YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/160
KARAR NO : 2021/6775
KARAR TARİHİ : 02.12.2021
MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Beyşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 12.07.2018 tarih ve 2016/565 E. – 2018/460 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 25.10.2019 tarih ve 2018/1760 E. – 2019/1070 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 30.11.2021 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirket tarafından ihalesi yapılan Derebucak ana cadde tanzim ihalesini davacının kazandığını, bu faaliyet kapsamında protokol düzenlendiğini, davacının edimini yerine getirdiğini, davalı şirketin ödemeyi tam olarak yapmadığını, iki adet çek göndermesine rağmen imza hususunda şirketi oyaladığını, davalı şirketten toplamda 425.325,25 TL alacakları bulunduğunu, bunun 295.000,00 TL’sinin tahsil edildiğini, ancak 130.325,25 TL’nin tahsil edilemediğini, davalı hakkında icra takibi başlattıklarını, davalının takibe itiraz ettiğini iddia ederek itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, açılan davayı kabul etmediklerini, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin Van Mahkemesi olduğunu, müvekkili şirketin 295.000,00 TL ödeme yaptığını, başkaca borcu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nce, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davaya konu işle ilgili Derebucak ana cadde tanzimi asfalt betonu binder tabakası yapılması başlıklı belgelerde fiş numaraları, tarih, araç plakaları ve tonaj bilgilerinin tablo halinde yazıldığı, bu belgelerin davalı firma yetkilisi ve dördüncü bölge şefi Memiş Kunt tarafından imzalandığı, bilirkişilerin de bu tablolarda belirtilen işleri baz aldıkları, davacı şirket tarafından yapılan işlerin, bilirkişiler tarafından zeminde bizzat tespit edildiği, buna göre yapılan hesap sonucu davacının 130.325,25 TL alacağı olduğunun tespit edildiği, tarafların defterlerinin incelenmesinin, yargılamanın esasına bir katkı sağlamayacağı, davalı tarafın takip öncesi temerrüde düşürülmemesi sebebiyle takip öncesi faiz talebinin yersiz olduğu, alacağın yargılama sonucu belirlenmesi nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 130.325,25 TL asıl alacak miktarı üzerinden itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmiş, hükme karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, davacı tarafın dosyaya sunduğu sözleşmede davalı şirket yetkililerinin imzası bulunmasa da, dosya kapsamında bulunan Derebucak ana cadde tanzimi asfalt betonu binder tabakası yapılması başlıklı belgelerde fiş numaraları, araç plakaları, tonaj ve tarih bilgilerinin tablo halinde yazıldığı, bu belgelerin davalı şirket çalışanı Memiş Kunt tarafından imzalandığı, diğer yandan davalının bilirkişi raporuna beyan dilekçesi ile yapılan işi ve iş bedelini kabul ederek 765 ton yönünden mahsuplaşma yaptıkları savunmasında bulunduğu, mahsuplaşma savunmasının davalı tarafından ispat edilemediği, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, taraflar arasında akdedilen sözleşme gereğince yapıldığı iddia edilen işler nedeniyle bakiye alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali isteminden ibarettir.
Davalı, yaptığı işlerin bedelinin 295.000,00 TL olarak davacıya ödendiğini, davacının başkaca bir alacağının bulunmadığını, davacının takibe ve davaya konu ettiği işlerin dava dışı üçüncü bir kişiye yaptırıldığını ve bedelinin de ödendiğini, davacının sunduğu sözleşmede davalıyı bağlayan bir imza bulunmadığını, sözleşmeyi kabul etmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nce icra edilen keşfe katılan bilirkişilerce tanzim edilen raporda takip ve dava konusu edilen işlerin zemin üzerinde yapıldığı tespit edilmiştir. Bu durumda uyuşmazlık, davacının bakiye alacağına dayanak kıldığı işlerin davacı tarafından yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır. Davalı, davacının takibe ve davaya konu ettiği işlerin dava dışı üçüncü kişi Salih Gül Kırmataş’a yaptırıldığını ve bedelinin ödendiğini savunmuştur. Bu savunması ile davalı, ispat yükünü üzerine almış olup davacının alacağına dayanak kıldığı işlerin dava dışı Salih Gül Kırmataş tarafından yapıldığını ispat etmelidir.
Bu çerçevede İlk Derece Mahkemesi’nce ihale dosyası getirtilip davalıya ihale edilen işin fiilen işin kim tarafından yapıldığı davalının taşeronunun belli olup olmadığı, dava konusu imalatın davacı tarafından yapıldığına dair bir bilgi bulunup bulunmadığı idareden sorularak, taraf ticari defterleri üzerinde dava konusu uyuşmazlıkla (faturalar, ödemeler vs.) ilgili konusunda uzman bir bilirkişi ya da bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılıp özellikle davalı vekilinin mahkemeye sunduğu 21.04.2017, 05.10.2017 havale tarihli dilekçelerinde bahsi geçen mahsuplaşma ve davacıyla olan ticari ilişkileri konusundaki savunmalarının ve ayrıca dava dışı Salih Gül Kırmataş’ın ticari defterlerde ne şekilde kayıtlı olduğu tespit ettirilerek alınacak rapor çerçevesinde ve dosyaya dahil olan tüm deliller hep birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması ve bu hükme yönelen davalı istinaf isteminin Bölge Adliye Mahkemesi’nce esastan reddi yerinde görülmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı yararına bozularak kaldırılması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı yararına BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 02/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.