YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/130
KARAR NO : 2020/3837
KARAR TARİHİ : 05.10.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 23.05.2018 tarih ve 2017/188 E. – 2018/226 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine , istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 19/09/2019 tarih ve 2018/1406 E- 2019/891 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, davalı Bakanlık ile 17.03.2011 tarihinde İngilizce-1 Açık Öğretim Okulları Ders Notu ve İngilizce-2 Açık Öğretim Okulları Ders Notu isimli eserlerin yazımı konusunda sözleşme yaptığını, anılan eserleri sözleşme gereği 21.03.2012 tarihinde davalı Bakanlığa teslim ettiğini, sözleşme gereği kendisine Kamu Kurum ve Kuruluşlarınca Ödenecek Telif ve İşlenme Ücretleri Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre ödeme yapılması gerektiğini, fakat davalının Sayıştay ile anlaşmazlık yaşadığından bahisle kendisine herhangi bir ödeme yapmadığını, buna karşın anılan eserlerin 2012 yılından bu yana beş yıla yakın bir süredir basılıp, çoğaltılıp, öğretim kurumlarında okutulduğunu ileri sürerek, 13.000,00 TL telif ücretinin 2012 yılından itibaren tahakkuk edecek yasal faizleriyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 26.04.2018 günlü ıslah dilekçesiyle talebini 83.142,47 TL ‘ye yükseltmiştir.
Davalı Bakanlık vekili, davaya bakma görevinin idari yargıya ait olduğunu, davacının Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı’nda görevlendirme ile öğretmen olarak çalışmaktayken 2011-2012 yılları arasında yazım işinde görev aldığını, İngilizce-1 ve İngilizce-2 adlı Açık Öğretim Lisesi Ders Notu yazması için 2011 yılında görevin davacıya tevdii edildiğini, anılan notların 2012 yılında yazılıp Kuruma teslim edildiğini, ücretlerin Kamu Kurum ve Kuruluşlarınca Ödenecek Telif ve İşlenme Ücretleri Hakkında Yönetmelik çerçevesinde ödendiğini, ancak Sayıştay uzmanlarının konu ile ilgili uyarıları üzerine ödemelerin bekletilmesi kararı alındığını, bu süreçte kitapların basılıp dağıtıldığını, önceki ödemeler için kamu zararı çıkarıldığını, Sayıştay denetçilerinin uyarı ve ikazlarından sonra artık ek ders ücreti karşılığı öğretmen görevlendirilmesi suretiyle kitap yazdırıldığını, bu nedenle hatalı olduğu bildirilen uygulama nedeniyle yönetmelikler düzeltilinceye kadar ödemenin davacıya yapılamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacı ile davalı arasında 17.03.2011 tarihinde hizmet alım sözleşmesi imzalandığı, sözleşme gereği davacının Açık Öğretim Okulları Ders Notu isimli İngilizce-1 ve İngilizce-2 isimli eserleri vücuda getirip Kuruma teslim borcu altına girdiği, davalının da davacıya Kamu Kurum ve Kuruluşlarınca Ödenecek Telif ve İşlenme Ücretleri Hakkında Yönetmelik çerçevesinde telif öcreti ödemeyi borçlandığı, ödemenin hizmetin verildiği ayı takip eden ay içerisinde davacının hesabına aktarılmak suretiyle gerçekleştirileceğinin hüküm altına alındığı, bu haliyle taraflar arasında özel hukuk hükümlerine tabi bir sözleşme ilişkisinin kurulduğu, davacının sözleşme gereği meydana getirdiği İngilizce-1 ve İngilizce-2 isimli eserleri davalı Kuruma 21.03.2012 tarihinde teslim ettiği, davalı Kurum tarafından teslim olunan eserlerin kabul olunduğu, buna karşın davacıya şu ana kadar herhangi bir telif bedeli ödenmediği, uyuşmazlığın da bu noktada çıktığı, nitelik olarak kamu kurumlarının da özel hukuka tabi sözleşme yapabilme yetkisinin olduğu, esasen sözleşme gereği oluşturulan eserlerin uzun yıllardan bu yana çoğaltılıp dağıtılması ve eğitim-öğretim kurumları tarafından öğrenimde kullanılması karşısında Kurumun böyle bir sözleşme yapamayacağının da iddia edilemeyeceği, 5846 sayılı FSEK hükümlerine tabi sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlığa bakma görevinin adli yargı yerine ve mahkemelerine ait olduğu, yargılama konusu ürünün telif eser niteliğinde bulunması nedeniyle sözleşme konusu kitaplarla ilgili telif ücretinin anılan Yönetmeliğin 6, 8 ve 9. madde hükümleri uyarınca tespit edilmesinin gerekli bulunduğu, davacının yargılama konusu kitapların baskı adedini, hesaplamaya esas katsayıları kesin ve doğrudan bilmesinin ve buna göre telif ücreti hesabı yapıp talep etmesinin işin doğası gereği mümkün olmadığı, bu nedenle 13.000,00 TL bedel göstererek dava açtığı, vakıaların anlatımının taraflara, onu hukuki olarak vasıflandırma yetkisinin ise hakime ait bulunduğu, sunulan tüm belgeler ve tarafların beyanlarına göre açılan davanın nitelik olarak 6100 sayılı HMK’nın 109.maddesinde yazılı kısmi dava niteliğinde olduğu, anılan madde hükmü uyarınca dava açılırken talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hali dışında kısmi dava açılmasının talep konusunun geri kalan kısmından feragat edilmesi sonucunu doğurmayacağı, davalının ıslahla artırılan isteme yönelik zamanaşımı definin, alacağın özel hukuka tabi sözleşmeden doğması ve on yıllık zamanaşımı süresine tabi olması ile istemin belirtilen yasal süre içerisinde gerçekleştirilmesi karşısında kabul edilemeyeceği, bilirkişi raporları kapsamına göre davacının telif alacağı miktarının 2012 yılı için İngilizce-1 için 14.897,90 TL, İngilizce-2 için 13.628,10 TL toplam 28.526,00 TL, 2013 yılı için İngilizce-1 için 9.058,05 TL, İngilizce-2 için 7.154,18 TL toplam 16.212,23 TL, 2014 yılı için İngilizce-1 için 10.629,53 TL, İngilizce-2 için 6.933,97 TL toplam 17.563,50 TL, 2015 yılı için İngilizce-1 için 5.148,85 TL, İngilizce-2 için 4.575,83 TL toplam 9.724,68 TL, 2016 yılı için İngilizce-1 için 5.644,80 TL, İngilizce-2 için 5.471,26 TL toplam 11.116,06 TL olduğu, sözleşme gereği davacının hakettiği telif ücretinin hizmetin verildiği ayı takip eden ay içerisinde muaccel olup, davacı hesabına ödenmesinin gerektiği, vadenin taraflar ve özellikle borçlu yönünden belirli ve kesin nitelikte olduğu, bu nedenle hizmetin alındığı bu cümleden olarak baskıların yapılıp kitapların dağıtıldığı anda muaccel olan borç için davalının temerrüde de düşmüş bulunduğu, davalı kurum tarafından kitapların basım sayı ve tarihleri ile ilgili olarak verilen bilgilere göre 2012 yılı için 31.12.2012 tarihinde, 2013 yılı için 31.12.2013 tarihinde, 2014 yılı için 31.12.2014 tarihinde, 2015 yılı için 31.12.2015 tarihinde, 2016 yılı için 31.12.2016 tarihinde davalının temerrüde düştüğünün kabulünün gerektiği, davalı kurumun yaptığı sözleşme gereği aldığı hizmete karşın bu cümleden olarak davacının yazarı olduğu kitapları çoğaltıp yaymasına karşın, Sayıştay’ın uyarısı üzerine davacıya ödeme yapılmayacağına yönelik savunmasının hukuken kabul olunamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne İngilizce-1 için 14.897,90 TL, İngilizce-2 için 13.628,10 TL toplam 28.526,00 TL’nin 31.12.2012 tarihinden, İngilizce-1 için 9.058,05 TL, İngilizce-2 için 7.154,18 TL toplam 16.212,23 TL’nin 31.12.2013 tarihinden, İngilizce-1 için 10.629,53 TL, İngilizce-2 için 6.933,97 TL toplam 17.563,50 TL’nin 31.12.2014 tarihinden, İngilizce-1 için 5.148,85 TL, İngilizce-2 için 4.575,83 TL toplam 9.724,68 TL’nin 31.12.2015 tarihinden, İngilizce-1 için 5.644,80 TL, İngilizce-2 için 5.471,26 TL toplam 11.116,06 TL’nin 31.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davalıdan harç alınmasına yer olmadığına, 05.10.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.