YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1540
KARAR NO : 2021/1977
KARAR TARİHİ : 03.03.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 25/10/2017 tarih ve 2015/577 E. – 2017/716 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine – kısmen kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 25/11/2019 tarih ve 2018/196 E. – 2019/1466 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılardan Bilener İnş. Taah. ve Tic. Ltd. Şti. ile davacı bankanın Köroğlu/Ankara Şubesi arasında akdedilen 28.07.2009, 07.05.2007, 04.10.2012 ve 22.10.2013 tarihli kredi sözleşmelerine istinaden kredi kullandırıldığını, diğer davalılar …, … ve …’in imzalanan sözleşmelere müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imza attıklarını, bu sözleşmelere istinaden davalı Bilener İnş. Taah. Tic. Ltd. Şti. lehine 3 adet teminat mektubu düzenlenerek kullandırıldığını, davalılar’dan Bilener İnş. Taah. ve Tic. Ltd. Şti., … ve …’in borcun tamamından toplam 881.000,00 TL, …’in ise 750.000,00 TL’lik kısmından sorumlu olduklarını, davalı borçlulara teminat mektubu ve devre komisyonlarının bankaya depo edilmesi amacıyla… 17. Noterliği’nin 01.04.2015 tarih ve 32904 yevmiye numarası ile ihtarname keşide edildiğini, ancak söz konusu ihtara rağmen borçlular tarafından edimlerin yerine getirilmediğini, teminat mektuplarının nakde dönüşmesi halinde davalılarca ödenmeyeceği ve bankaları açısında büyük risk oluşturacağını, davalı yanın teminat mektuplarının risk oluşturmadığı iddiasının yerinde olmadığını, çünkü bankaca yapılan araştırmalarda asıl borçlu şirketin kayıtlarında 1.800.000,00 TL kanuni takip kaydının tespit edildiğini, ayrıca şirkete ait arkası yazılan ve ödenmeyen 36 adet çek kaydı görüldüğünü, bunun yanı sıra haricen yapılan araştırmada şirketin adresinde bulunmadığının ve adresin kapısında diğer bankalara ait haciz tebligatlarının bulunduğunun anlaşıldığını, dava tarihinden sonra 08.02.2016 tarihinde 336.000,00 TL ve 330.000,00 TL tutarlı teminat mektuplarının nakde dönüştüğünü, davalı tarafın kefillerin kefil olarak imzalamadığı sözleşmelerden sorumlu tutuldukları iddiasının da yerinde olmadığını, davalıların sorumluluk oranlarına göre dava dilekçelerinde yer verildiğini, dava konusu 3 adet meri teminat mektubunun iade edilmesi, iade edilmemesi halinde teminat mektubu bedellerinin (işleyecek komisyonları ile birlikte ve yine her bir davalının sorumluluğu gözetilerek) banka şubesinde açılacak faizsiz bir hesaba nakden depo edilmesini, meri temianat mektuplarının dava sırasında tazmin edilmesi halinde ise davaya alacak davası olarak devam edilerek tazmin tarihinden itibaren işleyecek %72 temerrüt faizi, BSMV, komisyon ve ferileriyle birlikte davalılardan sorumlulukları oranında müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, diğer dilekçe ve beyanında özetle; davacı bankaca gönderilen ihtarname ile 2.422,61 TL nakit ve 881.000,00 TL gayrinakit borcun bir gün içinde ödenmesinin istenildiğini, banka’nın 2.422,61 TL borç nedeniyle hesapları kat etmesinin ve teminat mektuplarının iadesini istemesinin iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, nakit borcun 03.04.2015 ihtarnamenin tebliğ tarihinde bankaya ödendiğini, bu ödeme yapıldıktan sonra hesapların kat edilme istemi ve buna bağlı olarak faiz tahakkuku vb. işlemlerin yasal dayanağının ortadan kalktığını, çünkü ihtarnamenin tebliğ tarihi ve nakit borcun bankaya ödenmesi üzerinden 5 ay geçtiğini, bu süre içerisinde Zara Adalet Sarayı Yapım İşinin geçici kabulünün yapıldığı ve 215.000,00 TL tutarındaki kesin teminatın nakde dönüşmesi riskinin ortadan kalktığını, …Emirgazi ve …Altınekin Hastane İnşaatları için 336.000,00 TL ve 330.000,00 TL tutarındaki iki adet kesin teminat mektubunun iade talebinin yerinde olmadığını, devam eden bu inşaatlar için ihtarnamenin gönderildiği tarihten bugüne kadar TOKİ tarafından yapılan hakediş ödemelerinin tetkikinden anlaşılacağını, davalı kefillerin kefil olarak imzalamadıkları sözleşmelerden doğan borçtan sorumlu tutulduklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; yargılama sırasında tazmin edilerek muhatabına ödenen 29.01.2014 tarihli 336.000,00 TL ve 29.01.2014 tarihli 380.000,00 TL bedelli teminat mektupları yönünden davacı tarafın talebine göre dava konusuz kaldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, nakde dönüşmeyen 27.01.2013 tarihli 215.000,00 TL meri teminat mektubundan davalı müteselsil kefil …’in kefalet tarihi itibariyle sorumlu olmadığından bu davalı yönünden açılan davanın reddine, diğer davalılar yönünden ise davanın kabulüne, nakde dönüşmeyen 215.000,00 TL bedelli meri teminat mektubunun davacı bankaya iade edilmesine veya vadesiz bir hesaba nakden depo edilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden; davaya konu teminat mektupları bakımından davalı …’ın davaya konu teminat mektuplarının dayanağı genel kredi sözleşmelerinde kefaleti bulunmadığından ilk derece mahkemesinin davalı …’e yönelik davanın reddi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusu yönünden ise; davalı …’in 27.06.2013 tarihli 215.000,00 TL’lik teminat mektubunun dayanağı olan 16.10.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olarak adı, soyadı ve imzası yer almış ise de bu bölümde tarih yer almadığından TBK’nın 583.maddesi uyarınca davalı …’in bu Genel Kredi Sözleşmesi’ndeki kefaletinin geçersiz olduğu, yine davalı …’in 29.01.2014 tarihli 336.000,00 TL ve 330.000,00 TL’lik teminat mektuplarının dayanağı olan 22.10.2013 tarihindeki Genel Kredi Sözleşmesi’nde müteselsil kefil olarak adı, soyadı, imzası ve tarihi yer almış ise de bu kez eş muvafakati olmadığından TBK’nın 584. maddesi uyarınca davalı …’in bu Genel Kredi Sözleşmesi’ndeki kefaletinin geçersiz olduğu, ayrıca davaya konu 27.06.2013 tarihli 215.000,00 TL meri teminat mektubunun dayanağı olan 16.10.2012 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi’nde asıl borçlu yönünden depo hükmü bulunduğu ve fakat müteselsil kefiller için depo hükmünün bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun davalı şirket yönünden esastan reddine ve davalılar … ve … yönünden kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak ve yeniden hüküm kurularak, davalılar … ve … hakkında açılan davaların reddine, dava konusu 27.06.2013 tarihinde verilen bir adet 215.000,00 TL meri teminat mektubu hakkındaki davaya ilişkin olarak, davalı … yönünden davanın reddine ve davalı şirket yönünden ise davanın kabulüne, dava konusu 27.06.2013 tarihinde verilen bir adet 215.000,00 TL meri teminat mektubunun davacı bankaya iade edilmesine, iade yapılmaması halinde teminat mektubu bedeli 215.000,00 TL’nin davacı banka nezdinde açılacak vadesiz bir hesaba davalı şirket tarafından nakden depo edilmesine, dava konusu 29.01.2014 tarihli 336.000,00 TL ve 29.01.2014 tarihli 330.000,00 TL bedelli teminat mektupları hakkındaki davaya ilişkin olarak, dava konusu 29.01.2014 tarihli 336.000,00 TL ve 29.01.2014 tarihli 330.000,00 TL bedelli teminat mektubu nakde çevrildiğinden taleple bağlı kalınarak, bu teminat mektupları yönünden dava konusuz kaldığından adı geçen davalılar … ve Bilener İnşaat Taahhüt Ve Ticaret Limited Şirketi hakkındaki dava yönünden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 03/03/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.