Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/2257 E. 2020/4566 K. 27.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2257
KARAR NO : 2020/4566
KARAR TARİHİ : 27.10.2020

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 19/03/2019 tarih ve 2015/534-2019/341 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 27.10.2020 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin hukuka uygun olmayan fiiller ile finans temin edilmesi eylemini gerçekleştirdiğini, hedef kitle olarak yurt dışında ve özellikle Almanya’da çalışan Türk vatandaşlarının seçildiğini, izinsiz ve yasa dışı para toplandığını, şirkete para verenlerin sözde kar payı garantisi yanında iş ve benzeri garantilerde verildiğini, toplanan paraların resmi kayıtlarına alınmadığını, davalı şirkete karşı ileri sürdükleri ve şirketin de ortaklık durum belgelerinde ikrar ettiği uhdesinde bulunan ana paranın iadesi taleplerinin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğunu, davalının taahhütlerini yerine getirmekten imtinası sebebiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.069 DM karşılığı 25.600,00 Euro’nun dava tarihinden itibaren işleyecek TCMB döviz cinsinden hesaplarına uyguladığı en yüksek faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece uyulan bozma ilamı sonrasında yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca davacı ile davalı şirket arasında gerçekte bir ortaklık hukukunun bulunmadığı, oluşturulan kayıtların davacı iradesini yanıltmaya yönelik ve TTK’nın 405. maddesine dayalı olarak iadeden kaçınma olgusuna yönelik olarak düzenlenen işlemler olduğu, gerçekte ise davacı ve bir kısım yatırımcıların iradelerinin fesada uğratılarak kar vaadi ile para toplama eyleminin haksız fiil oluşturduğu, taraflar arasında ortaklık ilişkisi bulunmaması nedeniyle davacıdan kar vaadi ile alınan paranın iadesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 25.600 Euro alacağın dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi gereğince Devlet bankalarınca Euro cinsi 1 yıl vadeli mevduata uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, 07.12.2019 tarih, 30971 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’nun 41. maddesinde 25/3/1987 tarihli ve 3332 sayılı Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması Ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler İle 5422 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu Ve 3182 Sayılı Bankalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici maddenin eklendiği belirtilmiş olup, işbu geçici 4. maddede ”31/12/2014 tarihine kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç, 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun kaydileştirmeye ilişkin şartlarına tabi olmaksızın 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında pay addolunur, bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve ortaklık ilişkisi kurulmuş sayılır. Bu payların kaydileştirilmemiş olması ortaklık haklarına halel getirmeyeceği gibi ortaklık ilişkisinin kurulmadığı da iddia edilemez. Birinci fıkra kapsamında kurulmuş olan ortaklık ilişkileri hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya sözleşmeye aykırılık nedenlerine dayalı olarak açılan ve kanun yolu incelemesindekiler dahil görülmekte olan menfi tespit, tazminat veya alacak davalarında, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilir ve yargılama gideri ile maktu vekalet ücreti ortaklık üzerinde bırakılır.” hükmü düzenlenmiş, aynı Kanun’un 52/1-h maddesinde de işbu hükmün yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştır.
Bu durum karşısında, mahkemece taraf iddia ve savunmalarının Sermaye Piyasası Kanunu’nun 16. maddesi ve anılan yasal düzenleme kapsamında değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek üzere kararın re’sen bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın re’sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, bozma nedenine göre duruşma vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 27.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.