YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/155
KARAR NO : 2020/4405
KARAR TARİHİ : 26.10.2020
MAHKEMESİ :BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy(Kapatılan) 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19.01.2017 tarih ve 2014/30 E- 2017/9 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 08.11.2019 tarih ve 2017/2867 E- 2019/2425 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi asıl davada davalı-birleşen davada davacı Özyurt Madencilik İnş. San. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı – karşı davalı Özyurtlar İnşaat A.Ş vekili asıl davada, 1990 yılında kurulan müvekkili firmanın 2005 yılından itibaren aktif olarak inşaat sektöründe hizmet verdiğini, “ÖZYURTLAR” markasının inşaat alanında tanınmışlığının bulunduğunu, davalının 37 sınıfta 2005/59197 tescil nolu “… + şekil” markasını 2011 yılında devraldığını, markayı kullanmadığını, devralma amacının müvekkiline ait markaların kullanılmasını engellemek olduğunu ileri sürerek, davalı adına tescilli markanın kullanmama ve kötü niyet vakıalarına dayanarak hükümsüz kılınmasını istemiş, birleşen davanın reddini talep etmiştir.
Davalı – karşı davacı Özyurt Madencilik… A.Ş vekili, birleşen davada, “Özyurt” ibaresinin gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu ve müvekkili adına tescilli, 2005/59197 numaralı “… + Şekil” markası ile 2010/60248 numaralı “ÖZYURT A.Ş + Şekil” markaları bulunduğunu, davalının 37. sınıftaki inşaat hizmetlerinde tescilli markası olmamasına rağmen “Özyurt” ibaresini 2011 yılından itibaren inşaat hizmetlerinde yoğun bir şekilde kullandığını, bunun müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek, davalının tecavüzün durdurulmasına ve önlenmesine karar verilmesini talep etmiş, asıl davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davada davacının kötü niyete ilişkin iddiasını ispat edemediği, kullanmama nedeniyle iptal talebi bakımından ise ispat külfetinin davalıda olduğu ancak davalının markayı kullandığını ispat edemediği, birleşen davada davacı Özyurt Madencilik A.Ş’nin “Özyurt” ibaresinin gerçek hak sahibi olduğunu ispat ettiği ancak tarafların 2005 yılına dayanan ticari ilişkileri bulunduğu, davalının markasal kullanımından haberdar olan davacının 7 yıl sessiz kaldıktan sonra 2012 yılında davalıya ihtarname çekerek markasına tecavüz edildiği iddiasını ileri sürdüğü ve 2014 yılında da iş bu davayı açtığı, davacının belirtilen süreler boyunca sessiz kalarak hak kaybına uğradığı gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile kötü niyete dayalı hükümsüzlük talebinin reddine, kullanmama nedeniyle iptal talebinin ise kabulü ile davalı adına tescilli 2005/59197 numaralı “… + şekil” markasının kullanmama nedeniyle iptaline ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacı – karşı davalının istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, davalı – karşı davacının istinaf itirazlarına gelince, davacı karşı davalı birleşen davada sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradıkları şeklindeki tespitin yerinde olmadığını ileri sürmüşse de, aynı sektörde faaliyetlerini sürdüren tarafların 2005 yılından itibaren çeşitli tarihlerde ticari ilişki içinde oldukları, ayrıca davalının 2008 yılında yaptığı “Garden City” isimli projesinde Özyurt ibaresini inşaat hizmetlerinde markasal olarak kullandığı, bu nedenle davacının davalının kullanımlarından haberdar olmadığını ileri sürmesi kabul edilebilir olmadığından bu yönü hedefleyen istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ancak 556 sayılı KHK’nın 14. maddesinin AYM tarafından iptal edilmesi sebebiyle asıl davadaki kullanmama nedeniyle hükümsüzlük talebi yasal dayanağı kaybetmiş olmasına rağmen mahkemece bu talebin kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, davacı – karşı davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı – karşı davacının istinaf başvurusunun ise kısmen kabulüyle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı-karşı davacı Özyurt Madencilik A.Ş. vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, asıl davada davalı-birleşen davada davacı Özyurt Madencilik A.Ş. vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 64,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı-karşı davacı Özyurt Madencilik A.Ş.’den alınmasına, 26.10.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.