YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3450
KARAR NO : 2021/1073
KARAR TARİHİ : 10.02.2021
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21.06.2017 gün ve 2015/414 – 2017/556 sayılı kararı onayan Daire’nin 09.05.2019 gün ve 2018/1566 – 2019/3617 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davalının 18.04.2005 tarihinde müvekkili şirket nezdinde Saha Müdürü olarak çalışmaya başladığını, taahhüt ettiği iki yıllık süre dolmadan 11.08.2006 tarihinde iş akdini fesh ettiğini, bununla birlikte müvekkili şirkete rakip firmada çalışmaya başladığını, bu durumda rekabet yasağını ihlal ettiğinden işten ayrıldığı tarihteki yıllık brüt ücretinin iki katı tutarındaki tazminatı ödemesi gerektiğini belirterek 58.759,20 TL rekabet yasağı tazminatının en yüksek banka mevduat faizi uygulanmak suretiyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan taahhütnamede cezai şartın sadece davalı işçi açısından düzenlenmiş olduğu, davacı işveren açısından taahhütnamede cezai şart anlamında herhangi bir hüküm bulunmadığı, bu haliyle taahhütnamenin davalı işçi aleyhine tek taraflı yaptırım içerdiğinden yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince hukuken korunamaz nitelikte olduğu, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, kaldı ki taahhütname içeriğinde haksız rekabet yasağına ilişkin belirli bir bölge belirlenmediği, bu nedenle taahhütnamenin Anayasa’nın çalışma özgürlüğü ilkesine aykırı olduğu, haksız rekabetin varlığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Bu kez davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 31,10 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 520,95 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davacıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 10.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.