YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4754
KARAR NO : 2021/4533
KARAR TARİHİ : 27.05.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20.04.2018 tarih ve 2016/1014 E. – 2018/398 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 11.09.2019 tarih ve 2018/876 E. – 2019/1083 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 25.05.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av…. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin yaptığı yurtdışı nakliye hizmetleri karşılığı olarak davalı borçlu şirketten toplam 41.500,00 Euro fatura alacağının olduğunu, alacağının tahsili amacıyla davalı şirkete karşı Küçükçekmece 2. İcra Müdürlüğü’nün 2016/10982 Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalı-borçlu şirketin dosya borcuna itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına davalı şirketin %20 icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin müşterilere ait tekstil ürünlerinin karayollarıyla taşınması için davacı ile anlaştığını ve taşıma işini davacıya devrettiğini, davacının hiçbir neden ileri sürmeksizin malların taşınmasını geciktirdiğini, malların gecikmesinden dolayı müşterilerinin maddi zarara uğradıklarını ve navlun ücretini ödemeyeceklerini kendilerine bildirdiklerini, teslimdeki gecikme nedeniyle müvekkilinin Hollanda’daki müşterisine dağıtımı uçakla yapmak zorunda kaldıklarını ve müvekkilinin ve müşterisinin maddi manevi zarar gördüklerini, uluslararası karayolu taşıma sözleşmesinin 26. maddesi gereğince termin aşımı durumunda araç başı günlük 200 Euro gecikme cezası uygulanacağını, müvekkilinin davacıdan alacağı toplam gecikmeden kaynaklı 29.400 Euro alacak hakkını şimdilik saklı tuttuklarını, ayrıca davacının düzenlediği faturalara karşı 18.10.2016 tarihli ve 21.10.2016 tarihli ihtarnameler ile iki kez itiraz edildiğini ve 17.10.2016 tarihli 29.400 Euro bedelli iade faturası düzenlendiğini, davacının taşımalardaki gecikmeden sorumlu olması nedeniyle navlun alacağına hak kazanmadığını, alacağın da likit olmamasından dolayı icra inkar tazminatı talebinin haksız olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca taraflar arasında takibe konu faturalara istinaden taşıma hizmetinin gecikmeli de olsa yerine getirildiği ve davacının faturada belirtilen bedellere hak kazandığı, davalı tarafça gecikmeden kaynaklı 29.400 Euro iade faturası düzenlendiği ve fakat davalı tarafça cevap dilekçesinde bu alacaklarını saklı tuttuklarını beyan etmeleri karşısında harcı yatırılarak usulüne uygun açılmış bir karşı dava da olmadığından gecikmeden kaynaklı zarar miktarı mahsup edilmeyerek taraflar arasında ihtilafsız olan faturalar nedeniyle davacının takip ve dava tarihi itibariyle davalıdan 141.560,65 TL faturaya dayalı hesap alacağının bulunduğu gerekçesiyle davalının itirazının iptaline alacak likit olduğundan hükmedilen miktarın % 20’si oranında İİK’nın 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince dosya üzerinden yapılan incelemede, CMR Konvansiyonu’nun 23’üncü madde hükmünde, gecikmenin ayrıca bir zarara neden olması halinde, navlun ücretiyle sınırlı olarak taşıyanın sorumluluğunun düzenlendiği, gecikme halinde taşıyanın navlun ücretine hak kazanmayacağı gibi bir düzenlemeye yer verilmediği, davalı vekilinin BK.143/1 maddesine uygun şekilde takas mahsup talebine yönelik iradesini görülmekte olan dava sırasında davacı tarafa bildirmediği, CMR 27 maddesindeki %5 oranındaki faiz talebinin döviz cinsinden hüküm altına alınması halinde uygulama alanı bulacağı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 7.252,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 27.05.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.