YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1104
KARAR NO : 2021/1123
KARAR TARİHİ : 11.02.2021
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 10.12.2019 tarih ve 2017/694 E. – 2019/997 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 28.06.2013 tarihli hisse satış sözleşmesi imzalandığını, İHDS’nin 7/6 maddesine göre sözleşmenin yapılmasından önceki dönemde dağıtım faaliyetinin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen her türlü iş ve işlemlerden doğan sorumluluğun Tedaş’a ait olduğunun düzenlendiğini, rücu olayının, dağıtım sistemini Tedaş’ın işlettiği 2005 yılında gerçekleştiğini, somut uyuşmazlığın Erzurum İli Oltu İlçesi Aslanpaşa Mahallesi …ada … parsel nolu taşınmaz üzerinden Tedaş tarafından enerji nakil hattı geçirilirken el atılan söz konusu taşınmazın değerinin önemli ölçüde düşmesi nedeniyle Oltu Asliye Hukuk Mahkemesi’nde 2008/99 esas sayılı dosyası ile açılan kamulaştırmasız el atmadan doğan alacak davasında müvekkili aleyhine hüküm kurulduğunu, Oltu İcra Müdürlüğü’nün 2007/1056 esas sayılı dosyasında ilamlı takip yapılması üzerine müvekkili tarafından 5.839,55 TL ödeme yapıldığını, bu ödemenin işletme hakkı devir sözleşmesinin 7/4. maddesine göre dağıtım faaliyetinden kaynaklanan bir ödeme olduğunu, Tedaş’ın yaptığı bu işlemin İHDS’nin 7/4. maddesinde ifade edilen dağıtım faaliyeti kapsamına girdiğini, ödenen bedelden davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, 5.839,55 TL’nin davalı Tedaş’tan ödeme tarihi itibariyle işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ödemenin yapıldığı yıl itibariyle alacağın zamanaşımına uğradığını, hisse satış sözleşmesi ile davacı şirketin dava dışı şirkete hisselerinin devredildiğini, bu sözleşme ile ayıba karşı tekeffül dahil olmak üzere davalı Tedaş’a hiçbir şekilde başvuru yapılamayacağının düzenlendiğini, üçüncü kişilere ait mülkiyet hakkına dayalı olarak ortaya çıkan ihtilafların İHDS’nin 7/1,2,3 maddesinde düzenlendiğini, bu düzenlemelere göre, sözleşmenin imza tarihinden sonra ortaya çıkan idari ve hukuki ihtilafların şirket tarafından derhal Tedaş’a bildirileceği hükmünün yer aldığını, ancak Oltu ilçesinde açılan böyle bir davanın müvekkiline bildirilmediği gibi icra dosyasına ilişkin olarak da bildirimde bulunmadığını, bildirim hükümlülüğünü yerine getirmeyen ve icra takibine sebep olan davacının bu davaya ilişkin faize ve icra dosyasına ilişkin giderleri talep etmeye haklı bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini ve davanın Özelleştirme İdaresi Başkanlığına ihbarını talep etmiştir.
İhbar olunan Özelleştirme İdaresi davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak, bozma ilamı doğrultusunda alınan bilirkişi raporunda, davalının icra gideri icra vekalet ücreti ve karar tarihinden sonra işlemiş faizden sorumlu tutulamayacağı, 5.691,44 TL’nin davalıdan rücuen tahsilinin talep edilebileceği yönünde görüş ve kanaat bildirildiği, bilirkişi raporunun yeterli olduğu, 24.07.2006 tarihli İHDS’nin 7/4. maddesine göre, bu tarihten önceki dağıtım faaliyetinin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen her türlü iş ve işlemlerden doğan sorumluluğun Tedaş’a ait olduğu, dava dışı üçüncü kişiye yapılan ödemenin davalı Tedaş’tan rücuen tahsili istemi konusunda davalı Tedaş’a dava tarihinden önce herhangi bir ihtarname çekildiğine ilişkin bilgi ve belge bulunmadığı gibi, bu konuda bir iddia da olmadığı, temerrüdün dava tarihinden itibaren başlaması gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 5.691,44 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 296,58 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 11.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.