YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1379
KARAR NO : 2021/1310
KARAR TARİHİ : 17.02.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 21.05.2018 tarih ve 2016/490 E- 2018/199 K. sayılı kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 12.12.2019 tarih ve 2018/1776 E- 2019/1292 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin insan kaynakları, iletişim, eğitim ve danışmanlık sektöründe faaliyet gösterdiğini, “EKO” asıl unsurlu tescilli markalarının bulunduğunu, davalı şirketin “EKOKARİYER” ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvuruya müvekkilince yapılan itirazın Markalar Dairesi Başkanlığınca kabul edildiğini ve başvurunun reddine karar verildiğini, davalının bu karara yaptığı itirazın ise YİDK tarafından kabul edildiğini, tescili istenen başvurudaki asıl unsurun “EKO” ve “KARİYER” ibareleri olduğunu, bu kelimelerin bitişik olarak yazılmasının bütün olarak algılanmasını sağlayamayacağı ve markalar arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğunu, YİDK kararının yerinde olmadığını ileri sürerek YİDK’in 2016-M-10618 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı TPMK vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili, davacının itirazına mesnet markalar ile müvekkili başvurusu arasında görsel ve işitsel olarak iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, “EKO” ibaresinin davacıya özgü bir ibare olmayıp uyuşmazlığa konu 35 ve 41. sınıflarda pekçok firma adına tescilli olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davalının “EKOKARİYER”+şekil” ibareli başvurusu ile davacının itirazına mesnet “KARİYER ve EKO” ibareli markaları arasında, başvuru kapsamında yer alan 41. sınıftaki tüm hizmetler ile 35/01-05 sınıftaki hizmetler ile 35. sınıf müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için 16 ve 9. sınıf mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri yönünden görsel ve sescil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, bunun dışında kalan mal/hizmetler yönünden ise iltibas oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, YİDK’in 2016-M-10618 sayılı kararının 41. sınıftaki tüm hizmetler ile 35/01-05 sınıftaki hizmetler ile 35. sınıf müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için 16 ve 9. sınıf mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri yönünden iptaline, 2015/95961 sayılı markanın da aynı hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Karara karşı davalılar vekillerince istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, yalnızca davacı şirkete ait markalar göz önüne alınarak değerlendirme yapılması gerekirken dava dışı şirkete ait “KARİYER” asıl unsurlu markaların da değerlendirilmeye alınması ve sonucuna göre hüküm kurulması doğru olmadığı, dava konusu başvurunun kapsamındaki 41. sınıf hizmetlerin tamamı ile 35/01-05 sınıftaki hizmetler ile 35. sınıf müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için 16 ve 9. sınıf mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri davacı şirketin itirazına mesnet 2000/13719, 2003/36967 ve 2000/13718 sayılı markaların kapsamlarındaki mal ve hizmetler arasında benzerlik bulunduğu, davacı şirketin itirazına mesnet markaların asli unsurunun “EKO” ibaresi olduğu, başvuruda da asıl unsurun aynı ibare olduğu, bu haliyle başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında anılan hizmetler arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında iltibas tehlikesi bulunduğu gerekçesi ile davalılar vekillerinin istinaf isteminin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, YİDK kararının yukarıda belirtilen hizmetler yönünden iptaline, markanın da aynı hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, istek halinde aşağıda yazılı 49,50 TL harcın temyiz eden davalılara iadesine, 17.02.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.