Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/5248 E. 2020/3139 K. 24.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5248
KARAR NO : 2020/3139
KARAR TARİHİ : 24.06.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy(Kapatılan) 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/03/2017 tarih ve 2016/38 E- 2017/81 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 21/10/2019 tarih ve 2017/2675 E- 2019/2218 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket adına tescilli ” İHLAS” tanınmış markasının bulunduğunu, aynı zamanda bu ibarenin müvekkilinin unvanının ayırt edici unusuru olduğunu, davalı tarafın müvekkilinin ticaret unvanına ve marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturacak şekilde bu ibareyi unvanında kullandığını ileri sürerek davalının ticaret unvanın kullanımının önlenmesi, durdurulması ve “İHLAS” ibaresinin unvandan terkinine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin unvanının yeterli derecede ayırt edici olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davacı tarafa ait ticaret unvanındaki “İHLAS” ibaresinin 1980 yılından beri kullanıldığı “İHLAS” ibareli tanınmış markasının bulunduğu, faaliyet alanlarının benzer olduğu göz önüne alındığında davalı tarafın “İHLAS” ibaresini ticaret unvanı olarak kullanması dürüst kullanım olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesi ile davanın kabulüne, davalı şirketin ticaret unvanındaki “ihlas” ibaresinin terkinine, “ihlas” ibaresinin kullanımının hukuka uygun olması sebebiyle durdurulmasına ve önlenmesine ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalının ticaret unvanının davacının tanınmış markası ile karışıklığa sebep olabilecek nitelikte olduğu, davacının dahil olduğu şirketler grubunun faaliyetleri dikkate alındığında faaliyet alanının benzerliği nedeni ile haksız rekabet oluşturacağı, keza ticaret sicil adreslerine göre her iki şirketin aynı caddede yer aldıkları, davalı tarafın ticaret unvanının davacı taraftan sonra 27.08.2015’te tescil edilmiş olduğu da dikkate alınarak ticaret unvanındaki İhlas ibaresinin terkinine ilişkin ilk derece mahkemesi kararı yerinde olduğu, tescilli bir ticaret unvanının, amacı aşmayacak biçimde ve tescilli olduğu haliyle “unvan” biçiminde kullanılması, marka hakkına tecavüz oluşturmayacağı, tescilli olduğu sürece ticari unvan kullanma hakkı yasal
olduğundan kullanımının durdurulmasına ve menine ilişkin talebin reddilmesinin de yerinde olduğu ancak talepler nazara alındığında karar esasen kısmen kabul kararı mahiyetinde olmakla reddedilen talep yönünden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, davalı vekilinin istinaf istemi bu yönü ile yerinde olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, yerel mahkmenin kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin ticaret unvanındaki “ihlas” ibaresinin terkinine, ticaret unvanında bu ibarenin kullanımının hukuka uygun olması sebebiyle kullanımının durdurulmasına ve menine ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 24/06/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.