Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/306 E. 2020/3752 K. 01.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/306
KARAR NO : 2020/3752
KARAR TARİHİ : 01.10.2020

MAHKEMESİ :BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 19.12.2017 tarih ve 2016/178 E.- 2017/1070 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 08.11.2018 tarih ve 2018/290 E.- 2018/1388 K. sayılı kararın Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 29.09.2020 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirkette pay sahibi olan müvekkili ile davalı şirketin büyük paydaşı ve yönetim kurulu başkanı olan dava dışı …’nun boşandıklarını, …’nun boşanma davasından önceki 1 yıl içerisinde aile mallarını muvazaalı olarak kaçırmaya başladığını, münferit imza yetkilisi olarak şirket hesapları üzerinde usulsüzlükler yapmaya başladığını, mahkeme ilamı ile verilen izin üzerine 24.12.2015 tarihinde Olağan Genel Kurul Toplantısı yapıldığını, ancak bu toplantının amacının müvekkilini şirketteki yönetim kurulu üyeliğinden saf dışı etmek, şirket hesaplarına erişimi engellemek, daha kolay bir şekilde şirket hesaplarını boşaltmak ve böylece aile mallarına dahil olan şirket değerini azaltmak olduğunu, davalı şirketin ve …’nun 2 yılı aşkın süredir müvekkiline bilgi edinme ve inceleme hakkını kullandırmadığını, bu genel kurul kararından sonra ise müvekkilinin hak ve yetkilerinin tamamen sınırlanmış olacağını, yönetim kurulu faaliyet raporu ile murakıp raporunun usulüne uygun düzenlenmemiş olması nedeniyle müvekkilinin oylamada red oyu kullandığını, 2013 ve 2014 özel hesap dönemlerine ait gelir gider tabloları ve bilançoların şirketin reel faaliyetlerine, yasal mevzuat ve esas sözleşmeye uygun olmaması, bilançoda belirtilen kayıtların kaynaklarının faaliyet raporunda açıklanmaması nedeniyle red oyu kullanıldığını, aynı şekilde 2013 ve 2014 özel hesap dönemlerine ilişkin … ve İnci Karayani’nin ibrasında, şirketin yönetim kurulu üyeliklerine dair seçim ve süre ile ilgili maddeye, TTK’nın 395 ve 396. maddelerine istinaden yeni seçilen yönetim kurulu üyelerine yetki verilmesine de red oyu kullandığını, dolayısıyla müvekkilinin gerçekliğe uygun olmayan, yönetim kurulu üyesi olarak kendi imzasını taşımayan faaliyet raporu, murakıp raporu ile gelir gider tabloları ve bilançoya dayalı olarak, dürüstlük kuralına aykırı surette bir genel kurul toplantısına sürüklendiğini, payı nedeniyle çoğunluk karşısında zarara uğratıldığını ileri sürerek, TTK’nın 445. maddesi uyarınca 24.12.2015 tarihli Genel Kurulda alınan kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, TTK’nın 446/1-a maddesi uyarınca ancak olumsuz oy kullanılan ve muhalefetin açıkça tutanağa geçirildiği kararlara karşı bu işlemi yapanların iptal davası açabileceklerini, halbuki 1, 5 ve 7 numaralı gündem maddeleri ile alınan kararların oybirliği ile alındığını, dolayısıyla bu kararların iptalinin talep edilemeyeceğini, genel kurul tutanağının 6. maddesi incelendiğinde davacının yönetim kurulu üyesi olmak gibi bir talebinin olmadığının görüleceğini, red oyu kullanmak dışında üye seçiminde muhalefetinin de olmadığını, dolayısıyla çoğunluğun kötüniyetli olarak kendisini seçtirmemesi gibi bir durumun olmadığını, davacının diğer iddialarının haksız olduğunu, ayrıca şirkete değil iddianın muhatabına yönetilmesi gerektiğini, …’nun bu genel kurul öncesinde de münferit imza yetkilisi olduğunu, işbu genel kurulda özel denetçi tayini hakkını dahi kullanmadığını, şirket defter kayıtlarının mevzuata uygun bir şekilde ve usulünce tutulmakta olduğunu, davacı iddialarının soyut nitelikte olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, anonim şirketin genel kurul toplantısında alınan kararların iptalini talep eden kişinin öncelikle karara olumsuz oy vermesi ve bu muhalefetini tutanağa geçirtmesi gerektiği, davacının vekili vasıtasıyla iştirak ettiği davalı şirketin 24.12.2015 tarihinde olağan genel kurulunda alınan kararlardan 1,5 ve 7 numaralı kararlara olumlu oy verdiği, 4,6 ve 8 nolu kararlarda ise olumsuz oy kullanmasına karşın muhalefetini usulüne uygun bir şekilde tutanağa geçirtmediği anlaşılmakla bu maddeler ile ilgili olarak açılan iptal davasında dava şartı noksanlığı bulunduğu, bununla birlikte 2, 3 ve 5 numaralı gündem maddesi alınan kararlarla ilgili olarak ise kanunda belirtilen koşulları yerine getirdiği, ancak davacının bu maddelere ilişkin itirazının yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı şirketin 24.12.2015 tarihli olağan genel kurul toplantısının 1, 4, 6, 7 ve 8 numaralı gündem maddeleri ile alınan kararların iptali istemi ile açılan davanın olumsuz oy kullanılması ve muhalefete ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine, 2, 3 ve 5 numaralı gündem maddeleri ile alınan kararların iptali istemi ile açılan davanın ise esastan reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile 2, 3 ve 5. maddelerle ilgili açılan davanın usulden reddine, 4 numaralı gündem maddesi ile alınan kararın yönetim kurulu başkanı … ve yönetim kurulu üyesi İnci Karayani’nin ibrasına ve yönetim kurulu üyesi davacının ibra edilmemesine ilişkin olduğu, ibra ve ibra edilmeme kararlarının ismi geçen bu yönetim kurulu başkanı ve üyelerince yapılan oylama sonucu alınmış olduğu, şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişilerin, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamayacakları, dolayısıyla ibranın veya ibra edilmemenin yönetim kurulu başkan ve üyeleri dışındaki ortakların oylarıyla karara bağlanması gerektiği, oy kullanma yasağına aykırı davranılarak yöneticilerin ibrasına veya ibra edilmemesine ilişkin olarak alınan kararın, karar nisabı bulunmadığından yoklukla malul olduğu ve bu karara karşı ortakların muhalefet şerhi koymamış olsalar bile dava açabilecekleri, davacı tarafça işbu davada kararların iptali talebinde bulunulduğundan taleple bağlı kalınarak 4 numaralı gündem maddesi ile alınan kararın iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 18,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 01.10.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.