YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4790
KARAR NO : 2020/3650
KARAR TARİHİ : 29.09.2020
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 16.04.2019 tarih ve 2018/812-2019/68 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının, müvekkili aleyhine faturaya dayalı icra takibi başlattığını, ancak faturaya konu tutarın …-Elensari Adi Ortaklığı tarafından ödendiğini, müvekkilinin davalıya borcununu bulunmadığını, adi ortaklığın borcundan dolayı müvekkili aleyhine takip yapılamayacağını ileri sürerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, kötüniyet tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ticaret mahkemlerinin görevli olduğunu, ödemeye ilişkin delillerin sunulması gerektiğini, adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından takibin adi ortaklığı oluşturan şirketler aleyhine yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davaya dayanak Mersin 3. İcra Müdürlüğü’nün 2013/10272 Esas sayılı takip dosyası alacaklısı davalı …’un alacağın 21.600,00 TL sini tahsil ettiği, takip borçlusu davacı şirketten davalı takip alacaklısının takip tarihi itibariyle 8.800,00 TL alacağının olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacı şirketin Mersin 3. İcra Müdürlüğü’nün 2013/10272 esas sayılı takip dosyasında 100,00 TL’lik miktar yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının 8.800,00 TL’lik miktar yönünden davasının reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Karar tarihinde yürürlükte bulunan HUMK’nın 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2. maddesi hükmüne göre, miktar veya değeri 1.000,00 TL’yi geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar kesindir. Bu miktar, karar tarihi olan 16.04.2019 tarihi itibariyle 3.200,00 TL’dir. Mahkemece, yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulü ile davacının 100,00 TL’lik miktar yönünden borçlu olmadığına karar verilmiştir. Bu durumda, kabul edilen dava değeri, yukarıda anılan madde hükmüne göre davalı yönünden temyiz sınırının altında kalmaktadır. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün, 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da temyiz isteminin reddine karar verilebileceğinden, davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, (2) nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİ ile kararın ONANMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, istek halinde aşağıda yazılı 95,90 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine, 29.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.