Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/1305 E. 2021/1377 K. 17.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1305
KARAR NO : 2021/1377
KARAR TARİHİ : 17.02.2021

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 27.12.2019 tarih ve 2019/451-2019/1008 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, davalı ile dava dışı Oğul Madencilik Petrol Nak. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.’ndeki 30 hissesinin tarafına devri için anlaştıklarını ve 14.06.2011 tarihli hisse devir sözleşmesi karşılığında davalıya 15.000.-TL ödediğini, ancak davalının hisselerin devri için gerekli yasal işlemlerden kaçındığını, yaptığı araştırma sonucunda davalının aynı hisseleri kendisinden önce … isimli şahsa sattığını ve buna ilişkin ortaklar kurulu kararı alındığını öğrendiğini, bunun üzerine ödediği paranın iadesi için davalı hakkında başlattığı icra takibine davalının haksız olarak itiraz ederek takibin durmasına neden olduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili ile dava dışı … arasında hisse devir sözleşmesi imzalanmasına rağmen davacının devre muvafakat etmemesi üzerine tarafların birbirlerini ibraları ile devir işleminden vazgeçildiğini, davaya konu 30 adet hissenin 14.06.2011 tarihinde kendisine ait olduğunu, bu durumu davacının da bildiğini, 2.000 TL’nin hisse devri öncesinde kendisine kaporo olarak verildiğini ve hisse devir bedelinden mahsubunun gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; alınan 30.03.2017 tarihli bilirkişi raporunda davalı yanın savunmalarına esas olan, davacının hisse devrinden kaynaklı alacaklarını tahsil ettiği yönündeki iddialarını destekler kanıta rastlanmadığının açıklandığı, yapılan değerlendirmede hisse devri alımı için arada başkaca hukuki ve mali işleme rastlanmadığından 2.000.- TL’nin ödeme tarihininde noter hisse devri işlemine yakın bulunması nedeniyle avans olarak verildiğinin kabul edilebileceği, bu nedenle davacının davalıdan 2.000,00 TL’sinin ödenme tarihi olan 02.06.2011 tarihinden ve 13.000,00 TL’sinin ise 14.06.2011 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle tahsilinin istenebileceğinin mütalaa edildiği, bilirkişi heyetince varılan sonucun faiz yönünden değil ise de asıl alacak yönünden yerinde ve hükme dayanak alınabilecek nitelikte gerekçeli ve olaya uygun bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının Ankara 24. İcra Müdürlüğünün 2013/10571 sayılı takip dosyasında itirazının 15.000.-TL asıl alacak için iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %9 ve değişen oranlarda yasal faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin isteğin reddine, kabul edilen alacağın %20’si oranında hesaplanan 3.000.-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- 5219 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucu karar tarihinde yürürlükte bulunan HUMK 427. maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 5236 sayılı Kanun’un 19.maddesiyle HUMK’ya eklenen Ek-Madde 4’te öngörülen yeniden değerleme oranı da dikkate alındığında 2019 yılı için 3.200,00 TL’dir. Davacı vekilince temyize konu yapılan miktar anılan madde hükmüne göre temyiz sınırının altında kaldığından ve kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 tarih ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da temyiz isteminin reddine karar verilebileceğinden davacı vekilinin temyiz isteminin miktar yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin miktar yönünden REDDİNE, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 768,49 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 17.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.