Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/1652 E. 2021/6587 K. 25.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1652
KARAR NO : 2021/6587
KARAR TARİHİ : 25.11.2021

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12.04.2018 gün ve 2017-404/426 sayılı kararı bozan Daire’nin 06.11.2019 gün ve 2018-5417/6910 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin 15/02/2012 tarihinde yapılan ortaklar kurulu toplantısında alınan 2, 3 ve 4. maddelere ilişkin kararların hukuka uygun olmadığını, söz konusu toplantı çağrısının görev süresi bitmiş olan müdür tarafından yapılması nedeniyle çağrıda usulsüzlük bulunduğunu, ortaklar kurulunun kanunun öngördüğü şekilde toplanmadığını, toplantıya ortak sıfatı olmayan kişilerin katıldıklarını, tasfiye kararının, karar nisabına aykırı bir biçimde alınıp hükümsüz olduğunu, tasfıye kararı alınmadan önce ortaklara şirketin mali durumu ile ilgili hiçbir bilgi verilmediğini, davalı şirket müdürünün kendi ibrasında oy kullandığını, tasfıye memuru olarak da şirketi tasfiyeye sürükleyen kişinin seçildiğini ileri sürerek 15.02.2012 tarihli toplantıda alınan 2, 3 ve 4. kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının şirketteki hissesinin 1 pay olduğunu, bu ortaklık payının da şirketin kurulması için yasanın aradığı kişi sayısına ulaşabilmek için verildiğini, davacının ortaklık payı için herhangi bir bedel ödemediğini, karşılıksız hissedar olduğunu, gerçek pay sahibi olmadığından inançlı malik olduğunu, işbu davayı açmakta iyiniyetli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davacının inançlı malik olmasına rağmen açmış olduğu davalarla şirketin ticari faaliyetlerini aksattığı genel kurulda alınan tasfiye ve ibra kararlarına karşı iptal davası açmasının dürüstlük kurallarına aykırı olduğu, çağrının usulsüz olmadığı, genel kurul toplantısında alınan kararların TTK’nın 372 ve 378.maddelerindeki nisaba uygun olarak alındığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Davalı vekili bu kez karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 10,30 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 520,95 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davalıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 25/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.