YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3157
KARAR NO : 2021/2041
KARAR TARİHİ : 04.03.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 05.10.2018 tarih ve 2016/792 E. – 2018/627 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan kabulüne dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 07.05.2019 tarih ve 2019/53 E. – 2019/963 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesinin duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 02.03.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı şirket vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette %10 oranında hissesi olduğunu, %90’lık diğer hissenin müvekkilinin amcası olan …’e ait olduğunu, her iki ortağın davalı şirketi tek imza ile temsil ve yönetime yetkili olduklarını, müvekkilinin 2011 yılından bu yana müdürler kurulu başkanı olduğunu, davacının diğer pay sahibi ile birlikte ticari faaliyette bulunmasının imkansız hale gelmesi dolayısıyla ortaklıktan çıkmak istediğini, bu hususun diğer paydaş tarafından da kabul edildiğini, bu amaçla mali müşavir tarafından şirketin net aktifinin hesaplandığını ve müvekkilinin hisse değerinin 2.272.993,00 TL olarak belirlendiğini ve bu tutarın müvekkiline ödenmesi konusunda uzlaşmaya varıldığını, ancak diğer paydaşın ayrılma akçesini vermeyeceğini beyan ettiğini, müvekkilinin haklarını güvence altına alabilmek amacıyla şirketin temsil yetkisini devretmediğini, …’in müvekkilinin elindeki müdürlük yetkisini almak için Antalya 3 Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde dava açtığını, taraflar arasındaki anlaşmazlıkların güven ilişkisini zedelediğini ileri sürerek, şirketin değerinin dava tarihi itibariyle belirlenmesini ve şimdilik 2.272.993,00 TL ayrılma akçesinin dava tarihinden itibaren ticari faiziyle davalıdan tahsilini, müvekkilinin davalı şirketten çıkmasına, bu talepler kabul edilmediği taktirde şirketin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müdürler kurulu başkanı olduğunu, ortadaki yetki hisse durumundan oluşan güvensizliğin kaynağının davacı olduğunu, davacının soyut bir ifade ile haklı nedenlerle ortaklıktan ayrılmak istediğini beyan ettiğini ancak haklı sebebin ne olduğunu açıklamadığını, davacının şirket işleri ile ilgilenmediğini ve temsil yetkisini de devretmediğini, Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen davanın yönetim kurulunun toplanabilmesi için mahkemeden izin talebine ilişkin olup, işbu dava ile bir ilgisni bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, amca yeğen olan ortaklar arasında çıkan şahsi anlaşmazlıklar nedeniyle şirketin yönetimi ve faaliyetinin devamı için uzun süredir bir araya gelemedikleri, bu hususun Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesine verilen dava dilekçesinde de ikrar edildiği, her bir paydaşın münferiden temsil ve ilzama yetkili oldukları ancak birbirlerine karşı güven ve sadakatlerinin kalmadığı, bu nedenle davacının haklı sebeple şirket ortaklığından çıkma talebinde bulunabileceği, TTK’nın 641/1 maddesi uyarınca, davacının ayrılma akçesini talep edebileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacının davalı şirketten haklı sebeplerle çıkmasına, davacının hissesine düşen 1.990.189,97 TL’nin faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda davacı tarafça ortaklıktan çıkmak istediğinin bildirildiği ancak herhangi bir gerekçe gösterilmediği, dava dışı ortağın şirket ortaklığından ayrılmasını kabul ettiğinin ileri sürüldüğü, cevaba cevap dilekçesinde de, taraflar arasındaki güvensizliğin ortakların yönetimsel anlaşmazlıklarından kaynaklandığının belirtildiği ancak, bu anlaşmazlıkların ne sebepten doğduğu ve anlaşmazlıkların niteliğinin gösterilmediği, haklı sebeplere ilişkin açıklama yapılıp delil bildirilmediği, davalı tarafça güvensizliğin kaynağının davacı olduğunun belirtildiği ancak haklı sebebin açıklanması gerektiğinin bildirildiği, ilk derece mahkemesince davacı ve diğer ortağın şirketin yönetimi ve faaliyetinin devamı için uzun süredir bir araya gelemedikleri, birbirlerine karşı güven ve sadakatlerinin kalmadığı gerekçesine yer verilmiş ise de, bu konuda dosya içerisinde örneği bulunan Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/640 E- 2017/321 K. sayılı dava dosyasına atıf yapmakla yetinildiği, işbu karar incelendiğinde, davacısının diğer hissedar olan …, davalıların ise, Decus İnş. Yapı ve Ltd. Şti ve …, davanın genel kurul toplantısına çağrı istemine ilişkin olduğu, davalı gerçek kişi hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddedildiği, davacının şirketi münferiden temsile yetkili müdür olması sebebiyle genel kurula çağrı isteminde bulunmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın esastan reddine karar verildiği ancak somut olayda, davacı ve dava dışı ortak şirketi münferiden temsile yetkili iki ayrı müdür olup davacı aynı zamanda müdürler kurulu başkanı sıfatına haiz olduğu, davacının şirket hakkında bilgi edinemediği, şirket toplantılarına çağrılmadığı, görevinin yaptırılmadığı, genel kurul toplantı çağrılarının akim kaldığı, şirketin zarara uğratıldığı, şirketin kötü yönetildiği şeklinde herhangi bir iddiasının da bulunmadığı, davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasını gerektirir herhangi bir somut olay ya da uyuşmazlığın ortaya konulup kanıtlanamadığı ve haklı sebep kriterinin yerine getirilmediği gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulüne, Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 05/10/2018 tarih, 2016/792 E- 2018/627 K. sayılı kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına ve esasen davacı tarafından davalı şirketin ortakları arasındaki çatışma haline ilişkin olarak dayanılan, dava dışı diğer ortak tarafından açılmış, şirket ortaklar kurulunun toplantıya çağrılması ilk talepli davadan da anlaşılacağı üzere davacının müdürler kurulu başkanı sıfatıyla gerek yönetim kurulunun gerekse de genel kurulun toplatıya çağrılması konusunda münhasıran yetkili olması hasebiyle davacı tarafça dayanılan bu anlaşmazlığın asıl sorumlusunun bizzat davacı olduğunun anlaşılmasına göre, usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 04.03.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Davalı şirket, 2 ortaklı bir limited şirket olup, ortaklar arasında şirket işlerinin yürütülmesine engel olacak derecede geçimsizlik bulunduğu sabit olmakla, davalı da davacının daha fazla kusurlu olduğunu ispat edememiş olduğundan ilk derece mahkemesince verilen çıkma kararı, çıkma payı dışında yerinde olup, İstinaf Mahkemesince çıkmanın haklı olduğunun kabulü ile, çıkma payı üzerindeki ihtilafı çözecek bir inceleme yapılması gerekirken davacının somut bir sebep göstermediği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından çoğunluğun onama kararına muhalifim. 04.03.2021