Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/5243 E. 2021/5305 K. 22.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5243
KARAR NO : 2021/5305
KARAR TARİHİ : 22.06.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17.10.2017 tarih ve 2013/240 E- 2017/464 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulü ile kararın kaldırılarak yeniden hüküm verilmesine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 11.09.2019 tarih ve 2018/392 E- 2019/828 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından duruşmalı, davacı vekili tarafından duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 22.06.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 6114 sayılı Kanun uyarınca YÖK kararlarına veya ilgili mevzuat hükümlerine dayanarak, Kanun’da belirtilen alanlarda adayların puan sıralamasına göre tespiti veya yerleştirilmesi ile yükseköğretim kurumlarında atama veya yükselmelerde esas alınan sınavlar olmak üzere, ulusal ve uluslararası her türlü bilim, yetenek veya yabancı dil sınavları ile gerektiğinde yerleştirme işlemlerini yapmak hususunda yetkilendirildiğini, müvekkilin yayıncı şirketler ile yapılan sözleşmeler kapsamında sınav sorularının basımı, dağıtımı ve satışını kapsayan çoğaltma ve yayma haklarını, sözleşme süresiyle sınırlı olmak kaydıyla yayıncılara devrettiğini, dava konusunun “Çıkmış TUS Soruları Serisi” adı altında yayımlanan, içinde o yıla ait TUS sorularının yer aldığı 17 adet seri kitap olduğunu ileri sürerek, FSEK’in 66. maddesi uyarınca tecavüzün refine, 69. maddesi uyarınca tecavüzün menine, 68. maddesi gereğince 362.250,00 TL telif tazminatının, 70. maddesi gereğince HMK’nın 107/2. maddesi de dikkate alınarak şimdilik 100.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ÖSYM’nin sınav sorularını ticari amaçla değil, bir kamu hizmetinin yerine getirilmesi için çoğaltıp yayınladığını, bu soruların bedelinin zaten sınava girenlerden alınan sınav ücreti ile temin edildiğini, ayrıca bu soruların hiçbir ücret alınmaksızın internet sitesinden de yayınlanarak aleniyet kazandığını, davaya konu eserler incelendiğinde, ÖSYM’nin eser olarak adlandırılabilecek olan soru kitapçıklarından farklı bir şekilde düzenleme yapıldığının görüleceğini, buna göre eserlerde kaynak gösterilmek suretiyle sorulara yer verildiğini, ancak bundan sonra da bu sorulara ilişkin uzun açıklamaların yer aldığını ve bu açıklamaların da ÖSYM ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını, müvekkil şirketin dava açıldıktan sonra davaya konu eserlerin mali haklarını da devraldığını ve davacıya 199.750,00 TL ödediğini, dolayısıyla davanın konusuz kaldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davaya konu “Tüm TUS Soruları” adlı kitapta, 2013 Nisan TUS soruları ve detaylı açıklamalarına yer verildiği, soruların hazırlayan kişilerin hususiyetini yansıtan, yazı ile ifade edilen fikir ürünü olduğu, dolayısıyla FSEK l/B ve 2.maddesi kapsamında ilim ve edebiyat eseri niteliğinde değerlendirilmesi gerektiği, eser sahiplerini bir araya getiren kurum olması nedeniyle, FSEK 10/son maddesi uyarınca sorular üzerindeki mali hakları kullanma yetkisinin davacıya ait olduğu, davalının işleme, çoğaltma ve yayma haklarını ihlal ettiği, davacı ile davalı arasında davaya konu eylemler gerçekleştikten sonra aynı konuya ilişkin sözleşme ilişkisinin kurulduğu, davalının aynı konulara ilişkin sözleşme ilişkisi kurulması gerektiğini bildiğinden, davacı tarafından yapılan uzmanlık sınavına ait soruların basın ve yayımına ilişkin hakları devralmak için 24.12.2013 tarihinde davacı ile sözleşme ilişkisi kurduğu, davalının dava konusu bu eylemi gerçekleştirirken davalı ile arasında sözleşme ilişkisi olmadığını bildiği, taraflar arasında dava açıldıktan sonra sözleşme ilişkisi kurulmasının, dava tarihinden önce davalı tarafından yapılan eylemleri hukuka uygun hale getirmediği, eserlerin izinsiz basımı ve satışa sunulması ile de davacının maddi yararlardan yoksun kalmış olacağı, 6098 sayılı TBK’nun 50/2 maddesi gereğince, uğranılan zararın miktarı tam olarak tespit edilemediğinden, olayların olağan akışını, davalının dosya kapsamında sabit olan eylemleri ve sözleşme bulunmamasına rağmen basım ve yayına devam etmesi, hukuka aykırı bu eylemlerinden sonra davalı ile sözleşme ilişkisi kurması gözönünde tutularak, zararın miktarının hakkaniyete uygun şekilde takdiren belirlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, dava konusu “Çıkmış Tus Soruları Serisi-17 Kitap” isimli tıpta uzmanlık sorularının yer aldığı 17 adet kitap yayımı ile davacının eserine davalı tarafından yapılan tecavüzün men’i ve ref’ine, FSEK’in 68. maddesi uyarınca 9.075,00 TL telif tazminatının dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, FSEK’in 70/2 maddesi gereğince 20.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya dair istemlerin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; uyuşmazlık, özü itibariyle haksız fiilden kaynaklandığından, yalnızca davalının kullandığı ispatlanan sorulara ilişkin olarak davacı ile sözleşme yapması halinde isteyebileceği bedelin tespitinin gerektiği, bu nedenlerle, taraflar arasındaki 24.12.2013 tarihli sözleşmenin somut olay yönünden emsal teşkil etmeyeceği, davacının TUS soruları üzerindeki mali haklarını bir bütün olarak devrettiği, branşa göre mali hak devri yapmadığı, davalı yayınlarının sadece mali hakları davacıya ait olan sorulardan oluşmayıp, ayrıca bu soruların çözümlerini ve açıklamalarını içerdiği gibi hususlar bir bütün olarak gözetildiğinde, zararın miktarının tam olarak tespitinin mümkün olamayacağı, davalı tarafından izinsiz olarak kullanılan soruların niteliği, 2004 yılından beri tecavüzün devam etmesi, kitapların baskı adetleri, ihlal edilen mali hakkın türleri, ihlalin tüm Türkiye çapında gerçekleşmesi gibi hususlar gözetildiğinde, TBK’nın 50. maddesi uyarınca taraflar arasında sözleşme yapılsaydı davacının tüm baskılar için toplam 75.000,00 TL isteyebileceği, FSEK’in 68. maddesi uyarınca bu miktarın üç katının 225.000,00 TL edeceği, davacı ayrıca FSEK’in 70/2. maddesi uyarınca tazminat talebinde de bulunmuş ise de, zararın varlığı ispat edilemediğinden davacının FSEK’in 70/2. maddesine dayalı talebinin reddi gerektiği kanaatiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile 5846 sayılı FSEK’in 68. maddesi uyarınca üç kat toplam 225.000,00 TL telif tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davalı tarafından gerçekleştirilen tecavüzün bu şekilde ref’ine, fazlaya ilişkin telif tazminatı talebinin reddine, davacının FSEK’in 69. maddesi uyarınca tecavüzün men’i ve 5846 sayılı FSEK’in 70/2 maddesi uyarınca maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, FSEK kapsamında eserden doğan mali haklara vaki tecavüzün tespiti, men’i, ref’i ile FSEK’in 68. maddesi uyarınca telif tazminatı ile FSEK 70/2. maddesi uyarınca maddi tazminat istemine ilişkindir.
Ilk derece mahkemesince yapılan yargılamada, dava açıldıktan sonra taraflar arasında yapılan lisans sözleşmesi emsal alınarak davalı tarafından yayınlanan 2013 Nisan TUS Soruları kitabının son basım tarihi ile dava tarihi arasında geçen altı aylık süre için tazminat hesabının yapıldığı 09.03.2015 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınmış ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince taraflar arasındaki sözleşme sonraki tarihli olduğundan emsal olarak kabul edilemeyeceği, somut olayda davacının zararının tam olarak tespitinin mümkün olmadığı gerekçesiyle telif tazminatı TBK. m. 50/2. hükmü uyarınca takdiren belirlenmiş ve ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılarak davanın kısmen kabulü ile FSEK m. 68. hükmü gereği üç kat oranında (75.000,00 TLx3) 225.000,00 TL telif tazminatına hükmedilmiştir.
Her nekadar davacı ÖSYM’nin mali hak sahibi olduğu geçmiş yıllarda çıkmış TUS soruları, aralarında herhangi bir sözleşme olmaksızın davalı tarafça haksız olarak kullanılmış ve davacının yasal hakları ihlal edilmiş ise de, taraflar arasında, dava tarihinden sonra 24.12.2013 tarihinde 1987’den itibaren tüm TUS ve YDUS sorularını da kapsar şekilde 5 yıl süreli ve sınırsız kullanım hakkı veren mali hak devir sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sözleşme ile 1987-2012 yıllarını kapsayan tüm soruların 5 yıl süre ile sınırsız kullanması için 199.750,00TL bedel kararlaştırılmıştır. Anlaşıldığına göre dava açıldıktan sonra tarafların iradesi böyle tecelli ettiğine ve başkada emsal lisans sözleşmesi bulunmadığına göre anılan sözleşme emsal alınıp, tüm soruların 5 yıl kullanım için kararlaştırılan lisans bedeli, tecavüzün vuku bulunduğu tarihlere uyarlanarak 5’şer yıllık periyodik dönemlerin başlangıçlarına göre bedel belirlenip, böylece belirlenecek bedel tüm sorulara ilişkin olacağından, somut olayda dava konusu edilen 2004-2013 tarihleri arasındaki tüm TUS sınav soruları arasından yayınlanan soru sayısına oranlanarak telif bedelinin bulunması, FSEK m. 68 kapsamında FSEK tazminatın belirlenmesi ve talebe göre dava tarihinden itibaren faiz işletilecek şekilde hüküm kurulması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Kabule göre de; FSEK 68. maddesi kapsamında tazminat talep edildiği durumlarda mahkemece verilen hüküm ile artık hak sahibi ile haksız kullanımla ihlalde bulunan kişi arasında farazi bir sözleşme kurulduğu kabul edildiğinden, davacının ref talebinin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi de doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3- Dava dilekçesinde davacı vekili, FSEK m. 70/1 hükmü uyarınca 100.000,00 TL maddi tazminat talep etmiş ve toplam dava değerini 462.250,00TL göstermiştir. Mahkemece davacının FSEK m. 70/2. hükmü kapsamında talep ettiği maddi tazminat talebi ise reddedilmiştir. Bu durumda, davalı lehine reddedilen tutar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, davacının talebi hususunda yanılgıya düşülerek eksik vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru olmamış, davalı yararına bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının taraflar yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı yararına BOZULMASINA, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan alınarak yekdiğerine verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 22.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.