Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/1637 E. 2021/2559 K. 17.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1637
KARAR NO : 2021/2559
KARAR TARİHİ : 17.03.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Sinop 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 05.12.2019 tarih ve 2019/267 E- 2019/332 K. sayılı kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nce verilen 17.02.2020 tarih ve 2020/223 E- 2020/384 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanun’un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle
dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, Sinop 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 09.04.2015 tarihinde kesinleşen 2014/362 E. – 2015/208 K. sayılı kararı ile müvekkillerinin toplamda %11 oranında davalı şirketin hissedarı olduğunun tespit edildiğini, kararın taraflara tebliğ edilerek kesinleştiğini, bilindiği üzere anonim şirketlerde pay sahipliğinin ancak şirket pay defterine işlenmesi ile hüküm ve sonuç doğurduğunu, TTK m.499 uyarınca şirket yönetim kurulunun mahkeme kararını pay defterine işlemekle yükümlü olduğunu ancak davalının kendisine gerek yazılı ve şifai gerekse mahkeme kanalı ile de tebliğ edilen bu kararı uygulamaktan imtina ettiğini, davalılar aleyhine TTK m.553 uyarınca ayrıca dava açma haklarının saklı olduğunu, davalıların bu kusurlu ve kasıtlı hareketleri nedeniyle anılan mahkeme kararının ifası için işbu davanın açılmasının zorunlu olduğunu ileri sürerek, Sinop 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 09.04.2015 tarihinde kesinleşen 2014/362 E.-2015/208 K. sayılı kararı ile müvekkillerine ait olduğu tespit edilen %11 hissenin davalı şirket pay defterine işlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, tüm iddiaların gerçek dışı olduğunu, müvekkil şirkete dava açılış tarihi itibariyle usulüne uygun gönderilen herhangi bir tebligat bulunmadığını, ayrıca müvekkillerin ilgili mahkeme kararını uygulamaktan imtina etmesinin de söz konusu olmadığını, Sinop 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/362 E. 2015/208 K. sayılı ilamı ile tespit edilen hisselerinin davacılar lehine tescil edilebilmesi için, güncellenmesi ve hangi hissedardan ne oranda hisse iptal edilerek davacılar adına tescil edileceğinin ilamda belirtilmesi gerekirken kararda bu yönde herhangi bir tespitte bulunulmadığını, bu yönden Sinop 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/362 E. 2015/208 K. sayılı ilamının fiilen uygulanmasında güçlükler bulunduğunu, mahkeme kararının infazı için konunun uzmanı yeminli müşavir tarafından yapılması gereken çalışmalara ihtiyaç olduğunu, 28.10.2004 tarihindeki genel kurulda davacıların hisselerinin devredilmesinden sonra birçok kez sermaye artışı yapıldığını, ancak davacıların söz konusu sermaye artışlarının hiçbirisine katılmadıklarını, hal böyleyken davacıların bugünkü güncel hisselerinin yerel mahkeme kararında belirtilen oranda olmasının mümkün olmadığını, ortaya çıkan bu sermaye artışı ile ilgili tespit ve hisse değerlemesinin yapılmasında madden ve hukuken zaruret bulunduğunu, bu bağlamda davacı …,…ve… adına karar verilen 2004 yılına ait %11 payın o günden bu yana gerçekleştirilen sermaye artışları dikkate alınarak güncellenmesinin gerektiğini, açıklanan nedenlerle mahkeme kararının infazında güçlükler olduğu açıkça ortada olup müvekkiller bu güçlükleri aşmak için çalışmalarını samimiyetle sürdürdüğünü, tüm bu nedenlerle davacı tarafın açmış olduğu davanın usule ve yasaya uygun olmadığını bildirerek, reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; anonim şirketlerde pay senedi çıkarılmamış hisselerin devri alacağın temliki hükümlerine tabi olup, pay devirlerinin yazılı olarak yapılması gerektiği, bu hususun sıhhat şartı olduğu, 28.10.2004 tarihli olağan genel kurul toplantısında davacıların hisselerinin genel kurul kararıyla devri anılan sıhhat şartına uygun yapılmadığından pay devirlerinin geçerli olmadığı gibi bundan sonra yine genel kurul kararıyla yapılan hisse devirlerinin de aynı nedenle geçersiz olduğu, bu tarihten sonra yapılan devirler geçersiz olduğu için usulüne uygun genel kurul toplantısından ve sermaye artırımı kararından bahsedilemeyeceği, dolayısıyla mahkemenin 2014/362 E. – 2015/208 K sayılı ilamıyla kesinleşen payların pay defterine işlenmesi gerektiğinden, davanın kabulü ile … adına %4, … adına %4, … adına %3 olmak üzere toplam %11 hissenin davalı şirket tarafından şirket pay defterine işlenmesine, karar kesinleştiğinde bir örneğinin Ticaret Sicil Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-İlk Derece Mahkemesi’nce verilen karara yönelik olarak davalılar vekilince yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371 maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerinde bulunmamasına göre davalılar vekilinin aşağıdaki bentler dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, davalı Anonim Şirketin ortağı oldukları kesinleşen mahkeme kararı ile tespit edilen davacılara ait payların şirket pay defterine tescili istemine ilişkindir.
Sinop Asliye 2. Hukuk Mahkemesi’nin 2014/362 esas, 2015/208 karar sayı ve 09.04.2015 tarihli kesinleşmiş kararı ile davacılardan …’in %4, …’nın %4 ve…’nin de %3 oranında davalı A.Ş.’de ortak olduklarının tespitine karar verilmiş eldeki dava ile davacıların paylarının şirket pay defterine işlenmesi talep edilmiştir.
Davalı, şirkette çeşitli tarihlerde sermaye arttırımları yapıldığını, davacıların sermaye arttırımlarına katılmadıklarını, davacıların güncel paylarının hesaplanması gerektiğinden kararın infazının mümkün olmadığını bildirmiş, yargılama sırasında şirketin 01.10.2018 günü ve 2018/1 sayılı kararı ile davacı …’in 134/10.000.-, davacı …’nın 134/10.000.- ve davacı …’nin 100./10.000.- payları şirket pay defterine işlenmiştir.
Yerel mahkemece Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacılar tüm sermaye arttırımlarından yararlandırılmak suretiyle davacı …’in %4, …’nın %4 ve…’nin de %3 payının pay defterine işlenmesine karar verilmiştir.
Davalılar vekilinin istinaf kanun yolu başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince red edilmiştir.
Dava, davalı A.Ş. ile ortaklardan … aleyhine açılmış olup davalı şirkette dava dışı başka ortaklarda bulunmaktadır. Davacıların sermaye arttırımlarından yararlandırılmaları ve paylarının bu şekilde tespit edilerek pay defterine işlenmesi durumunda, sermaye arttırımından yararlanan dava dışı ortakların paylarının iptali gerekeceğinden, payları iptal edilecek ortakların taraf olmadıkları davada hakları muhtel olacak şekilde karar verilmesi mümkün değildir.
Bu durumda, payları iptal edilecek dava dışı ortaklar aleyhinde ek dava açılarak eldeki dava ile birleştirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi için Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
3-Davalı A.Ş.’de çeşitli tarihlerde sermaye arttırımına gidilmiş olup, davalı A.Ş., davacıları sermaye arttırımlarından kısmen yararlandırmak suretiyle davacıların hesaplanan paylarını pay defterlerine tescil etmiştir.
Yerel mahkeme, bu konuda hiçbir inceleme, araştırma ve hesaplama yapmadan davacıları tüm sermaye arttırımlarından yararlandırmak suretiyle yazılı şekilde hüküm tesis etmiştir.
Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
Bu durumda davalı şirketin kuruluşundan itibaren sicil dosyasının Ticaret Sicil Müdürlüğü’nden getirtilmesi, davalı şirkete ait defter ve belgelerin temini suretiyle dosya üzerinde konusunda uzman bilirkişiye inceleme yaptırılarak, TTK 456-472 maddeleri çerçevesinde sermaye arttırımlarının iç ve dış kaynaklardan yapılıp yapılmadığı, dış kaynaklardan yapılmış ise davacıların ödeyeceği miktar ve kime ödeme yapılacağı, sermaye arttırımları sonucu davacılardan herbirinin davalı şirkette sahip olmaları gereken payların hesaplattırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan bu hususun eksik bırakılması da kararın bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK 373/1 maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde davalılara iadesine, 17.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.