YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4731
KARAR NO : 2020/3125
KARAR TARİHİ : 23.06.2020
MAHKEMESİ : ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 04.06.2018 tarih ve 2016/292-2018/694 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı Türkom Elek. Tic. Ltd. Şti.’nin 2008 yılında davalı bankadan kullandığı kredi için verilen teminat mektubu ile ilgili olarak müvekkilinin azami 40.000,00 TL’ye kadar kefalet beyanında bulunduğunu, kredi borçlusu Türkom Elek. Tic. Ltd. Şti.’nin kredi kartı ve çek karneleri ile ilgili borçları nedeniyle hesap kat edilip asıl borçlu ile birlikte müvekkiline de ihtar gönderildiğini, ihtara konu alacak kalemleri kefaletten önce gerçekleşen borçlar olup kefalet kapsamında bulunmadığını, bankanın bloke işleminin haksız olduğunu ileri sürerek, bloke edilen 40.000,00 TL’nin faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı genel kredi sözleşmesinin 33.1 ve 41.1 maddeleri uyarınca müvekkili bankanın kredi borçlusu ve kefil olan davacının hesapları üzerinde rehin/hapis hakkı bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacı kefilin imza attığı sözleşmenin, davacı kefilin imzasının bulunmadığı diğer çek taahhütnamesi, şirket kredi kartı üyelik sözleşmesi, 21.03.2007 tarih ve 03.07.2008 tarihli genel kredi sözleşmelerini kapsamadığı, davacı kefil’in imzasının bulunduğu ve sorumlu tutulduğu 5.349,93 TL dışında sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 34.650,17TL’sının 28/09/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı bankadan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı şirketin genel kredi sözleşmesini müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kefalet kapsamında olmayan borçlardan dolayı 40.000 TL parasına bloke konulduğunu ileri sürerek, işbu davayı açmış olup, mahkemece davacı kefilin imzasının bulunmadığı çek taahhütnamesi, şirket kredi kartı üyelik sözleşmesi, 21.03.2007 tarih ve 03.07.2008 tarihli genel kredi sözleşmelerini kapsamadığı, davacı kefilinin imzasının bulunduğu 28.11.2008 tarihli genel kredi sözleşmesi gereği 5.349,33TL sorumlu tutulabileceği ve bunun dışındaki şirket borçlarından sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Oysa 28.11.2008 tarihli genel kredi sözleşmesinin 41.1 maddesi uyarınca sözleşmede kefil sıfatıyla taraf olan davacının bankaya karşı tüm mevcut ve muaccel borçlardan sorumlu olacağı, 33.1 maddesi uyarınca davalı bankanın hapis, takas, mahsup hakkı bulunduğu, 50. maddesi ile de sözleşmeye taraf olan davadışı şirketin daha önce davalı bankanın şubeleri arasında akdetmiş olduğu genel kredi sözleşmeleri ile diğer kredi sözleşmelerinin ve özel nitelikteki tüm taahhütnamelerin sözleşmenin eki olduğu, bu genel kredi sözleşmesinde yer alan yeni ve farklı hükümlerin, sözleşmenin ekinde yazılı sözleşme ve taahütnameler ve ekleri için de geçerli olduğu, son olarak 51. maddesi uyarınca da müşteri ve kefiller için 28.11.2008 tarihli genel kredi sözleşmesinin bütün maddeleri bakımından bağlayıcı kılındığı görülmektedir. Davalı bankanın 28.11.2008 tarihli genel kredi sözleşmesinin 50. maddesi gereğince daha önce dava dışı asıl borçlu şirketle akdetmiş olduğu sözleşmelere dayanarak davadışı şirketten doğmuş olan alacaklarını kefilden de talep edebileceği, davacı kefilin imzasının bulunduğu sözleşmenin 51. maddesi gereğince anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı kefilin imzasının bulunduğu sözleşmedeki hükümlere dair bu hususlar nazara alınmaksızın eksik incelemeye dayalı, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalı Garanti Bankası A.Ş’ye iadesine, 23/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.