Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/1222 E. 2021/1121 K. 11.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1222
KARAR NO : 2021/1121
KARAR TARİHİ : 11.02.2021

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki davada Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti’nce bozmaya uyularak verilen 23.05.2018 gün ve 2018/İHK-3772 sayılı karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, saklanmak üzere tevdi edildiği İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmiş olup, dosya için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili lehine davalı şirket nezdinde 10.01.2011 ve 22.03.2013 başlangıç tarihli yeminli mali müşavir mesleki sorumluluk sigorta poliçeleri düzenlendiğini, 2013 yılı Temmuz ayı içinde Kavaklıdere Vergi Dairesi’nin mükellefi olan dava dışı Su-Yol Mühendislik Ltd. Şti. hakkında 2009 yılında müvekkili tarafından düzenlenen KDV iadesi tasdik raporu nedeniyle yapılan inceleme sonucunda müvekkilinden vergi tazminat ve cezası talep edildiğini, talebin davalıya 24.07.2013 tarihinde ihbar edildiğini, davalının ihbar üzerine müvekkiline cevaben vergi affına dair düzenlemeden yararlanılarak buna ilişkin bilgi ve belgelerin hasar dosyasına sunulmasını istediğini, müvekkilinin verilen talimatla vergi affından yararlanıp 339.750,32 TL tutarında ödeme yaptığını, daha sonra davalı Şirketin, zararın düzenlenen poliçeler kapsamında olmadığı ve davacının 20.03.2013 tarihli, “her iki poliçe dönemi arasındaki sürede hasara neden olabilecek herhangi bir durumdan haberdar olmadığı” yönünde gerçeğe aykırı beyanıyla bilgi verme yükümlülüğüne aykırı davrandığı gerekçesiyle müvekkilinin başvurusunu reddettiğini, taleplerinin asıl dayanağının 10.01.2011 tarihli poliçe olduğunu, mezkur poliçede sözleşme öncesi 5 yıl içinde gerçekleşen olayların sözleşme bitiminden itibaren 5 yıl süreyle talep edilebileceğinin düzenlediğini ileri sürerek, 169.875,00 TL’lik alacağın şimdilik 50.000,00 TL’lik kısmının tazminatın ödendiği 29.11.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının vergi müfettişi eliyle düzenlenen 16.06.2012 inceleme tarihli görüş ve öneri raporundan dava dışı Su-Yol Ltd. Şti.nin KDV iadesi tasdik raporundaki onayının sahte faturalara rağmen yapıldığının anlaşıldığını, bu raporda davacının olay hakkında 15.03.2013 tarihinde vergi müfettişi tarafından sorgulanmasını müteakip müvekkili şirkete 20.03.2013 tarihinde “herhangi bir hasarının olmadığını ve hasara neden olabilecek herhangi bir durumdan haberdar da olmadığını” beyan ettiğini ve yine 22.03.2013 tarihli poliçe evvelinde davacının kendisi tarafından tarafından doldurulan formda “sigortalının, önceki veya şuan ki işleri ile ilgili hasar talebi oluşmasına sebep olabilecek herhangi bir durumu veya olayı var mıdır” sorusuna “hayır” şıkkının işaretleyerek doğru bilgi verme yükümlülüğünü ihlal ettiğini, düzenlenen poliçelerin claims made (talebe dayalı) poliçeler olduğundan, ancak üçüncü bir şahıs tarafından sigortalı aleyhine sözleşme döneminde ilk kez talepte bulunulması ve aynı sözleşme döneminde sigortacıya ihbar edilmesi halinde poliçenin geçerli olduğunu, yine davacının talebinin mesleki sorumluluk sigortası genel şartları gereğince de yerinde olmadığını savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyetince, taraflar arasında düzenlenen poliçelerin talep esaslı olduğu, davacının 2009 tarihli işlem sebebiyle 15.03.2011 tarihinde vergi müfettişi tarafından sorguya çekilmesine rağmen davalıyı 20.03.2011 tarihli beyanında ve bizzat kendisi tarafından doldurulan formda gerçeğe aykırı olarak bilgilendirerek TTK’nın 1435 ve 1436/1 hükümleriyle birlikte poliçe özel ve genel şartlarından doğan bilgi verme yükümlülüğünü de gereği gibi yerine getirmediği, bu nedenle davalının tazminat sorumluluğundan bahsedilemeyeceği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Karara, davacı vekili tarafından itiraz edilmiştir.
Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetince itirazın ve başvuru sahibinin tazminat talebinin reddine dair kararı, Dairemizin 18/04/2019 tarih 2019/495-2019/3169 sayılı kararı ile itiraz hakem heyeti kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetince, bozma ilamında belirtilen 17156 no’lu 10.01.2011-2012 vadeli poliçenin olay esaslı değil talep esaslı olduğu, Mesleki sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.1.b maddesi uyarınca ilgili poliçede, poliçenin claims made (talebe dayalı) olarak düzenlendiği, poliçenin ancak bir üçüncü şahıs tarafından sigortalı aleyhine sözleşme döneminde ilk kez talepte bulunulması ve aynı sözleşme döneminde sigortacıya ihbar edilmesi halinde geçerli olacağının yazılı olduğu, davacının vergi ziyaına ilişkin davalı sigortacıya 24.07.2013 tarihinde bildirimde bulunduğu, bu nedenle uyuşmazlık konusu talebin 17156 no’lu 10.01.2011-2012 vadeli poliçe kapsamına girmediği gerekçesiyle davacı vekilinin Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına yaptığı itirazın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekilli temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, İtiraz Hakem Heyeti’nce uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hakem kararının ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 11.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.