YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4949
KARAR NO : 2021/4893
KARAR TARİHİ : 08.06.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Manavgat 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 10.10.2017 tarih ve 2013/377 E. – 2017/644 K. sayılı kararın asıl davada davacı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 02.07.2019 tarih ve 2018/1252 E. – 2019/1389 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak asıl ve birleşen davada davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 08.06.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı … vekili Av. …, davalı Side Turizm vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada ve birleşen davada davacı vekilleri ayrı ayrı, müvekkillerinin davalı şirket ortağı olduğunu, şirketin 12.08.2013 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında şirketin dağıtılabilir geçmiş yıl karlarının 40.388.810,41 TL olduğu, yönetim kurulu başkanı tarafından bildirildikten sonra 2 nolu karar ile kullanılmış ve kullanılacak olan krediler, finans sektöründe yaşanan kırgınlıklar ve yatırım planları da gözönüne alınarak şirketin geçmiş yıl kârlarından 800.000,00 TL’nin yasal kesintiler yapıldıktan sonra 2013 yılı içinde hissedarlara kâr payı olarak dağıtılmasına karar verildiğini, kararın kanuna ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek, 12.08.2013 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 2 nolu kararın iptaline karar verilmesini dava etmişlerdir.
Asıl ve birleşen davada davalı şirket vekili, davacının duygusal nedenlerle azınlıkta olmasına rağmen çoğunluğu yönetmek istediğini, şirketin tutarlı şekilde kâr dağıtımı yaptığını, davaya konu kar dağıtımına ilişkin kararın şirketin geleceğini düşünerek alındığını, günümüzün ekonomik koşullarında dağıtılan kâr miktarının oldukça yüksek olduğunu, davacının 24.03.2014 tarihli genel kurulda kâr payı dağıtılması ve kalan kısmın şirket bünyesine bırakılmasına ilişkin 6 nolu karar ile ilgili olumlu oy kullanması karşısında davanın konusuz kaldığını savunarak davaların reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince idda, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca iptali istenen kararın şirket esas sözleşmesine ve dürüstlük kurallarına aykırı olmadığı, kanuna aykırılık oluşturmadığı, usulüne uygun yapılan ve çoğunluk oyları ile kabul edilen dava konusu genel kurul kararında şirket ortaklarına 800.000,00 TL kâr payı dağıtılmasına, bakiye kar payının şirket bünyesinde tutulmasına ilişkin genel kurul kararının iptal sebeplerinin gerçekleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, asıl davada davacı … vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, şirketin otel yatırımı ve mevcut işletmelerin yenileme çalışmaları yapılacağına ilişkin açıklaması değerlendirildiğinde şirketin 2012 yılında amortismanlar sonrası 20.352.881,00 TL yatırım yaptığı, en fazla yatırım yapılan 2012 yılı olup, bu yıldaki şirketin karlılık tutarının da yüksek olduğu, 2006 yılından 2013 yılına kadar olan dönemde 2006, 2009, 2011 yıllarında ve dava tarihinden sonra yapılan 24.03.2014 tarihli genel kurul toplantılarında kâr payı dağıtılmasına karar verildiği, davaya konu kararın alındığı genel kurul toplantısında hangi yenilemelerin yapılacağı ve ne kadar para ihtiyacı olduğuna ilişkin somut açıklamaları yapılmadığı, şirketin 2013 yılından sonraki yıllarda yatırım harcamalarına bakıldığında yatırım ve yenileme harcamalarının çok yüksek tutarda olmadığı, şirketin yüksek miktarda birikmiş kârı varken tüm ortakların yönetim kurulunun yıllık aldığı huzur hakkından daha az kâr payı almasının hakkaniyete uygun olmadığı, dava konusu kararın esas sözleşmeye, kanuna ve dürüstlük ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle asıl davanın davacısı … vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca esastan kabulüne, Manavgat 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatı ile) 10.10.2017 tarih ve 2013/377 Esas – 2017/644 Karar sayılı kararının davacı … yönünden kaldırılmasına, asıl davanın kabulü ile, davalı …’nin 12.08.2013 tarihli genel kurulda alınan kâr payı dağıtımına ilişkin 2 nolu kararın iptaline, bu dosya ile birleşen Manavgat 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin (Ticaret Mahkemesi Sıfatı ile) 2013/446 Esas sayılı dosyasında açılan dava ile ilgili ilk derece mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulmadığından, birleşen dosya ile ilgili yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davalı şirket vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davalı şirket vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleşen davada davalıdan alınarak, asıl davada davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl ve birleşen davada davalı şirketten alınmasına, 08.06.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.