİHİ : 21.10.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Manavgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30.01.2018 tarih ve 2015/699 E- 2018/36 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 25.12.2018 tarih ve 2018/852 E-2018/2099 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 20.10.2020 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı şirketin %17,50 oranında hissedarı olduklarını, davalı şirketin kötü yönetildiğini, yüksek huzur hakkı ve maaş ödemeleri yapıldığını, kar elde edilemediğini, şirketin öz kaynaklarının yasal sınırın altına düştüğünü, fiktif kasa bakiyesi oluşturulduğunu, giderlerin şişirildiğini, müvekkillerinin şirketten dışlandığını ileri sürerek, davalı şirketin feshine, olmadığı taktirde müvekkillerinin davalı şirket ortaklığından çıkmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacılardan …’in 2013 yılına kadar yönetim kurulu başkanlığı yaptığını, Manavgat İş Mahkemesi nezdinde açmış olduğu davada aylık 4.000,00 TL huzur hakkı aldığını kendisinin beyan ettiğini, bu rakamın daha sonra yönetim kurulu başkanı için 4.500,00 TL ye, üyeler için 4.000,00 TL ye yükseltildiğini, genel kurulda alınan bu karara davacının kabul oyu verdiğini, şirketin yatırım amaçlı gayrimenkuller aldığını, şirketin durumunun iyi olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; haklı sebep kavramının davacının her iki talebi için de asıl unsur olduğu, şirketin mali yapısının iyi olduğu, kar elde ettiği, genel kurul kararları çerçevesinde yürütüldüğü, genel kurullar aleyhine açılmış iptal davası bulunmadığı, fesih ve ortaklıktan çıkma şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacılar vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; fesih ve ortaklıktan çıkma şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacıların temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 21.10.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.