YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4688
KARAR NO : 2020/2504
KARAR TARİHİ : 01.06.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Doğubayazıt 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 17/04/2018 tarih ve 2016/465 E- 2018/120 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nce verilen 02/09/2019 tarih ve 2018/1576 E- 2019/1456 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin dava dışı Aksoylar Tarım Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti. ve Aydın Pirinç San. Tic. Ltd. Şti. ile ticari ilişkisi bulunduğunu, her iki firmanın da Terme’de olduğunu ve müvekkili şirketin kendi internet bankacılığında yapılan işlemle sehven asıl alacaklı olan Aydın Pirinç San. Tic. Ltd. Şti.’ye ödeme gönderecekken, Aksoylar Tarım Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti.’ye 02.12.2016 tarihinde 60.000,00 TL ödeme gerçekleştirdiğini, müvekkilinin davalı bankadan ödemenin iadesini istediğini, ancak banka şubesinin ilgili firmanın kendilerine borçlu olduğundan bahisle iade işlemi yapmadığını, davalı banka tarafından yapılan işleminin kanuna ve hukuka aykırı olduğunu, zira müvekkili şirketin davalı bankaya hiçbir borcunun bulunmadığı gib, bankaya borçlu olduğu belirtilen Aksoylar Tarım Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti.’ye de bir borcunun olmadığını ileri sürerek 60.000,00 TL’nin 05.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; yetki ve husumet itirazında bulunarak davacı ile dava dışı Aksoylar Ltd Şti arasında ticari bağlantı bulunduğunu, para gönderilen şirketin müvekkiline borçları nedeniyle anılan miktarın borçlara mahsuben alındığını, havalede herhangi bir açıklamanın bulunmadığını, davacının daha önce de aynı hesaba muhtelif tarihlerde ve hatta tamamen aynı açıklamalar ile para gönderdiğini, bu nedenle yapılan ödemenin gerçek bir ödeme olduğunu, davacı ile dava dışı şirketin muvazaa ile hareket ettiklerini, davacının söz konusu tutarın müvekkilinin takip alacağına mahsup edilmiş olması sebebi ile tutarı iade alabilme amacıyla para gönderme işleminin hata ile yapıldığını iddia ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; yetki itirazının yerinde olmadığı, gönderilen paraya ilişkin davacı tarafça herhangi bir açıklamanın yapılmadığı, iki gün sonra 08.12.2016 tarihinde davacının 50.000,00 TL tutarında parayı herhangi bir açıklama bulunmayan EFT ile Aydın Prinç San. Şirket’ine gönderdiği, davacı ile Aksoylar Ltd Şti arasında son olarak 06.11.2015 tarihli 1811 numaralı ve 73.603,75 TL’lik fatura düzenlendiği, davacı ile Aksoylar Ltd Şti arasında 2016 yılında ise herhangi bir faturaya ve davacı tarafından gönderilmiş bir havaleye rastlanılmadığı, davacının davasını ispat edemediği, olayda sebepsiz olarak zenginleşen tarafın dava dışı Aksoylar Ltd Şti olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Erzurum Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davacı vekilinin istinaf başvurusunun, her ne kadar davalı tarafından delil olarak dayanılan icra dosyaları ve davalı banka ile dava dışı Aksoylar Tarım Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan Genel Kredi Taahhütnamesi dosyaya getirtilmemişse de yapılan havale işlemindeki yanlışlığın davalı bankadan kaynaklanmadığı, havale edilen paranın havale alıcısının hesabına geçmekle artık bankanın bu parayı havale göndericisine veya üçüncü bir şahsa, havale alıcısının bir talimatı bulunmaksızın iade etme yetki ve sorumluluğunun bulunmadığı, davacının iade talebinin yerine getirilmemesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı, ilk derece mahkemesince verilen kararı usul ve esas yönünden kanuna uygun olduğu gerekçesiyle esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 01/06/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.