YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4806
KARAR NO : 2021/4947
KARAR TARİHİ : 09.06.2021
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 18.07.2019 tarih ve 2014/58-2019/771 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 01.06.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ithal edeceği araçları üzerine kâr koyup Yunanistan’daki dava dışı firmaya satma hususunda ilgililerle anlaştığını, amir Yunanistan bankası … AE’nin davalı nezdinde müvekkili lehine 1.222.773.- EURO tutarında akreditif açtığını, bu akreditifin değiştirilmesiyle amir bankanın akreditif vadesinin 05.11.2007 tarihine, yükleme tarihinin 20.10.2007’ye uzatıldığını davalı bankaya bildirildiğini, davalı tarafından bu mesajın ancak 24.10.2007 tarihinde müvekkiline aktarıldığını, bankanın akreditif metnindeki değişikliği davacıya süresi içinde bildirmemesine bağlı olarak müvekkilinin vadesinde yüklemeyi yapamadığını, akreditifin iptal edildiğini, amir firma ve amir bankanın müvekkilini suçladığını, sadece bu ticari ilişkiyi değil imzalanan sözleşmeler gereği bundan sonraki tüm ticari ilişki ve işlemleri iptal ettiğini, müvekkilinin yalnızca bu akreditif işlemi sebebiyle davalı bankaya 472,50 TL komisyon, tedarikçi şirkete 75.000.- EURO depozito ödediğini, tedarikçinin ayrıca müvekkili ile sözleşmesi uyarınca 305.693,25 EURO cezai şart istediğini, müvekkilinin bu ticari ilişkiden kazanacağı 183.416.- EURO’dan mahrum kaldığını ileri sürerek davacının uğradığı tüm maddi zararın tespitini, bu zarardan şimdilik 75.000.- EURO’nun ve 50.000.- EURO manevi tazminatın işlem tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili, 15.02.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile, 325.000.- EURO’nun 14.12.2007 temerrüt tarihindeki kur karşılığı olan 557.505.- TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini istemiştir. Davacı vekili, 05.04.2011 tarihli açıklama dilekçesinde, bilirkişi tarafından müvekkilinin 183.415,95 EURO kâr mahrumiyeti, 275.000.- EURO cezai şart ödemesinden kaynaklı 458.415,95 EURO zarara uğradığının tespit edildiğini, ıslah ile istenen 325.000.- EURO’nun 183.415,95 EURO kâr mahrumiyeti zararı ile 141.584,05 EURO’nun cezai şart bedelinin bir kısmı olduğunu, fazla dair hakların saklı tutulduğunu beyan etmiştir.
Davalı vekili, …’ın swift mesajında ithalatçı Delper Ltd. adına, 30.09.2007 vadeli, 1.222.773 EURO tutarında bir ihracat akreditifi açıldığını belirttiğini, 01.10.2007 tarihinde …’ın 2. düzeltme mesajında yükleme vadesinin 20.10.2007, akreditif vadesinin 05.11.2007 olarak değiştiği bilgisi geçildiğini, dava konusu akreditifin 30.09.2007 tarihinde son bulduğunu, bu tarihten sonra hukuki geçerliliğini tamamen yitirdiğini, müvekkiline atfedilmek istenen kusur ile davacının uğradığını iddia ettiği zarar arasında illiyet bağının bulunmadığını, peşinat ödendiği iddiasına dair bir dekont sunulmadığını, zarar iddiasına konu işlemlerin fiktif nitelik taşıdığını, UCP hükümlerinde akreditifteki değişiklikleri lehtara süresinde veya hiç ihbar etmeyen ihbar bankasının lehtara karşı bir sorumluluğunun olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının satıcı ve akreditifin lehtarı, davalının ise alıcının bankası akreditif açan Yunanistan’da yerleşik amir …’ın ihbar edeni olduğu hususunda ihtilaf bulunmadığı, davalının dava dışı amir banka ile bir vekalet ilişkisine girdiği, davacının akreditifteki değişiklikten bilgisi olduğuna dair beyanları da dikkate alındığında, değişiklik bildiriminin sadece bildirici bir etkisi olacağı, davacının yükleme ve ödeme gününü bildiğine, yükleme ve ödeme gününün kendi bilgisi dahilinde değiştiğini kabul etmesine göre, ondan beklenilenin bu akreditife konu ticari ilişki gereği olan alım satıma konu araçları, Amerika’dan aldığı firmadan yükletip, dava dışı Yunanistan’daki alıcısına teslimi için gerekeni yapması ve ödeme için de amir bankayı harekete geçirecek hareketlere girişmesi gerektiği, bu yönde bir delilin sunulmadığı, davacının cezai şart ödediği ve depozitosuna el konulduğu, kârdan mahrum kaldığı iddiasının soyut ve her zaman düzenlenebilecek belgelerle ileri sürüldüğü, bu itibarla talebinin yerinde görülmediği, taraflar arasında sözleşme ilişkisi kurulmadığı, ilk ihbarın yapılmış olmasının sözleşme ilişkisi doğurmayacağı, kanundan doğan bir ilişki de bulunmadığı, bir an için davacının bildirdiği zarar kalemlerinin doğru olduğu kabul edilse bile, buna davalının sebep olduğunun ispatlanamadığı, varsa zararın doğmasına davacının kusurunun sebep olduğuna kanaat getirildiği, manevi tazminat davasının korunduğu, davanın ıslah ile artırılmasının ise sadece maddi tazminat talebine ilişkin olduğu, toplamda 325.000.- Euro olarak gösterilen ıslah miktarındaki davasının manevi tazminat kısmı düşüldüğünde bakiye 275.000.- Euro’luk kısmının maddi tazminat talebi olduğuna kanaat getirildiği gerekçesiyle davacının 50.000.- Euro manevi, 275.000 Euro.- maddi tazminata ilişkin davasının reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 09.06.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
1- Dava, akreditif ilişkisinde davalı muhabir bankanın akreditif koşullarının değiştirildiğini davacı akreditif alacaklısına bildirmemesinden doğan zararın tazmini istemine ilişkindir.
2- Somut olayda, davacının yine yurtdışından temin edeceği araçları dava dışı Yunan şirketine ihraç etme konusunda anlaştıkları, Yunan uyruklu Delper Ltd. şirketinin, belirli bir vadeye kadar sözleşmeye konu malların Yunanistan’a getirilip kendilerine teslimi halinde, mal bedeline mukabil dava dışı …’ta akreditif hesabı açtırdığı, bu bankanın (amir banka) da davalı … Bankasını (Fortisbank) muhabir banka olarak seçtiği hususunda taraflar arasında bir çekişme bulunmamaktadır.
3- Davaya konu alım-satım ilişkisi kapsamında Alphabank’ın, Yunan Delper Ltd.’ye 07.08.2007 tarihinde akreditif kredisi açtığı, ihracat akreditifini davacıya ihbar etmek üzere Türkiye’deki davalı bankayı seçtiği, 13.08.2007’de düzeltme yapıldığı ve davalı muhabir bankanın 2 gün içinde akredifi davacıya ihbar etmesinden sonra, davacının bu uğurda malları temin edeceği ABD’deki şirkete bir takım ödemelerde bulunduğu ve malların alıcısı Delper Ltd.’den ödemeler aldığı, Delper’in talebi üzerine Alphabank tarafından 01.10.2007 tarihinde, akreditif vadesinin 05.11.2007’ye, malların yükleme vadesinin 20.10.2007’ye uzatıldığını muhabir bankaya bildirdiği, Delper Ltd.’nin de haricen davacıyı bilgilendirdiği, davacının bunun üzerine ABD’dek malları temin edecek satıcı firma ile bu uğurda görüşmeler sonucu ek sözleşme yaptığı, ancak muhabir tarafından resmi olarak bilgilendirilmek için davalı bankaya mütaddit defalar gitmesine rağmen, Delper’in haricen söylediği vade uzatımını bir türlü davacı tarafa ihbar etmediği, ancak malların yükleme vadesi geçtikten ve akreditif geçersiz hale geldikten sonra 24.10.2007 tarihinde akreditif vadesinin uzatıldığını davacıya bildirdiği dosyadaki belgelerle sabittir.
4- Akreditif ilişkisinde, akreditifin lehtarı davacı ile muhabir banka arasında her hangi bir sözleşme ilişkisi bulunmamakla birlikte, muhabir banka, amir bankadan aldığı ve iletilmesi gereken tüm bilgileri zamanında, gecikmeksizin, gerçeğe uygun şekilde lehtara iletmek konusunda amir bankaya karşı sorumludur. Davalı muhabir bankanın lehtara karşı sözleşmesel bir sorumluluğu yok ise de, MK 2’deki dürüstlük kuralları çerçevesinde haksız fiil hükümleri uyarınca davacı lehtara karşı sorumluluğu bulunmaktadır (V. Doğan, Akreditif, s. 226).
5- Davalı bankanın, amir bankaya karşı sözleşmesel olarak yüklendiği, davaya konu akreditifle ilgili bilgilendirmeyi süresinde ve tüm ısrarlara karşı davacıya bildirmeyip, ancak akreditif vadesi geçtikten sonra bildirimde bulunması MK 2’deki dürüstlük kurallarına açıkça aykırıdır. Davacı, akreditif ilişkisine güvenle bir çok sözleşme görüşmesi ile bu uğurda bir kısım ödemeler yapmış olmakla fiilen zarar da gördüğünden, haksız fiil hükümleri doğrultusunda zararlarının karşılanması gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan, davanın reddine dair kararı onayan Daire çoğunluğunun görüşlerine katılmıyoruz.