Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/100 E. 2020/4649 K. 02.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/100
KARAR NO : 2020/4649
KARAR TARİHİ : 02.11.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14.05.2018 tarih ve 2017/72 E. – 2018/171 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 17.10.2019 tarih ve 2018/1538 E. – 2019/1022 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanun’un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 12.07.2016 tarihinde 2016/58185 başvuru nolu dosya üzerinden 5. sınıfa giren mallarda kullanılmak üzere yaptığı “şekil” markası başvurusunun önce davalı TPMK Markalar Dairesi Başkanlığı’nca, sonra da YİDK tarafından 556 sayılı KHK’nın 7/1-a-c bendlerine dayalı olarak reddedildiğini, bu ret kararının yerinde olmadığını, tescili istenilen üç boyutlu şeklin sıradan olmadığını, değişik parçaların bir araya getirildiği özgün bir bileşik şekil olduğunu, inhaler piyasasında var olan inhaler ürün şekillerinden açıkça farklı olduğunu, onlardan ayrıldığını ve bağımsızlaştığını, nitekim TPMK ve EUIPO tarafından dava dışı bir firmalar adına aynı tür cihazın emsal niteliğinde şekillere sahip markalarının tescil edildiğini, bu gerçeklere rağmen kendi başvurularının ‘inhaler piyasasındaki standart hale gelmiş ürün’ görseliyle benzer bulunarak reddedilmesinin doğru olmadığını, başvurunun ‘reaktif, tıbbi ve veterinerlik maddeleri ile mobilyalar’ açısından tanımlayıcı olmasının da mümkün bulunmadığını zira bu şeklin bu emtiaların kendisi ya da ismi olmadığının açık olduğunu, dava konusu şeklin 2011 yılından beri davacı tarafından kullanıldığını, bunun inhaler piyasasında jenerik hale gelmiş standart bir ürün şekli olduğunun kabul edilemeyeceğini ileri sürerek TPMK YİDK’nın 2016-M-12881 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, bir işaretin marka olarak tescil edilebilmesi için gerekli olan şartların, soyut ayırt edicilik niteliğine sahip olma, çizimle görüntülenebilir veya benzer şekilde ifade edilebilir olma ve somut ayırt edicilik gücüne sahip bulunma olduğu, dava konusu marka başvurusunun, çizimle belirlenebilen, sınırları tespit edilebilen bir şekil olduğu, bu tarz bir şeklin, marka hukukunda yerleşik içtihat haline gelmiş temel ilkeye göre ilgili sektörün norm ve geleneklerinden önemli ölçüde uzaklaşma veya başka bir ifade
ile tescili istenilen malın şekli için halihazırda sektörde mevcut şekillerden önemli ölçüde farklılaşması gerektiği, oysa bu farklılaşmanın olmadığı, 05. sınıfa giren emtiaların özellikleri de gözetildiğinde, dava konusu marka müracaatının bu mallar açısından “marka olabilecek nitelikte ayırt edici bir şekil” olmadığı, dava konusu edilen “şekil”in, tek başına bir ürünü ayırt edici kılacak niteliğe sahip olmadığı, sadece o ürünün tanımlayıcı bir şekli olduğu, dava konusu şeklin, “insan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal reaktif maddeler” emtiaları bakımından, bu malların disk biçimindeki inhaler cihazları veya bu cihazlarda kullanıma uygun ilaç/ürünler olduğu yönünde doğrudan bir tanımlama yaptığı ve bu mallar bakımından cins, çeşit belirten bir işaret olduğu, 556 sayılı KHK’nın 7/2 maddesinde düzenlenen “kullanım sonucu ayırt edicilik kazanılmış olması” şartının, davacı şahsın “şekil” marka başvurusu için gerçekleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 02.11.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.