Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/1625 E. 2021/2335 K. 11.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1625
KARAR NO : 2021/2335
KARAR TARİHİ : 11.03.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesince (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla) verilen 15.05.2018 tarih ve 2015/793 E- 2018/253 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 13.02.2020 tarih ve 2018/1633 E- 2020/202 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıya ait “LİNTER MADDESİNDEN DİNAMİT HAM MADDESİ ÜRETİMİ” patent belgesinin 2012/00989 ile TPMK nezdinde tescilli olduğunu, 556 sayılı KHK 5. maddesine göre bir buluşun patent ile korunabilmesi için üç koşulun bir arada bulunması gerektiğini, oysaki davalı firma adına tescilli patentin “yenilik” ve “tekniğin bilinen durumunun aşılması” kriterlerini karşılamadığını, davacı kurumun “LİNTER” maddesinden barut üretimini 1938-1982 yılları arasında yaptığını, yurt dışında da üretimin yapıldığını, İsrail Firması olan “Mılouban M.C.P Ltd. Şti.” firmasından alınan selülöz raporuyla da ürününün yeni olmadığı anlaşıldığı, kullanılan tekniğin yeni olmayıp 1938 yılından beri kullanılan bir teknik olduğunu, tarifnamede buluş tekniğinin bilinen durumundan farklılıkların neler olduğunun açıklanmadığını ileri sürerek davaya konu 2012/00989 sayılı patentin hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davalı şirketin 2009 yılında kurulduğunu, 2010 yılı sonlarına doğru uzun çalışma ve denemeler sonucunda “linter maddesinden barut hammaddesi” üretilebildiğini, daha sonra da yöntem üzerine pek çok yatırım ve harcama yaptıklarını, davalının linter hammaddesinden selüloz elde edilen ilk ve tek firma olduğunu, ürettiği ve patentini aldığı usulün pamuktan üretilen selülöz olduğunu ve bir usul patenti olduğunu, yenilik ve tekniğin aşılması kriterlerinin bu alanlarda değerlendirilmesi gerektiğini, davalının patentten haberdar olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, incelemesiz patentin iki istemi bulunduğu ve istemlerin Linter maddesinin üç aşamalı kimyasal tepkimelerle ağartılarak barut elde edilmesi yöntemi olduğu, alınan bilirkişi raporu ile dünyada barut üretimindeki birçok yöntem araştırıldığı ve dava konusu incelemesiz patentin buluş konusunun ilgili olduğu teknik alanda bir uzmanın onu uygulamaya koyabilmesinin yetkin kılacak yeterlilikte tanımlanmadığının belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı adına kayıtlı 2012/00989 numaralı patentin hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili istinaf etmiştir.
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, incelemeli patent başvurusunun ilk derece mahkemesi kararının verildiği tarihten sonra 24.07.2018 tarihinde yapıldığı, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddianın istinaf aşamasında dinlenmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı adına tescilli incelemesiz patentin hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
551 sayılı KHK’nın 60 ve 61. maddesinde incelemesiz patent verilme sistemi düzenlenmiş olup, öngörülen prosedür sonunda ve 7 yıl süre ile geçerli olmak üzere, incelemesiz verilen patentin sahibi ya da 3. kişiler tarafından inceleme talebinde bulunulması üzerine, TPMK tarafından KHK’nın 62. maddesinde düzenlenen incelemeli patent verilme prosedürünün başlatılacağı ve inceleme sonunda koşulları oluşmuşsa incelemeli patent verileceği düzenlenmiştir. Yine anılan KHK’nın 129. madesinde patente ilişkin hükümsüzlük halleri düzenlenmiş olup, bir patentin başvuru prosedürü devam ettiği sürece tescil süreci tamamlanmadan tescilin hükümsüzlüğüne karar verilmesi olanaklı değildir.
İlk derece mahkemesince uyuşmazlık 15.05.2018 tarihinde karara bağlanmış, davalı vekilince davaya konu incelemesiz patent hakkında 24.07.2018 tarihinde incelemeli patente dönüştürülme istemi yapılmış ve bu husus istinaf sebepleri arasında ileri sürülmüş, Bölge Adliye Mahkemesince ise ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddianın istinaf aşamasında dinlenemeyeceği gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmişse de, 6100 sayılı HMK 355. maddesinde istinaf incelemesinin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı, ancak Bölge Adliye Mahkemesinin kamu düzenine aykırılık gördüğü hallerde bu durumu re’sen gözeteceği düzenlenmiştir.
Somut olayda davalı vekili, her ne kadar ilk derece mahkemesi kararından sonra da olsa incelemeli patent başvurusunun 551 sayılı KHK’nın 60/son maddesinde öngörülen süre içerisinde yapıldığını istinaf dilekçesinde beyan ettiğine göre, 551 sayılı KHK’nın 60/son maddesi uyarınca yapılan bu başvuru incelemeli patent başvurusu hükmünde olup, dava konusu incelemesiz patent artık incelemeli patent başvurusuna dönüşmüştür ve başvuru üzerine 551 sayılı KHK’nın 62. ve devamı maddeleri uygulanır. Bu halde, anılan başvuru sonucunun dava sonucunu etkileyebileceği açık olup, bu hal kamu düzenine de ilişkindir.
Bu durumda, anılan başvuru sonucunun beklenilmesi ve neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince hatalı gerekçe ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 11.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.