Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/1583 E. 2021/1898 K. 02.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1583
KARAR NO : 2021/1898
KARAR TARİHİ : 02.03.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 10/01/2018 tarih ve 2017/15 E. – 2018/21 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi’nce verilen 22.01.2020 tarih ve 2018/773 E. – 2020/92 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının hissedarı bulunduğu A.F.E. Elektrik Üretim Ticaret Sanayi A.Ş.’deki hisselerinin bir kısmını 10.06.2010 tarihli hisse devir sözleşmesi ile dava dışı şirket ortakları olan …, …, …’e devrettiğini, hisse devrinden önce şirketin limited şirket olan davalı şirketin sonradan nevi değiştirerek anonim şirket vasfına dönüştüğünü, şirketin 28.08.2012 tarihinde yapılan 2011 yılı olağan genel kurul toplantısında üç yıl süreyle yeni yönetim kurulu seçimi yapıldığını ve görev süresi dolmuş olmasına rağmen yeni yönetim kurulu üyesi seçimi yapılmadığını, şirketin yetki süresi dolmuş olan yönetim kurulu tarafından idare edilmeye devam edildiğini şirket işleyişindeki hukuka aykırılıkların giderilmesi, davacının imzasının bulunmadığı işlemlerin onayı alınarak temlik sözleşmesine uygun biçimde yeniden ihdas edilmesi, yatırım için yapılan işlemlerin maliyeti konusunda davacıya bilgi verilmesi, 2013,2014 ve 2015 yılları için genel kurul toplantısı yapılması konusunda şirket yönetim kurulu üyeleri ve diğer ortaklara ihtarda bulunulduğunu, verilen cevabi ihtarda 2013 yılı genel kurul toplantısının yapıldığı 2014-2015 yılları içinde toplantı yapılacağının bildirildiğini, cevabi ihtarname sonrasında yapılan araştırma sonucunda şirketin nevi değişikliği işlemlerinin sahte imzalarla alınan genel kurulun kararlarına dayanarak yapıldığının ortaya çıktığını, şirketin nevi değiştirme işlemleri ve genel kurul toplantılarının hukuka aykırı biçimde yapıldığını, yine toplantı yapılırken yönetim kurulunun ibrasına ilişkin oylamanın usulüne aykırı olduğunu altsoy üstsoy ve üçüncüye kadar kan kayın hısımlığının dikkate alınmadığını, aralarında hısımlık bulunan ortakların yönetim kurulunun ibrasında olumlu oy kullandığını, bu hususun Türk Ticaret Kanun’unun 393/1maddesine aykırılık teşkil ettiğini, kanunun emredici hükümlerine aykırı davranan ve şirket yönetiminde özen göstermeyen yönetim kurulu üyeleri tarafından şirketin idaresinin telafisi imkansız zararlar doğmasına sebep olacağından şirkete kayyum atanması gerektiğini ileri sürerek 24.10.2016 tarihli 2014-2015 yılları olağan genel kurul kararlarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 2014 ve 2015 yılı genel kurul toplantılarının usule uygun biçimde yapıldığını, alınan kararların da hukuka ve yasalara uygun olduğunu, davacının yönetim kurulu toplantısına çağrıldığını, nitekim davacı tarafın da toplantıya katıldığını, toplantıda görüşülecek gündem maddelerinin davet kağıdında açıkça yazılı olduğunu, toplantı öncesinde şirketin finansal tablolarının şirket merkezinde incelemeye açıldığını, davacının da bu belgeleri incelediğini, belgelerden örnek de aldığını, aralarında akrabalık ilişkisi bulunan ortakların yönetim kurulunun ibrasında oy kullanamayacağı iddiasının doğru olmadığını, sadece yönetim kurulu üyesinin kendi ibrasında oy kullanamayacağını, Yargıtay uygulamasına göre de yönetim kurulu üyeleri arasında akrabalık ilişkisi bulunmasının oy hakkını kısıtlamadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre,davaya konu genel kurul toplantısından önceki genel kurullardan biri yahut birkaçının iptali söz konusu olsa bile bu durumun iptalden önceki süreçte yeni genel kurul toplantısı yapılmasına engel teşkil etmeyeceği, yönetim kurulunun ibrasına dair oylamanın usulsüzlüğü iddiasında bulunan davacının oydan yoksunluk hükümlerine değil TTK 393/1 maddesinde yazılı menfaat iddiasına dayandığı ve akraba olan yönetim kurulu üyelerinin birbirlerinin ibrasında oy kullanmasının mümkün olmadığını ileri sürdüğü, şirket yöneticilerinin ibrasına ilişkin hususların TTK 393/1 maddesi kapsamına girmediği, şirket yöneticisinin kendi ibrasında oy kullanmaması halinin yasada özel olarak düzenlendiği, TTK 436/2 maddesinde şirket yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy hakkını kullanamayacaklarının açıkça yazılı olduğu, bu maddenin 1.fıkrasında müzakerelere katılma yasağının da düzenlendiği ancak yönetim kurulunun ibrası meselesinin yönetici açısından şahsi bir iş sayılamayacağı ve oy hakkından yoksunluktan söz edilemeyeceği, şirketin genel kurul toplantısında alınan kararların ve özellikle ibra maddesinin kanuna aykırı bir tarafı bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, önceki genel kurul toplantılarında usulsüz olsa bile yeni bir genel kurul toplantısı yapılmasının önünde yasal bir engel bulunmadığı, iptal olunan genel kurul toplantılarının yerine aynı yıl için yeniden genel kurul toplantısı yapılabileceğinden davacı vekilinin bu yöndeki isinaf isteminin yerinde olmadığı, yönetim kurulunun ibrasına yönelik istinaf istemi yönünden ise; yönetim kurulunun ibrası TTK 436. maddede düzenlendiği, yönetim kurulunun ibrasına ilişkin yapılan oylamada yönetim kurulu üyelerinin hiçbirisinin oylamaya katılmaması, ibralarına ilişkin olarak yapılan oylamada oy kullanmamaları gerektiği, davalı şirkette ortakların hisselerinin toplamı 22.500 adet olup yönetim kurulu üyelerinin toplam hissesinin 16.500 adet olduğu, yönetim kurulu üyeleri dışında oylamaya katılan ortakların hisseleri toplamının ise 5.850 olduğu, oylamaya katılma hakkı bulunan bu ortaklardan kabul oyu kullanan ortakların hissesi 1.350, red oyu kullanan ortağın hissesi ise 4.500 olup, bu durumda oylamaya katılan şirket hissedarlardından yönetim kurulu üyelerinin ibrası oylamasına katılma hakkı bulunan ortaklarla yapılan oylamada red oyu kabul oyundan fazla olduğundan yönetim kurulu
üyelerinin ibrası için yeterli olumlu oyun bulunmadığı nedeniyle davalı şirketin 24.10.2016 tarihinde yapılan 2014 ve 2015 yılları olağan genel kurul toplantı tutanağının yönetim kurulunun ibrasına yönelik 6.maddesinin iptali gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile; davalı …’nin 24/10/2016 tarihinde yapılan 2014 ve 2015 yılları olağan genel kurul toplantı tutanağının, yönetim kurulunun ibrasına ilişkin 6 numaralı kararının iptaline karar verilmiştir.
Karar, taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden taraflardan ayrı ayrı alınmasına, 02.03.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.