YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4640
KARAR NO : 2020/2667
KARAR TARİHİ : 08.06.2020
MAHKEMESİ : ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 05/03/2018 tarih ve 2016/91 E- 2018/153 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan kabulüne dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 02/07/2019 tarih ve 2018/1085 E- 2019/1394 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkillerinin Antalya’da lokum üretimi ile uğraştıklarını, davalı adına tescilli endüstriyel tasarım belgesi nedeniyle müvekkillerinin üretimlerinin kısıtlandığını, zira davalının müvekkillerine gönderdiği ihtarname ile tasarım ile korunan ürün şeklinin üretilmemesini istediğini, ancak davalı adına tescilli tasarımın yenilik ve ayırt edicilik özelliğinin bulunmadığını, meşhur ve maruf nitelikte olduğunu ileri sürerek davalı adına tescilli 2013/07123 ve 2014/03492 sayılı endüstriyel tasarımlarının hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkiline ait tasarımların yenilik ve ayırt edicilik özelliklerinin bulunduğunu, müvekkilinin tescilindeki ayırt edici özelliğin pirinç patlakları ve mısır gevrekleri olduğunu, bu kaplamanın piyasada kullanılan kaplamalardan görüntü ve ham madde olarak farklı olduğunu savunarak davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı adına tescilli tasarımların yeni ve ayırt edici olmadığı yönünde davacı tarafın dosyaya delil sunmadığı, davacı tarafın bu iddiasını ispatla yükümlü olduğu, her ne kadar 11.09.2017 tarihli bilirkişi heyetince 2013/03492 sayılı tasarımın yapılan araştırma ile ulaşılan 30.05.2008 tarihli internet sayfasındaki görsel karşısında yenilik ve ayırt edicilik koşullarını sağlamadığından hükümsüzlüğünün gerektiği yönünde görüş bildirilmiş ise de bilirkişi heyetince alınan internet çıktısı üzerine bu görüşün bildirildiği, bilirkişi heyetinin bu yöndeki görüşünün mahkemece kabul görmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Antalya Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun, dosyada mevcut bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla alınan bilirkişi raporu uyarınca davalı adına tescilli her iki endüstriyel tasarım hakkının da mutlak yenilik kriterini taşıdığı ve farklılaşarak ayırt edicilik vasfına sahip olduğu, davalı adına tescilli endüstriyel tasarım haklarının mutlak yenilik ve ayırt edicilik kriterlerine sahip olduğu, ilk derece mahkemesi kararının eksik incelemeye dayalı olarak verildiği gerekçesiyle kabulüne ilk derece mahkemesinde verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak davacılar vekilince yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, davalıya ait endüstriyel tasarımların hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup İlk Derece Mahkemesince davanın reddine dair verilen karara karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince kabulü sonrasında yapılan incelemeyle İlk Derece Mahkemesince verilen karar kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 360. maddesinin yollamasıyla 326. maddesi, kanunda yazılı haller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği hükmünü haizdir. Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin istinaf başvurusu kabul edilmiş, duruşmalı olarak inceleme yapılmış ise de, yapılan inceleme sonrasında İlk Derece Mahkemesince verilen karar kaldırılarak davacılar aleyhine davanın reddine karar verilmiştir. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince, yukarıda anılan kanuni düzenlemeler nazara alınarak yargılama giderleri ve vekalet ücretinin aleyhine hüküm verilen davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle istinaf başvurusunun kabul edildiğinden cihetle davacılar lehine yargılama giderleri ve vekalet ücreti takdiri doğru olmayıp bozmayı gerektirir ise de bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HMK’nın 370/2 maddesi uyarınca kararın davalı yararına aşağıdaki yazılı şekilde düzelterek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm kısmının 9. bendinin çıkarılarak yerine “9- Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan tüm yargılama giderlerininin davacılar üzerinde bırakılmasına” ibaresinin yazılmasına, 10. bendin hüküm kısmından tamamen çıkarılmasına, kararın hüküm kısmındaki “11” numaralı bendin bent numarasının “10” olarak, “12” numaralı bendin bent numarasının “11” olarak değiştirimesine, hükmün bu şekliyle davalı yararına DÜZELTİLEREK ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 08/06/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.