Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/5085 E. 2021/4948 K. 09.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5085
KARAR NO : 2021/4948
KARAR TARİHİ : 09.06.2021

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 14.05.2019 tarih ve 2015/774- 2019/468 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 08.06.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av…. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin toplam bedeli 81.820.-TL olan 3 adet çeki günü geldiğinde tahsil edilmek üzere davalı bankaya teslim bordrosu düzenlenmek suretiyle emanete verdiğini, ödeme günleri geldiği halde çek bedellerinin hesaba işlenmediğini gören müvekkilinin davalı banka çalışanları hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, haricen edindikleri bilgilere göre şube müdürünün kredi verdiği dava dışı …’in ödemeleri riske girince bu çekleri de anılan kredinin teminatı olarak gösterdiğini ileri sürerek şimdilik 10.000.-TL’nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili, 07.06.2012 havale tarihli dilekçesi ile 81.820.-TL’nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, çeklerin müvekkilinin kredi borçlusu … tarafından cirolanıp teslim edildiğini, ibrazında ödenmeyen çeklere dayalı olarak takip başlatıldığını, müvekkilinin müşterisi olan davacının dayandığı çek tevdi bordrosunun her zaman düzenlenebileceğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu çeklere ilişkin olduğu iddia edilen çek tevdi bordrosunun tarihi 14.01.2009 olarak gözükmekte ise de çeklerin 05.03.2009 tarihinde davalı banka resmi kayıtlarına intikal ettiği, normal koşullarda davalı banka antetli kağıtların kullanılması gereken tevdi bordrolarında TÜRKSAR A.Ş. antetli kağıtların kullanıldığı, çeklerin TÜRKSAR A.Ş.’den alınmış olduğu kanaatine varıldığı, yine dava dışı … tarafından davalı bankaya tevdii edilen bir kısım çeklerde de TÜRKSAR A.Ş. antetli kağıtların, bir kısmında ise davalı banka antetli çek tevdi bordrolarının kullanıldığının görüldüğü, tüm delillerin değerlendirilmesinde dava konusu çeklerin tarafından davalı bankaya tevdi edildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, toplam bedeli 81.820.- TL olan 3 adet çekin günü geldiğinde tahsil edilmesi için davalı bankaya çek tevdii bordrosu karşılığında teslim edildiğini, davalının bu çekleri 3. kişinin kullandığı kredinin teminatı olarak gösterdiğini ileri sürerek anılan çeklerin bedellerinin tahsilini istemiştir. Davalı vekili ise davacının cirosundan sonra dava dışı …’in de ciroladığı çeklerin … tarafından bankaya teslim edildiğini savunmuştur. Mahkemeye ibraz edilen 01.11.2018 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunun Bulgular ve Sonuç başlıklı 6.1. maddesinde “İnceleme konusu Yapı ve Kredi Bankası ile Türkiye Finansbank’a ait çeklerin arka yüzlerinde …’e atfen atılı imzaların alt taraflarında mevcut olan imzalar ile çakıştıkları bölümlerinde, alt taraftaki imzaları çiğnemiş oldukları tespit edildiklerinden, mevcut yerlerine alt taraftaki imzalardan sonra atılmış oldukları,” bildirilmiş olup mahkemece, Adli Tıp Kurumunun bu tespiti hakkında bir değerlendirme yapılmamıştır. Öte yandan davacı vekili, 17.11.2011 tarihli dilekçe ekinde 14.01.2009 tarihli çek teslim bordrosunun aslının sunulduğu belirtilerek bordronun kasada saklanmasını istemiş, Adli Tıp Kurumu tarafından bu bordro fotokopi olduğu gerekçesiyle incelenmemiştir. Davalı bankanın bu belge üzerine kaşe basıp imza attığını ileri süren davacı vekili belgenin yeniden incelenmesini talep etmiştir. Nitekim 11.05.2012 tarihli bilirkişi raporunda söz konusu belge aslının ortasında Anadolubank A.Ş. Topçular Şubesi kaşesi üzerinde tek bir paraf şeklinde imzanın bulunduğunun tespit olunduğu belirtilmiştir. Davalı vekili tarafından, davacının elindeki tevdi bordrosunun her zaman düzenlenebileceği iddia edilmişse de davalı banka müfettişince düzenlenen raporda davacının şikayetine konu çekler için davacı imzalı ve üzerinde davacının hesap numaralarının yazılı olduğu çek tevdi bordrosunun şube nezdinde de bulunduğu belirtilmiştir. Bu bakımdan anılan çek tevdi bordrosunun da değerlendirilerek ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde olmamış, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 09.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.