Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/5342 E. 2021/5521 K. 15.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5342
KARAR NO : 2021/5521
KARAR TARİHİ : 15.09.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12.HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.04.2018 tarih ve 2016/407 E- 2018/474 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 12.09.2019 tarih ve 2018/1368 E- 2019/1099 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 14.09.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … Sarı, davalılardan TMSF vekili Av. … ile davalı … Yönetimi vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin tasfiyeye girmeden önce 1993-1996 yılları arasında çeşitli bankalardan krediler kullandığını ve bankalar lehine ipotekler tesis edildiğini, bu bankaların farklı tarihlerde davalı TMSF’na devredildiğini, ne var ki bu devirlerden önce bankaların başlatmış oldukları icra takiplerine konu borçlar ödenmiş olup bu bankalara herhangi bir borcun kalmadığını, ancak tahsilatlar dikkate alınmadan devir işlemlerinin yapıldığını, daha sonra TMSF’nin ise alacağını diğer davalı RCT Varlık Yön. A.Ş.’ne devrettiğini ve davalı RCT Varlık Yön. A.Ş.’nin müvekkili ile diğer borçlular hakkında icra takipleri başlatıp mükerrer tahsilatlar yaptığını, 23.12.2012 tarihinde ise bu hak ve alacakları 250.000.-TL karşılığında ihbar olunan …’e temlik ettiğini, davalılar tarafından yapılan fazla tahsilatların tespitinin gerektiğini, alacağın belirsiz nitelikte olduğunu, yapılan başvuruların olumsuz sonuçlandığını ileri sürerek müvekkilinin taraf olduğu kredi sözleşmelerinden kaynaklanan mükerrer tahsilatlar hesaplanarak TMSF’ye iade için yapılan başvuru tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 13.03.2018 tarihli dilekçesinde, dava değerini 108.160.-TL olarak ıslah ettiklerini bildirerek bu tutarın davalıların uyguladıkları faiz oranları üzerinden faiz işletilmek suretiyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkmesince, davacı şirket tasfiye memurunun 18.08.2011 tarihli dilekçesiyle davalı …Ş.’ne daha önce götürmüş olduğu teklifi revize ederek 125.000.-TL karşılığında davalı … şirketinde bulunan tüm şirket borçlarının tarafına temlik edilmesini teklif ettiği, bu talebin varlık şirketinin kayıtlarına girdiği, yine 27.12.2011 tarihli teklifinde de toplam 262.200.-TL ödeme yapılması karşılığında davacı şirkete ait borçların dava dışı …’e temlikinin talep edildiği, bu şekilde varılan mutabakatla davacı tarafın davalı tarafla olan alacak borç ilişkisinin sonlandırıldığı, ayrıca davacı yanın dava konusu borçların dava dışı …’e temlikinden sonra davalılarca başkaca tahsilatlar yapıldığı iddiasının da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili istinaf etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesince ispatlanamayan davanın reddi yönünde verilen kararda bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz davacıdan alınmasına, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.09.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.