YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1099
KARAR NO : 2020/4880
KARAR TARİHİ : 10.11.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28.03.2018 tarih ve 2016/1512 E- 2018/418 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi’nce verilen 24.12.2019 tarih ve 2018/1627 E- 2019/1536 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; vergi dairesi tarafından müvekkil şirketin kayıtlı adresinde bulunmadığı belirtilerek vergi kaydının re’sen terkin edildiğini, 10.04.2015 tarihli dilekçe ile şirketin ticaret sicil kaydının silinmesini talep ettiklerini, davalının, başvuru yapan şirket ortağının yetkili olmadığını belirttiğini, başvuru dilekçesinin şirket yetkilisi tarafından yapıldığını, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın 18.07.2013 tarihli yazısında, vergi kayıtları adreslerinde bulunmamaları nedeniyle silinen şirketlerin, anasözleşmelerinde tescil ve ilan edilen adresten ayrılmış olmasına rağmen yeni adresini süresi içinde tescil ettirmemiş olmalarının fesih sebebi sayılacağına dair düzenleme varsa TTK’nın geçici 7. maddesine göre işlem yapılacağının açıklandığını, davacı şirket ana sözleşmesinde belirtildiği şekilde düzenleme bulunduğunu, davalının tescil talebinin reddine ilişkin kararında sehven gerekli ihtar ve ilanların yapılmadığının belirttiğini ileri sürerek, şirketin TTK’nın geçici 7. maddesine göre sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; müvekkilinin mevzuata uygun olarak hareket ettiğini, herhangi bir kusur veya ihmalleri olmadığını, davalının yasal hasım konumunda bulunduğunu, yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; TTK’nın geçici 7/3. maddesine göre bildirimin herkes tarafından yapılabileceği, davalının aynı Kanunun 7/4-a maddesi gereğince gerekli ihtar ve ilanları yapması gerektiği, talebin reddedilmesinin yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, şirketin terkinine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili kararı yargılama giderleri yönünden temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, davalının bu davada yasal hasım olmayıp davacının müraacatına rağmen işlemi yapmayarak davanın açılmasına sebep olmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 10.11.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.