YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5130
KARAR NO : 2020/3219
KARAR TARİHİ : 25.06.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20/02/2018 tarih ve 2014/223 E- 2018/180 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 02/10/2019 tarih ve 2018/999 E- 2019/1280 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalının 20 yıldır arkadaş olduklarını, davalının emeklilik ikramiyesini değerlendirmek istediğini belirtmesi üzerine müvekkilinin dava dışı Klinik Sağlık Hizmetleri A.Ş.’de % 5 hissesi olan bir arkadaşının hissesini davalının satın alması için aracılık ettiğini ve devrin gerçekleştiğini, devir işlemi için davalının müvekkiline 95.000 TL para verdiğini, müvekkilinin de bu işlemler gerçekleşinceye kadar iyiniyet çerçevesinde davaya konu 95.000 TL senedi davalıya teminat olarak verdiğini, hisse devir işlemi gerçekleştikten bir müddet sonra davalının müvekkilini dolandırıcıkla suçladığını ve müvekkili hakkında ceza davası açıldığını, müvekkilinin bu davada beraat ettiğini, söz konusu ceza davasında davalının ifadesinde söz konusu senedi hisse devri için verdiği paraya karşılık teminat olarak almış olduğunu ikrar ettiğini ileri sürerek, davaya konu senedin teminat senedi ve bedelsiz olduğunun tespitine, söz konusu senet dolayısıyla borçlu olmadıklarının tespitine, dava sonunda dava konusu senedin bedelsiz olarak taraflarına iadesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili, söz konusu senedin davacıya verilen borç paraya karşılık alındığını, ayrıca borcun verildiği dönemde davalı emekli olduğu için iş yapmak istediğini davacıya beyanı üzerine davacının dava dışı Klinik Sağlık Hizmetleri A.Ş şirket ortaklarından olan bir arkadaşının hissesini almasını ısrarla tavsiye ettiğini, davalı parası olmadığını beyan etmesine karşın davacının ısrarla bedelsiz alabileceğini belirtmesi üzerine davalının hisseyi bila bedel aldığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; takibe konu ve dava edilen senedin teminat senedi olarak verildiğini gösterir taraflar arasında yazılı bir sözleşme mevcut olmadığını, senet metninden de takibe konu senedin teminat senedi olarak verildiğinin belirtilmediği, her ne kadar davacı yana dava dışı şirkete ortak olmak için verildiği belirtilen 95.000,00 TL’nin davalı tarafından peyder pey teslim edildiği anlaşılmış ise de, dava konusu senedin bu hukuki ilişkinin teminatı olarak verilip düzenlendiğinin somut kanıtlarla ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davalının Üsküdar CBS.’ye verdiği şikayet dilekçesindeki beyanı ve İstanbul Anadolu 5 Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2012/230 Esas, 2013/336 Karar sayılı dosyasında katılan sıfatıyla verdiği ifadesinde davacıya verilen 95.000.-TL’nin dava dışı şirkete ortak olmak için verildiği, davalının şirkete ortak olduğu ve davalı emrine düzenlenen bononun bu hukuki ilişkinin teminatını teşkil etmek üzere düzenlenip verildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, davaya konu bonodan dolayı İİK 72. maddesi uyarınca davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davaya konu bononun dava dışı üçüncü kişiye ciro edildiği anlaşıldığından koşulları bulunmayan iade talebinin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4.867,05 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 25/06/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.