YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2154
KARAR NO : 2021/2598
KARAR TARİHİ : 18.03.2021
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11.05.2016 gün ve 2016/218 – 2016/337 sayılı kararı onayan Daire’nin 17.01.2019 gün ve 2017/966 – 2019/474 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davalı …’ın davalı E.A.J İç ve Dış Ticaret Ltd Şti’ye sahip olduğu 152 pay karşılığı 3.800.-TL bedelli (%38) hissesini 08.07.2014 tarihli noterde düzenlenen hisse devir sözleşmesi ile müvekkiline devrettiğini, devir tarihinde şirketin diğer ortaklarının Dennis Alexander Bernard Jeff Erıc Albada Jelgersma ve Albada Emlak Geliştirme ve Yatırım Ltd. Şti. olduğunu, davalı …’nın ise davalı Dennis’in babası olup şirketin görünmeyen ortağı olduğunu, şirketin yegane malvarlığının İstanbul-…’deki taşınmaz olduğunu, başka iştigal konusu bulunmadığını, müvekkiline yapılan pay devri 20.10.2014 tarihli genel kurulda …’ın muhalefetine rağmen reddedildiğini, muhalif kalan …’ın İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/64 E. sayılı dosyasıyla ortaklar kurul kararının iptali davası açtığını, müvekkilinin de asli müdahale talebinde bulunduğunu, ancak daha sonra …’ın davasından feragat ettiğini, müvekkilinin davasının ise tefrik edilerek 2016/22 E. sayılı dosya üzerinden görüldüğünü, daha sonra … tarafından müvekkile ihtarname gönderilerek sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiğini, müvekkilince feshin geçersizliğinin tespiti ve muarazanın giderilmesi için İstanbul Anadolu 27. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/86 E. sayılı davanın açıldığını ve davanın derdest olduğunu, buna rağmen davalı …’ın hisselerini 10.12.2015 tarihli hisse devir sözleşmesi ile …’ye devrettiğini, EAJ Ltd. Şti’nin 11.12.2015 tarih 2015/3 sayılı Ortaklar Kurul Kararı ile devrin onaylandığını, yapılan hisse devri ve bunun genel kurulca onaylanmasının müvekkilini ızrar kastı taşıdığını, …’ın devir yetkisi bulunmadığını, Tapu Kanunu hükümleri uyarınca yabancıların taşınmaz iktisabı sınırlamaya tabi olduğu için hisseyi devralan …’nin davalılar …hesabına hareket ederek hisseyi iktisap ettiğini, ortaklar kurulunca hisse devrinin onaylanmasının MK’nın 2. maddesine aykırı olduğunu, hisse devir bedelinin düşüklüğünün kanuna karşı hile ve muvazaayı ortaya koyduğunu ileri sürerek, davalı … tarafından davalı …’ye hisse devrine ilişkin sözleşmenin ve bu devrin onanmasına yönelik EAJ. Ltd. Şti’nin 2015/3 sayılı ortaklar kurulu kararının davalı …’ın yetkisizliği, hisse devrine ilişkin sözleşmenin kanuna ve kamu yararına aykırılığı ve hisse devrinin müvekkili ızrar kastı ile muvazaalı olarak gerçekleştirilmesi sebebiyle hükümsüzlüğünün tespiti veya iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri ayrı ayrı davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Bu kez davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 31,10 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 520,95 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davacıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 18.03.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞIOY
Dava, davalılardan … ile … arasında akdedilen limited şirket hisse devrinin ve buna bağlı olarak davalılardan E.A.J. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. genel kurulu tarafın-dan alınan hisse devrinin onaylanmasına ilişkin kararın hükümsüzlüğünün tespit ve iptali istemlerine ilişkindir. Açıklamadan da anlaşılacağı üzere davada birbirine bağlantılı olmakla birlikte iki ayrı talep mevcuttur. Yerel mahkemece, dava, sadece genel kurul kararının iptali olarak nitelenmiş ve münhasıran bu talep bakımından yapılan inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak üçüncü kişi konumundaki davacının aktif husumet yokluğu nedeniyle dava reddedilmiştir. Yerel mahkemece verilen işbu karar, bu haliyle, HMK’nın 297/2. maddesine açıkça aykırıdır. Davacı yan vekilinin bu eksikliğe de temas eden temyiz başvurusu üzerine Dairemizin karar düzeltme istemine konu 17.1.2019 tarihli kararı ile davada iki ayrı talebin varlığı saptanmakla birlikte, hisse devrinin hükümsüzlüğü istemi bakımından da davacı yanın aktif husumet ehliyetinin olmadığı gerekçesiyle yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.
Dava dilekçesinde talep sonucu olarak belirtilmekle birlikte, yerel mahkemece usul dairesinde incelenip olumlu-olumsuz herhangi bir karar verilmeyen bir talep bakımından, Yargıtay dairelerince esastan temyiz incelemesi yapılabilmesi mümkün olmadığı gibi temyiz incelemesi sırasında, yerel mahkemece incelenmeyen bir taleple ilgili yargılama yapılması ve hüküm kurulması da söz konusu olamaz.
Şu halde, Dairemizce, yerel mahkemece işbu davada verilen hükmün sadece inceleme yapılan taleplerden birine münhasır kurulmuş olduğu göz ardı edilerek davanın reddine dair kararın incelenmeyen talebe de şamil olduğu benimsenmek suretiyle “bulunmayan bir gerekçe”nin düzeltilmesi yahut olmayan gerekçeye ilave yapılması suretiyle kararın sonucu itibariyle doğru olduğuna, giderek onanmasına karar verilmiş olması HMK’nın geçici 3. maddesi çerçevesinde uygulanması gereken HUMK’nın 5236 sayılı Yasa ile değiştirilmeden önce mevcut 438/7. maddesine ve Dairemizin yerleşik uygulamasına açıkça aykırı olmuştur.
Bu nedenle, Dairemizin onama kararı, HUMK’nın yine 5236 sayılı Yasa ile değiştirilmeden önce mevcut 440/I-4. maddesi uyarınca vaki istem doğrultusunda düzeltilerek, davadaki taleplerin birbirine bağlantılı olduğu da gözetilmek suretiyle, ilave gerekçe içeren onama kararımızın kaldırılması, incelenmeyen talep bakımından inceleme yapılmak ve sonucuna göre bir karar verilmek üzere yerel mahkeme kararının bozulması, davacı yanın genel kurul kararının hükümsüzlüğüne ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanısındayım.
Açıklanan nedenlerle, Daire çoğunluğunun karar düzeltme isteminin reddine dair kararına katılamıyorum.