Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/5334 E. 2021/5518 K. 15.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5334
KARAR NO : 2021/5518
KARAR TARİHİ : 15.09.2021

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 06.09.2019 tarih ve 2018/753-2019/586 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından duruşmalı, davalı vekili tarafından duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 14.09.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ihtiyaç halinde kullanılmak üzere banka hesaplarından aylık 7.500.- TL’yi geçmemek kaydıyla para çekebilmesi için oğlu …’e vekalet verdiğini, ihtiyaç görülmediğinden bu vekaletnamenin vekile ya da davalı bankaya teslim edilmediğini, davalı bankanın müvekkili hesaplarından anılan vekaletnamenin aslını görmeden fotokopiye dayalı olarak …’e ödemeler yaptığını, bu vekaletnamenin aslında yer alan “aylık” kelimesinin de tahrif edilerek silindiğini, kelimenin silinmesi sebebiyle önceki ve sonraki kelimeler arasında normal olmayan bir boşluk oluştuğu halde bankanın buna dikkat etmediğini, böylece müvekkilinin bankadaki hesaplarının boşaltıldığını ileri sürerek 26.780.- Euro, 48.028.- USD ve 314.815.- TL’nin faizleriyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 16.02.2009 tarihinde davacının oğlu …’in hesaplardan para çekebilmesi için bankaya yetki verdiğini, böylece…’in zaten davacının hesaplarında işlem yapabildiğini, sürekli işleyen bu hesaplardaki işlemlerden haberdar olunmadığının iddia edilemeyeceğini, davacının hesapları takip ettiğini, bu hesaplardan yazılı ödeme talimatı verdiğini, kredi kartını bu hesaplardan ödediğini, hesaplara para yatırdığını, böylece dava konusu işlemlere icazet verdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 16.02.2009 tarihinde …’e 5.000.- TL’ye kadar para çekme yetkisi verdiği, 28.04.2010 tarihli vekaletname ile de aylık 7.500.- TL para çekebileceğine ilişkin vekaletname düzenlediği, davacının ilk talimatı geri almadığı gibi bankaya da bildirimde bulunmadığı, sonraki talimatın bankaya da …’e verilmediği halde … tarafından fotokopisi ele geçirilip “aylık” ibaresi silinerek bankaya ibraz edildiği, bankanın fotokopi vekaletnameye istinaden araştırmadan değişik tarihlerde …’e davacı hesaplarından ödeme yaptığı, davacının hesap hareketlerinin kontrolünü sağlamadığı gibi 7.500.- TL limitli vekaletnameyi iptal etmediği, bu sebeplerle müterafik kusurunun bulunduğu, davalı bankanın ise fotokopi vekaletnameye dayalı olarak gerekli kontrolü yapmaksızın …’e ödeme yapmak suretiyle oluşan zarardan sorumlu tutulduğu, buna göre tarafların davacının oluşan zararına müterafik kusurlarına istinaden %50’şer oranında kusurlu ve sorumlu kabul edildikleri, davacının önceki 5.000.- TL limitli para çekme yetkisini ortadan kaldırmadığı da göz önüne alınarak usulsüz vekaletnameye istinaden tahsil edilen 5.000.- TL’yi aşan ödemelerin %50’sinden davalının sorumlu tutulduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 18.887,50 TL’nin, 3.775,02 Euro’nun, 5.185,95 USD’nin hükümde belirtildiği şekliyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan alınarak yekdiğerine verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 3.698,22 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 15.09.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Birer güven kurumu olan bankalar, aldıkları mevduatları özenle koruyup talep halinde sahibine ödemek zorundadırlar. Bankalar hafif kusurlarından dahi sorumlu olup, bu yönde sorumsuzluk anlaşması dahi yapamazlar. Somut olayda davacı bankaya verdiği 16.02.2019 tarihli talimatı ile mevduat hesabından oğlu …’i dilediği zaman, 5.000.- TL’ye kadar para çekmekle yetkilendirmiş, Antalya 13. Noterliğinde düzenlenen 28.04.2010 tarihli vekaletnameyle ise “her seferinde aylık toplam 7.500.- TL’yi geçmemek kayıt ve şartı ile para çekmek” üzere …’i vekil tayin etmiştir. Davalı bankaya vekaletnamenin aslının sunulmadığı, sunulan fotokopisinde ise “aylık” kelimesinin silindiği, ancak “her seferinde” ve “toplam” kelimeleri arasında ilk bakışta farkedilebilecek derecede bir boşluk oluştuğu halde davalı Banka’nın bu vekaletname ile işlem yaptığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacı, vekilini iyi seçmemek suretiyle zararın oluşumunda müterafik kusurlu ise de davalı banka da, basit bir inceleme ile vekaletnamedeki kelimeler arasındaki gözle görünür olağan olmayan boşluğu farkedip düzenlendiği noterden ya da hesap sahibinden vekaletname metni hakkında teyit almamış, vekaletname aslını istememiştir. Bu durumda tahrif edilmiş vekaletname fotokopisine istinaden işlem yapan davalı banka daha ağır ve asli kusurludur. Tarafların eşit oranda kusurlu olduğu kabulüyle verilen kararın davacı yararına bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan Sayın Çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılmıyorum.