YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2716
KARAR NO : 2021/1050
KARAR TARİHİ : 10.02.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09.03.2017 tarih ve 2014/307 E- 2017/144 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 13.03.2019 tarih ve 2018/535 E- 2019/383 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 09.02.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı Sarılar Ltd. Şti. vekili Av. … ve davalı … vekili Av. …dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılardan Sarılar Uluslararası Nakliyat İth. İhr. Ltd. Şti.’ne ait Liebherr marka vincin davalı … tarafından sigortalandığını, vincin hasar görmesi üzerine sigorta ekspertizinin vincin tam hasarlı sayılabileceğini bildirdiğini, müvekkilinin fabrika çıkış listesinin tamamının, hasarlı/hasarsız tüm parçaların teslimi kaydıyla vinç için 500.000.- Euro teklifinin kabul edilmesi üzerine vincin alınıp dava dışı 3. kişiye 700.000.- Euro’ya satıldığını, alıcı Sistem Uluslararası Taşımacılık Dış Tic. Ltd. Şti.’nin 500.000.- Euro’yu davalı Sarılar Uluslararası Nakliyat İth. İhr. Ltd. Şti.’ne ödediğini, müvekkiline de vincin tesliminden sonra bakiye 200.000.- Euro ödenmesi hususunda anlaşıldığını, alıcı firma Sistem Uluslararası Taşımacılık Dış Tic. Ltd. Şti., vinci teslim almak için gittiğinde vincin elektronik sistemlerine ait kartlar ile kart kutularının, sensörler ile kabloların söküldüğünü, fatura ve ekindeki parça ve ekipmanların çoğunun eksik olduğunu gördüğünü, davalı Sarılar Uluslararası Nakliyat İth. İhr. Ltd. Şti.’nin hasarsız/eksik parçaları teslim etmeyi reddedip vinci alıcıya vermediğini, aldığı 500.000.- Euro ücreti de iade ettiğini, müvekkilinin 500.000.- Euro tutarındaki teklifini hasarlı/hasarsız tüm parçalar için verdiğini, vincin tüm parçalarının tesliminin gerektiğini, davalı Sarılar Uluslararası Nakliyat İth. İhr. Ltd. Şti. ödenen parayı iade ettiğinden sözleşmeyi feshetmiş olduğunu, böylece müvekkilinin 200.000.- Euro gelirden mahrum kaldığını, itibar kaybına da uğradığını ileri sürerek 200.000.- Euro maddi, 100.000.- TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Sarılar Uluslararası Nakliyat İth. İhr. Ltd. Şti. vekili, hasarlı vincin sovtaj değerinin belirlenmesi, bu sovtaj bedeli üzerinden davacı ile görüşülmesi, satışa onay verilmesi sürecine müvekkilinin dahil olmadığını, davacının teklifini diğer davalı … şirketinin eksperine sunduğunu, sigortacının satışı ve bedeli onayladığını, müvekkilinden de satış bedelinin ödeneceği hesap numarasını istediğini, dolayısıyla müvekkili ile davacı arasında bir satış sözleşmesinin kurulmadığını, müvekkiline yapılan ödemenin davacı tarafından değil, alıcı Sistem Uluslararası Taşımacılık Dış Tic. Ltd. Şti. tarafından gerçekleştirildiğini, vincin hali hazırdaki durumu haricinde başka bir aksamının olmadığını, müvekkilinin vincin fabrika çıkış çeki listesindeki hasarlı/hasarsız tamamının davacıya satışı konusunda bir taahhüdünün bulunmadığını, satış ilişkisinin sigortacı ile davacı arasında kurulduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı …Ş. vekili, müvekkilinin diğer davalı Sarılar Uluslararası Nakliyat İth. İhr. Ltd. Şti.’ne ait dava konusu vinç hakkında bir tasarruf yetkisinin, dolayısıyla satış vaadinin bulunmadığını, davacı ile diğer davalının makinenin özellikleri ve bedeli hususunda anlaşamadıklarını, ihtilafın müvekkilini ilgilendirmediğini, müvekkilinin sigortacılık uygulama eseslarına uygun olarak sovtaj bedelinin tespitini amaçladığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, davalılarla herhangi bir şekilde hasarlı vincin alım satımıyla ya da komisyonla ilgili bir sözleşmesinin bulunmadığı, dava dışı Sistem Uluslararası Taşımacılık Dış Tic. Ltd. Şti. ile ilgili de bir alım satım sözleşmesinin dosyaya ibraz edilmediği, vincin 500.000.- Euro’ya satıldığına dair yazılı bir belge olmamasına rağmen dava dışı Sistem Uluslararası Taşımacılık Dış Tic. Ltd. Şti.’nin bu meblağı gönderdiği, ancak hasarlı vinçteki eksiklikler nedeniyle almaktan vazgeçtiği, bunun üzerine davalı Sarılar Uluslararası Nakliyat İth. İhr. Ltd. Şti. tarafından gönderilen 500.000.- Euro’nun iade edildiği, davacının bu işlemler nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, tarafları bağlayıcı TBK’da öngörülen şekilde bir satım sözleşmesinin kurulduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 10.02.2021 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
1- Dava, sözleşmenin haksız olarak feshi sebebiyle tazminat istemine ilişkindir.
2- TBK’nın 1.maddesi uyarınca, sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması, açık veya örtülü olabilir. Bir sözleşmenin kurulmuş sayılması için, TBK’nın 2. maddesi uyarınca, taraflar sözleşmenin esaslı noktalarında uyuşmuş olmaları yeterlidir.
TBK’nın 5.maddesi uyarınca, bir sözleşmenin kurulması için icap ve kabulün varlığı için tarafların bir arada bulunması gerekmez. Taraflar arasındaki sözleşme görüşmelerinin elektronik haberleşme vasıtaları gibi teknik vasıtalar veya bir temsilci gibi üçüncü şahıslar aracılığıyla yapılması ve kurulması da mümkündür. TBK’nın 6. maddesi uyarınca, sözleşmenin tarafı kendisine yapılan icabı açık bir beyanla kabul edebileceği gibi bu anlama gelen başka davranış biçimleriyle de ortaya koyabilir (Ahmet Kılıçoğlu, Borçlar Hukuk Genel Hükümler, Turhan Kitabevi, 16.Bası, s.67).
3- Somut olayda, davalı Sarılar Ltd.’ye ait olan ve diğer davalı … şirketine sigorta ettirilen vincin perte uğraması nedeniyle, sigorta tazminatı ödenirken sovtaj bedelinin sigorta bedelinden indirilmesi gerektiğinden, hasarlı vinç üzerinde inceleme yapan sigorta eksperinin, kendisine verilen görev doğrultusunda hasarlı malın piyasada geçerli olabilecek fiyatını da belirlediği, hasarlı mal için yapılan fiyat tekliflerini davalı … şirketine bildirdiği gibi, potansiyel alıcılara da hasarlı vinç hakkında bilgi verdiği ve görüşmeler yaptığı, bunlardan birinin de davacı şirket olduğu, davacı şirketin hasarlı vinç için 11.04.2014 tarihli e-posta ile “2004 model LR 1350 model hasarlı vinci 500.000 Euro’ya almayı taahhüt eder, fabrika çıkış çeki listesinin tamamının tarafımıza teslim edileceği, hasarlı hasarsız ne varsa verilen fiyat geçerli olacaktır” şeklinde teklifte bulunduğu, sigorta eksperi …’nın da 16.04.2014 tarihli cevap dilekçesiyle, teklife Groupama Sigorta A.Ş. Hasar Yetkilisi-Yöneticisi Şenay Özeral tarafından onay verildiği, bu kapsamda vincin sahibi Sarılar firması yetkilisi … ’in bu konuda yardımcı olacağının bildirildiği elektronik ortamda yapılan bu yazışmadan, sigorta eksperi …’nın bu teklifi hem sigorta şirketine, hem de malın sahibi olan Sarılar Ltd.’ye bildirdiği, davacının önerdiği fiyatın hem sigorta şirketinin hasar onay yetkilisi hem de Sarılar firması yetkililerinin durumdan haberdar olduğunun anlaşıldığı, sigorta eksperinin, fiyat teklifinin kabul edildiğini davacı tarafa 16.04.2014 tarihli e-posta ile bildirdiği, e-postanın bir suretinin de aynı anda Sarılar şirketine gönderildiği, daha sonra Sarılar şirketinin, 18.04.2014 tarihinde davacı şirkete bir yazı göndererek, dava konusu Liebherr marka iş makinasının sovtaj bedeli olan 500.000 Euro’nun yatırılması için banka hesap numarası gönderdiği, bu durumda davacı şirketin, sigorta eksperi tarafından davalı Sarılar’a yaptığı icabın örtülü bir beyanla kabul edildiğinin bu yazı ile sabit hale geldiği, nitekim 500.000 Euro bedelin davalı Sarılar’ın gösterdiği hesaba yatırıldığı, bu durumda taraflar arasında sözleşmenin kurulduğu, ödemenin bizzat alıcı değil, onun adına üçüncü kişi Sistem Ltd. tarafından yapılmasının bir öneminin bulunmadığı, esasen sözleşme ilişkisinin kurulması açısından hiç ödeme yapılmamış olmasının dahi bir öneminin bulunmadığı, zira TBK’nın 2. maddesi uyarınca sözleşme bedelinin kararlaştırılmasının veya ödenmesinin sözleşmenin kurucu unsuru olmadığı, davalının bilahare taraflar arasında sözleşme yapıldığını inkar ettiği ve teslimden vazgeçtiği, oysa TBK’nın 10/1 ve 11. maddeleri uyarınca, karşı tarafa ulaştıktan sonra “kabul” beyanının geri alınmasının mümkün olmadığı, taşınır satışlarına ilişkin TBK’nın 213. maddesi uyarınca borcunu ifa etmeyen satıcının, alıcının bu yüzden uğradığı zararları gidermekle yükümlü olduğu, bu durumda mahkemece, varsa davacının müspet zararının tespit ve tazmini yoluna gidilmesi gerektiği halde taraflar arasında sözleşme ilişkisi kurulmadığı gerekçesiyle davanın davalı Sarılar yönünden reddine karar verilmesinin doğru olmadığı kanaatinde olduğumdan, davanın bu şirket yönünden de reddine dair kararı onayan Daire çoğunluğunun görüşlerine katılmıyorum.