YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3741
KARAR NO : 2021/2842
KARAR TARİHİ : 24.03.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20.02.2017 tarih ve 2014/938 E. – 2017/107 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 04/07/2019 tarih ve 2018/541 E. – 2019/889 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 23.03.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. …ile davalılar vekili Av. …dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankada şahsi hesapları olduğunu, hissedarı olduğu şirketlerde ofis elemanı olarak çalışan …’ün bankacılık işlemleri ile ilgili yetkilendirilmediği halde farklı belgelerdeki ıslak imzaları başka evraka aktarıp müvekkilinin bilgisi dışında sahte evrak oluşturarak davalı bankaya faks talimatları gönderdiğini, güven kurumu olan davalı bankanın mevduat sözleşmesine aykırı hareketleriyle usulsüz işlem yapılmasına olanak tanıdığını, böylece müvekkilinin hesaplarındaki paranın 3. kişilere aktarıldığını, bu işlemler esnasında müvekkilinden teyit alınmadığını, davalı Bankanın 818 sayılı BK’nın 100. maddesi uyarınca da sorumlu olduğunu ileri sürerek uğranılan zararın karşılığı olarak şimdilik 20.000.- TL ile manevi tazminat olarak 20.000.- TL’nin 04.02.2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Mahkemece verilen süre üzerine davacı vekili, 06.01.2014 tarihli dilekçesi ile 865.246,16 TL maddi zarar ile 20.000.- TL manevi tazminatın tahsilini istemiştir.
-/-
Davalılar vekili, sözleşmede faks talimatı ile işlem yapılabileceğinin kararlaştırıldığını, davacının uzun süre faks talimatı ile işlem yaptığını, dava konusu faks talimatlarının sahte olmadığını, havale-EFT’lerin davacının şirketine gönderildiğini, 3. kişiye yapılmış bir havale/EFT’nin bulunmadığını, bir zararın doğmadığını, davacının 3 aylık sürelerle bankayı ibra ettiğini, bir an için sorumluluk kabul edilirse bile davacının da müterafik kusurunun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, faks talimatlarının davacıya ait olmadığı kabul edilse bile işlemlerin 2 yıl gibi uzun bir sürede gerçekleşmiş olduğu, bu işlemlerin oldukça yüksek meblağlar içerdiği, davacının bunların farkına varmadığı iddiasının hayatın olağan akışına aykırılık taşıdığı, işlemlere zımnen icazet verdiğinin düşünülmesi gerektiği, 60.000.- TL’lik işlem dışında davacı hesabından çekilen paraların yine davacının yöneticisi olduğu şirket hesabına aktarılıp şirkete olan borçlarından mahsup edildiği, davacı malvarlığına dahil olmuş bu paralar nedeniyle davacının zarar gördüğünün kabul edilemeyeceği, … hesabına aktarılan 60.000.- TL yönünden ise, davacının hesaplarından şirkete ve bu kişiye çok sayıda virman işlemi yapıldığı, aradan geçen uzun süre dikkate alındığında davacının bu işlemlerden haberdar olmadığı yolundaki kabulün halin icabına uygun düşmeyeceği, davacı ile davalı banka arasında bu tür işlemler bakımından bir teamül oluştuğunun kabulü gerektiği, kaldı ki, sözkonusu işlemin gişe işlemi olarak yapılmış olduğu, telefon teyidi de alındığı, faksla yapılan bir işlem olmadığı, davacının bilgisi dahilindeki bu işleme onay verdiğinin kabul edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesi’nce verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin davalı gerçek kişilere yönelik tüm, davalı Bankaya yönelik aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davacının bankadaki mevduatının usulsüz işlemlerle 3. kişilerin hesaplarına aktarıldığı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkin olup davacı, ortağı olduğu şirketin hesaplarına aktarılan tutarlar dışında 60.000.- TL’nin dava dışı …’e ödendiğini ileri sürerek bu tutarın da tahsilini istemiş, davalı banka ise …’e yapılan 60.000.- TL’nin faks talimatı ile değil şubeye ibraz edilen talimat üzerine bizzat bu kişiye gişeden teslim edildiğini, buna ilişkin evrakların ise Cumhuriyet Savcılığınca yapılan soruşturma dosyasına sunulduğunu, grafolojik inceleme için savcılık soruşturmasının beklenmesi gerektiğini, hesap yönünden davacının ibra ve muvafakatanın bulunduğunu, ayrıca teyidinin de alındığını savunmuş, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Sahtecilik ve Dolandırıcılık Bürosuna hitaben yazılmış Evrak Teslim Tutanağı başlıklı belgeyi ibraz etmiştir.
Bu durumda mahkemece, 60.000.- TL’nin dava dışı …’e ödenmesine ilişkin evrak asıllarının celbedilip talimattaki imzanın davacıya ait olup olmadığı, bu ödeme ile ilgili davacıdan teyit alınıp alınmadığı, ödemenin yapıldığı hesap yönünden davacının ibra ve muvafakatının bulunup bulunmadığı hususlarında inceleme yapılıp ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken bu yönde bir araştırma yapılmadan davacının bu işlemlerden haberdar olmamasının halin icabına uygun düşmeyeceği, davacı ile davalı banka arasında teamül oluştuğu gerekçesiyle 60.000.- TL yönünden de davanın reddine karar verilmesi yerinde olmamış, kararın bu bakımdan davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin davalı gerçek kişilere yönelik tüm, davalı Bankaya yönelik sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden (bir kısım davalılara yönelik) davacıdan alınmasına, 24.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.