YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5350
KARAR NO : 2021/5513
KARAR TARİHİ : 15.09.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Gebze Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 26.02.2018 tarih ve 2017/630 E. – 2018/167 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin usulden reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nce verilen 02.10.2019 tarih ve 2018/1238 E. – 2019/1249 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 14.09.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkillerinin davalı şirkette %32 paya sahip azlık pay sahibi olduğunu, davalı şirketin ortaklarının yakın akraba olduğunu, akrabaların ortak olduğu çok sayıda şirket bulunduğunu, azınlığı oluşturan müvekkillerinin şirket içine sokulmadığını, talep edilen bilgi ve belgelerin kendilerine verilmediğini, şirketin ekonomik durumu hakkında bilgi verilmediğini, şirketin şahsi menfaatleri doğrultusunda yönetildiğini ve Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/159 E., 2015/160 E., 2015/161 E., 2015/162 E. ve 2015/163 E. sayılı dosyaların derdest olduğunu ve bu dosyalara gelen banka kayıtlarından şirketin özel denetim ile açıklığa kavuşturulması gerektiğini, davalı şirkette özel denetim yapılması taleplerinin 08.06.2017 tarihli genel kurul toplantısında reddedildiğini ileri sürerek, davalı şirketin 08.06.2017 tarihli genel kurulunda müvekkillerinin özel denetim taleplerinin reddine dair alınan kararın iptali ile dava dilekçesinde belirtilen hususlarda inceleme yapılması için özel denetçi atanmasına, davalı şirkete kayyım yada kayyım heyeti atanmasına, masraf ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava etmişlerdir.
Davalı vekili; davacıların özel denetim talebi 2015-2016 yılına ait genel kurulda gündeme gelmesine rağmen davacıların şirketin tüm faaliyet yıllarına ilişkin özel denetim talep etmiş olduklarını, davacıların şirketin içinin boşaltıldığına ilişkin iddialarının gerçek dışı olduğunu, müvekkili şirket ve diğer şirketlerin zarara uğratılmadığını savunarak davacıların hem özel denetim taleplerinin hem de kayyım atanması taleplerinin reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; genel kurul tarihinden evvel bilgi alma ve inceleme hakkı kullanılmadığından genel kuruldan ve TTK’nın 439. maddesi gereğince mahkemeden özel denetçi tayini talep etme koşulunun oluşmadığı kanaatine varıldığından özel denetçi atanması talebinin reddine, genel kurul kararının iptali istemi bakımından davacıların HMK’nın 114/1-h maddesinde düzenlenen dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından HMK’nın 115/2. maddesi gereğince davanın usulden reddine, davacıların mal varlığı haklarına veya şirketin yönetim kurulunun görevinin sona ermesine ilişkin bir talep ve dava bulunmadığından HMK’nın 389. maddesi gereğince uyuşmazlık konusu dışında kalan kayyım atanması isteminin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; özel denetçi seçimi talebinin reddine ilişkin genel kurul kararının iptali isteminde hukuki yarar bulunmadığından davacının bu konudaki istinaf başvurusunun esastan reddine, şirketin organsızlığı söz konusu olmadığından ve kayyım atanmasını gerektirecek bir olgu bulunmadığından kayyım atanması talebinin reddine dair verilen karar isabetli olup davacının bu konudaki istinaf başvurusunun da esastan reddine, TTK’nın 440/2. maddesi gereğince özel denetçi atanması talebi yönünde ilk derece mahkemesi tarafından verilen karar kesin olduğundan, özel denetçi atanması talebiyle ilgili istinaf başvurusunun HMK’nın 346 ve 352/1.b maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, istekleri halinde aşağıda yazılı 118,30 TL harcın temyiz eden davacılara iadesine, 15.09.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.