Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/5384 E. 2020/3900 K. 07.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5384
KARAR NO : 2020/3900
KARAR TARİHİ : 07.10.2020

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Alanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 21.06.2019 tarih ve 2019/160-2019/408 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdinde kullandığı taşıt kredisini taşıt alımından vazgeçmesi nedeniyle krediyi çektikten hemen sonra geri ödemek suretiyle kapattığını, müvekkilinden haksız ve hukuka aykırı olarak toplamda 5.777,10 TL BSMV ve komisyon ücreti adı altında kesinti yapıldığını, bu kesintinin hukuka aykırı şekilde tek taraflı düzenlenen sözleşme uyarınca yapıldığını ileri sürerek 5.777,10 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, kredi kullandırılmadan önce davacıya müvekkili çalışanları tarafından tüm bilgilendirmenin yapıldığını, kredi kullanımı nedeniyle yapılacak kesintilerin bildirildiğini ve davacının da kabul ettiğini, yapılandırma yapılması halinde masraf alınacağının açık ve net bir şekilde belirtildiğini, alınan bedellerin yasal olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve dosya kapsamına göre; davanın kabulü ile 5.777,10 TL’nin dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, genel kredi sözleşmesi çerçevesinde kullanılan kredinin erken kapatılması nedeniyle davacıdan alınan komisyon ve BSMV ücretlerinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
TBK’nın 20-25. maddelerinde genel işlem koşulu denetimine ilişkin ilkelere yer verilmiş olup mahkemece, 23.08.2012 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin 6098 sayılı TBK’nın yürürlükte olduğu dönemde imzalandığı ve 6098 sayılı TBK’nın 20 vd. maddelerindeki genel işlem koşullarına ilişkin hükümlerinin uygulanmasına bir engel olmadığı nazara alınarak, sözleşmedeki hükmün haksız şart mahiyetinde olduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, sözleşmenin genel işlem koşulu denetimine tabi tutulması, TBK’nın 96. maddesi gereğince bankanın erken ödemeyi kabul zorunluluğunun bulunmadığının gözetilmesi ve sözleşme hükmünün davacı yararına olup olmadığının değerlendirilmesi, müşterinin bir miktar erken kapatma ücreti ve doğabilecek vergileri ödemesi kaydıyla erken ifanın mümkün olabileceğine ilişkin kararlaştırmanın müşterinin yararına olduğu sonucuna varıldığında ise alınabilecek komisyon tutarının hesaplanması gerekmektedir. Zira, bu nitelikte olduğunun tespiti halinde ortaya çıkan boşluğun doldurularak, varsa davacıdan tahsil edilen fazla tutarların iadesine karar verilmesi gerekir.
Bu durumda, taraflar arasında 23.08.2012 tarihinde imzalanan genel kredi sözleşmesinin 11. maddesinde bu ücretin oranına ya da hesaplama tarzlarına sözleşmede yer verilmemiştir. Alınan masraf ve komisyonlar konusunda 6098 sayılı TBK döneminde alınan krediler yönünden 5411 sayılı Bankacılık Kanunu 144. maddesinin vermiş olduğu yetkiye istinaden, Bakanlar Kurulu’nun 16.10.2006 tarih ve 2006/11188 sayılı kararına dayalı olarak Merkez Bankasının çıkarmış olduğu 09.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 2006/1 sayılı tebliğin 4. maddesi hükmü de dikkate alınmak suretiyle, Merkez Bankasına yapılan bildirim oranları varsa bu miktarlar aşılmamak suretiyle, mahkemece, genel kredi sözleşmesi, banka kayıtları ve konuya ilişkin sözleşme hükümleri ile diğer bankaların da benzer işlemlerdeki emsal uygulamaları getirtilip, bankacılık uygulamasında davalının tahsil ettiği tutarın uygun olup olmadığı konusunda gerektiğinde bilirkişi raporu alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 07.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.