YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1660
KARAR NO : 2021/4966
KARAR TARİHİ : 10.06.2021
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.09.2018 gün ve 2017/705 – 2018/648 sayılı kararı bozan Daire’nin 05.12.2019 gün ve 2019/221 – 2019/7883 sayılı kararı aleyhinde taraf vekilleri tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, şirketin makina satışından elde edilen gelirin şirketin diğer ortağı olan …’in ölümü sebebi ile mirasçılarına dağıtılması sırasında davacıya yapılacak ödemelerden 63.782,00 TL kesinti yapıldığını, kesintinin nedeninin ise, şirkete ait muavin kayıtlarında görüldüğü üzere davacının davalı şirkete borçluymuş gibi tek taraflı kayıtlar düzenlenmesi olduğunu, muavin kayıtlarında davacının borç hanesine yazılan tutarlardan 15.300,00 TL’nin dava konusu yapıldığını, ancak 48.572.- TL borcu olmadığını, davalı şirketin bu alacağını kanıtlamak zorunda olduğunu, şirket ve banka kayıtlarına bakıldığında 10.01.2006-30.06.2006 tarihleri arasında şirketin banka hesabından kendisi için para çekmediği ve şirketin kasasından böyle bir paranın çıkmadığının görüleceğini ileri sürerek, davacının davalı şirkete borçlu olmadığının tespiti ile şirkete ödenen 48.572,00 TL’nin istirdatını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının davaya konu borcu olduğu için bu bedelin ödeme yapılırken mahsup edildiğini, borca konu bedellerin davalının Ziraat Bankası … Şubesi’nde bulunan hesabına Hazine tarafından 5084 sayılı Yasa hükümleri gereği verilen enerji desteği için yatırılmış olan bedellerden kaynaklandığını, söz konusu borcun 15.300,00 TL tutarındaki kısmı için … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2006/318 esas sayılı dosyası ile dava açıldığını ve verilen kararın kesinleştiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak asıl davanın ve asıl davadaki istirdat talebinin ferisi niteliğinde olan faiz istemi yönünden açılan ek davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Bu kez taraf vekilleri karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, şirkete ait makinanın satışı nedeniyle ortağa düşen pay bedelinden doğan alacağa rağmen davalı şirket tarafından davacıya çıkartılan borçtan dolayı menfi tespit ve bu sebeple şirketten olan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece verilen ilk kararla davacının alacağından mahsubu gereken bir borcu bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalının temyizi üzerine Dairemizce davalı şirketin kullandığı kredi ile ilgili banka kayıtları ve daha önce dava konusu olan 15.300,00 TL ile ilgili … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/318 Esas sayılı dava dosyası getirtilip incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin dava dosyası getirtilmiş ayrıca davalı şirkete ait banka kayıtları getirtilerek incelenmiş ve davacının talimatıyla davalının banka hesabından çekilen paralardan davacının sorumlu olduğu gerekçesiyle gerek asıl gerekse birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme, yapılan yargılamada tarafların iddia ve savunmalarıyla bağlıdır. Mahkeme iddia ve savunmanın dışına çıkarak iddia edilenden başka bir şeye karar veremeyeceği gibi savunmanın da ötesine geçemez. HMK’nın 137. maddesi gereğince mahkeme ön incelemede uyuşmazlık konularını tam olarak belirler. 143. madde gereğince tarafların davada ileri sürdükleri bütün iddia ve savunmaları birlikte inceler. 187. maddesi gereğince ise ispatın konusunu, tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek vakıalar oluşturur. Ayrıca aynı Yasa’nın 297. maddesi gereğince hüküm tarafların iddia ve savunmalarını, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri gösterir. Bütün bu hükümlerden anlaşılacağı üzere mahkeme re’sen gözetilmesi gereken haller dışında uyuşmazlığın çözümünde tarafların iddia ve savunmalarıyla bağlıdır. Somut olayda davacı, şirketin makina satışından elde edilen gelirin ortaklar arasında bölüştürüldüğünü, şirketin diğer ortağının mirasçılarının kendi paylarını aldıklarını ancak kendisine yapılacak ödemeden şirkete borcu olduğu sebebiyle 63.782,00 TL kesinti yapıldığı, ancak şirkete 15.300,00 TL borçlu ise de bakiye borcunun olmadığını bildirerek 48.572,00 TL şirkete borcu bulunmadığının tespiti ile şirket demirbaşından kendi payına düşen meblağdan bu miktar kesinti yapılmış olması nedeniyle bu tutarın davalı şirketten tahsilini talep etmiştir. Davalı ise, şirketin demirbaşının satıldığı, bedelinin ortaklar arasında paylaşıldığı, diğer ortağın payını aldığı yönündeki iddialara karşı çıkmamış, davacının borcu olması nedeniyle davacı payının bu miktarının ödenmediğini savunmuştur. Tarafların bu iddia ve savunmalarına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu vakıa, sadece davalının şirkete borcu olup olmadığı yönündedir. Zira davalı, davacının 63.782,00 TL alacağı bulunduğunu inkar etmemiş bu meblağın davacının da şirkete borcu olması nedeniyle ödenmediğini savunmuştur. Bu iddia ve savunmanın dışına çıkarak şirkete ait makinanın satışı yapılarak bedelinin ortaklar arasında paylaştırılamayacağı ve bu nedenle de davacının muaccel bir alacağı bulunmadığı gerekçesiyle kararın bozulması yerinde olmayıp, davacının şirkete borçlu olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir. Davacının davalı şirkete borçlu olmadığının tespiti talebi yönünden, davacı davalı şirket müdürü iken 2003 yılında ortaklar kurulu kararı ile bu yetkisi kaldırılmıştır. Dolayısıyla davacı, talimatlarına istinaden davaya konu para çekimlerinin yapıldığı tarihlerde (2005-2007) şirket ortağı ise de şirketi temsile yetkili değildir. Davacı talimatları ile davalı şirket hesabından çekilen paradan sorumlu ve şirkete karşı borçlu olup, mahkemece davanın reddi isabetlidir. Bu itibarla taraf vekillerinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemizin 05.12.2019 tarih, 2019/221 Esas 2019 /7883 Karar sayılı bozma ilamının kaldırılarak hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemizin 05.12.2019 tarih, 2019/221 Esas 2019/7883 Karar sayılı bozma ilamının kaldırılarak hükmün ONANMASINA, ödedikleri karar düzeltme harcının istekleri halinde karar düzeltme isteyen taraflara iadesine, peşin harcın onama harcından mahsubuyla 23,40 TL’nin davacıdan alınmasına, 10.06.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞIOY
Dairemizin 05.12.2019 tarih ve 2019/221 E.- 2019/7883 K. sayılı bozma ilamında yer alan gerekçelerle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.