YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4451
KARAR NO : 2020/3069
KARAR TARİHİ : 22.06.2020
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 05/02/2015 tarih ve 2013/234-2015/71 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 29.09.2012 tarihli adi yazılı sözleşme imzalandığını, bu sözleşmedeki taşıma ücretine mahsuben davacının davalının banka hesabına 300,00 TL kapora yatırdığını, bu sözleşmeye göre davacının ev eşyasının 29.09.2012 tarihinde Koşuyolu semtinden alınarak Namık Kemal Mahallesine taşınmasının kararlaştırıldığını, sözleşmeye göre davalının o gün sabah saat 8.00 itibariyle taşımaya başlanması gerektiğini, davacının avukat olup taşımadan bir gün sonrası olan 30.09.2012 tarihinde, bir kısmı uzak illerden gelen üniversite arkadaşlarıyla her yıl yapılmakta olan kahvaltılık toplantıya katılacak olması nedeniyle taşıma işlerinin erken saatte başlamasının son derece önemli olduğunu, bu durumun davalı firmaya iletildiğini, davalının bu konuda güvence verdiğini, taşımanın yapılması gereken 29.09.2012 tarihinde, davalı şirketin çalışanları olduğu belirtilen birkaç kişinin saat 09.30 civarında geldiklerini, ancak hiçbir şey söylemeden evden ayrıldıklarını, taşımayı yapacak olan aracın da sitenin bahçesine girip beklemeye başladığını, bu aşamada davacının davalı firma yetkilileri ile görüşme yaptığını, davalı firma yetkilisinin son derece kaba ve umarsamaz cevaplar vererek, elemanların birazdan geleceğini, davacının kendilerine hiçbir şey yapamayacağını, taşımada kullanılacak aracı da geri çekeceğini belirterek davacıyı oyaladığını, saat 13.30 olmasına rağmen nakliye işine başlanamadığını, site müdürünün, güvenlik görevlisinin ve kapıcının katılımıyla 29.09.2012 tarihli tutanağın düzenlendiğini ve sonrasında davalının bir türlü taşımaya başlamaması nedeniyle müvekkilinin başka bir firmayla anlaşma yaparak eşyaların taşınmasını sağladığını, taşınma ve yeni eve yerleşme işlemlerinin gece yarısına kadar sürdüğünü, davalının sözleşmeye uymayan, davacıya kaba davranışlar içeren davranışları sonucu bu taşımanın gerçekleşmediğini, kaporanın davacıya iade edilmediğini, davalının sözleşmeye aykırı ve aynı zaman haksız fiil niteliğindeki davranışları nedeniyle davacının manevi zarara uğradığını, davalı firma yetkilisinin oyalamaya yönelik kaba ve umursamaz tavır ve sözleri sonucunda ve ayrıca davacının katılmayı planladığı yıllık toplantıya katılamaması sonucu üzüldüğünü ve böylece manevi zarara uğradığını belirterek sonuçta, 300,00 TL kapora bedelinin ve 10.000 TL manevi tazminatın 29.09.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalıya taşıma ücreti olarak verildiği sabit görülen 300,00 TL ‘nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal temerrüt faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, TBK.114 maddesi yollamasıyla aynı yasanın 58.maddesi uyarınca manevi tazminat talebinin ise kısmen kabulüyle 2.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal temerrüt faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, manevi tazminata ilişkin fazla talebin ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2- Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, mahkemece maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, manevi zarar mal varlığında bir azalmayı değil ve fakat kişilik haklarına vaki tecavüz nedeniyle bir kimsenin duyduğu cismani ve manevi acı ve ızdırabı, elemi ve böylece yaşama zevkinde bir azalmayı ifade eder. TBK’nun 58. maddesine göre, kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Kişilik haklarına saldırıda, manevi tazminat istenebilmesi için TBK’nun 58. maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmesi gerekir. Bu şartlar ise kişilik haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve illiyet bağı bulunmasıdır (Bkz. Prof Dr. Safa Reisoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, yirminci baskı, S.202-208). Somut olayda, her ne kadar mahkemece davacının ve ailesinin, eşyalarının belirlenen günde taşınmaması, taşımanın ertesi güne kalması ve arkadaş toplantısına yetişilememesinden ötürü üzülmüş olmaları dolayısıyla manevi zarara uğradığı kabul edilmiş ise de, bu durumun MK’nun 24 ve TBK’nun 58 maddeleri anlamında kişilik haklarının ihlaline neden olacağının kabulü mümkün değildir. Her sözleşmeye aykırılık manevi tazminat gerektirmeyeceği gibi, davacı tarafça da meydana gelen olay nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiği ispat edilememiştir. Diğer yandan davacı tarafından dosyaya ibraz edilen 29.09.2012 tarihli tutanağa göre, taşımanın yapılacağı tarihte, saat 13.30’da taşımayı gerçekleştirecek araç ve şoför halen sitede bulunmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmede taşıma işlemi için herhangi bir saat belirlenmediği hususu da gözetildiğinde, davalı tarafın taşıma işlemini en azından gün içerisinde gerçekleştireceği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, davacının kişilik haklarına saldırı bulunmadığı, TBK’nun 58 maddesinde öngörülen manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gözetilmeksizin, davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu yönden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 22/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.