Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/5406 E. 2021/3343 K. 06.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5406
KARAR NO : 2021/3343
KARAR TARİHİ : 06.04.2021

MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK

Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen 21.09.2019 gün ve 2019/-71378 sayılı kararın iptali istemi ile İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla Bölge Adliye Mahkemesine açılan davanın yargılaması sonucunda davanın reddine ilişkin verilen 25.10.2019 gün 2019/12-10 sayılı karar, yasal sürede davacı vekilince temyiz edilmiş 6100 sayılı HMK 369 maddesi gereğince miktar itibariyle duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işler dışında bulunduğundan duruşma isteğinin red edilerek dava dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar,duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı vekili, müvekkili şirketin mağazalarında ve web sitelerinde gerçekleşen cep telefonu, vb. ev aletlerinin internet satışlarının fatura güvence sigortası adı altında ilgili poliçelerde belirtilen şartlar çerçevesinde sigorta şirketlerince teminat altına alındığını, 31.07.2018 tarihli çerçeve sözleşmesi uyarınca her ilgili için ayrı poliçe tanzim edildiğini, sigorta şirketinin hasarı değerlendirirken % 100 ödeme yapmış gibi hasar bedelinin tamamı için temlikname, rücu belgesi alarak nihai tüketiciye alacağın tamamı için rücu ettiğini ve icra takipleri başlattığını, oysa müvekkiline alacağın sadece % 65’i oranında ödemede bulunduğunu, davalı … şirketince sunulan cevap dilekçesinde hasar bedelinin % 35’inin icra dosyalarından tahsilat yapıldıktan sonra kendilerine ödeneceği hususunun bildirilmesine karşın;davalının cevap dilekçesinde yer alan ödeme yapılacağı ikrarı nazara alınmadığını, her iki talepleri hakkında hangi konu hakkında red verildiği belirtilmeden başvurularının reddine karar verildiğini, Sigorta Tahkim Komisyonu Başkanlığı’na 07.08.2019 havale tarihli dilekçe ile uyuşmazlığın hukuki uyuşmazlık olduğu ve dosyaların hukukçu hakemlere tevdi edilmesini talep ettiklerini, bu talepleri karara bağlanmadan dosyaların karara bağlandığını, hakemin reddi talebi konusunda bir karar verilmeden hakemlerin hüküm kurmalarının açıkça HMK.’nın 439/2/ğ maddesine aykırı olup, kamu düzenine aykırılık teşkil ettiği, savunmayı aşar nitelikte hüküm kurulduğunu, davalının 289 adet başvurusunun lehine sonuçlandığı ve bu iptale konu başvurularının konusunun aynı olduğu yönündeki iddiasının ve HMK.’nın 114/i maddesi gereğince kesin hüküm teşkil ettiğine ilişkin beyanlarının gerçeğe aykırı olduğunu, hakemlerce asılsız beyanları hükme esas alarak”dava şartı yokluğundan” başvuruların reddine karar vermelerinin iptal sebebi olduğunu, daha önceki başvurularının çerçeve sözleşmesinin 6.2. maddesine ilişkin olduğunu, bu başvurunun konusunun ise sözleşmenin 6.4 maddesine ilişkin olduğunu belirtilen hususların HMK.’nın 439 maddesi gereği iptal sebebi olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile davalı tarafından teminat altına alınan ancak sadece %65 oranında ödeme yapılan hasarlara ilişkin olarak öncelikli taleplerinin; ödenmeyen %35’lik kısmın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ödenmesi, mümkün olmaması halinde ise ikincil taleplerinin; ödenen kısmı aşan, nihai tüketicinin borçlu olduğu senetlerin bölünebilir olması halinde kendilerine iadesine, karar verilmesini talep ettiği başvurular olan; 2019/62148 Esas-2019/71378 Karar numaralı, 2019/62156 Esas-2019/71380 Karar numaralı, 2019/62334 Esas-2019/71386 Karar numaralı, 2019/62392 Esas-2019/71390 Karar numaralı, 2019/62119 Esas-2019/71377 Karar numaralı, 2019/62612 Esas-2019/71392 Karar numaralı, 2019/62367 Esas-2019/71388 Karar numaralı, 2019/62383 Esas-2019/71389 Karar numaralı, 2019/62153 Esas-2019/71379 Karar numaralı, 2019/62328 Esas-2019/71385 Karar numaralı, 2019/62073 Esas-2019/71375 Karar numaralı, 2019/62247 Esas-2019/71383 Karar numaralı, 2019/62561 Esas-2019/71391 Karar numaralı, 2019/62208 Esas-2019/71382 Karar numaralı, 2019/62613 Esas-2019/74985 Karar numaralı, 2019/62345 Esas-2019/71387 Karar numaralı, 2019/62185 Esas-2019/71381 Karar numaralı, 2019/62174 Esas-2019/82480 Karar numaralı 18 adet hakem kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, HMK’nın (15.03.2018 tarih ve 30361 S.R.G. de yayımlanan 28.02.2018 tarih ve 7101 sayılı Kanun’un 59. maddesi ile) değiştirilen 439/1. maddesi “Hakem kararına karşı yalnızca iptal davası açılabilir. İptal davası, tahkim yeri bölge adliye mahkemesinde açılır; öncelikle ve ivedilikle görülür.” şeklinde düzenlenmiş ise de, özel yasa niteliğinde olan somut olayda uygulanması gereken 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30/12 maddesine göre uyuşmazlık taraflar arasında, açık ve yazılı şekilde yapılması gereken sözleşme ile daha yüksek bir tutar belirlenmemişse, hakemin verdiği 40 bin TL’ye kadar olan kararların her iki taraf içinde kesin olduğu, 40.000-TL’nin üzerindeki kararlar için temyize gidilebileği, ancak, tahkim süresinin sona ermesinden sonra karar verilmiş olması, talep edilmemiş bir şey hakkında karar verilmiş olması, hakemlerin yetkileri dahilinde olmayan konularda karar vermesi veya hakemlerin, tarafların iddiaları hakkında karar vermemesi durumlarında her hâlükarda temyiz edilebileceğinin düzenlendiği, dava konusu kahem heyeti kararları miktar itibariyle kesin ise de niteliği itibariyle yukarıda belirtilen diğer şartların mevcut olması halinde karara karşı temyiz yoluna başvurulabiliceği ancak sigorta tahkim kararına karşı iptal davası açma olanağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi hükmüne göre, Bölge Adliye Mahkemelerinin miktar veya değeri 40.000,00 TL’yi (HMK’nın Ek 1. maddesi uyarınca, 2019 yılı için 58.800.-TL) geçmeyen davalara ilişkin verdiği kararlar aleyhine temyiz yoluna başvurulamaz. Keza, HMK’nın 362/2. fıkrası 2. cümlesinde de “Alacağın tamamının dava edilmiş olması halinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü 40.000.- (2019 yılı için 58.800.-TL) Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur.” ifadesine yer verilmiştir.
Öte yandan 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30/12. maddesinde beş bin Türk Lirasının altındaki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararlarının kesin olduğu, beş bin Türk Lirası ve daha üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararlarına karşı ise bir defaya mahsus Komisyon nezdinde itiraz edilebileceği, kırk bin Türk Lirasının üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında ise itiraz üzerine verilen kararlar için temyize gidilebileceği düzenlenmiştir.
Somut olayda Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilmiş her biri beş bin liranın altında olup İtiraz Hakem Heyetine dahi taşınmamış onsekiz adet hakem kararı aleyhine HMK’nın 439. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde ilk derece mahkemesi sıfatıyla iptal davası açılmışsa da, Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddine dair verilen kararın HMK’nın anılan hükmüne göre karar tarihindeki temyiz sınırı olan 58.800.- TL’nin altında kaldığı anlaşılmaktadır. HMK’nın 366. maddesi delaletiyle kıyasen uygulanması gereken aynı Kanunun 346/2. maddesi hükmü uyarınca, kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında Bölge Adliye Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekle birlikte, Yargıtay tarafından da bu yolda karar verilebileceğinden, davacı vekilinin kesin olan karara yönelik temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükme yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 06.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.