YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1677
KARAR NO : 2021/1554
KARAR TARİHİ : 22.02.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12.12.2017 tarih ve 2016/124 E. – 2017/432 K. sayılı kararın davacı vekili ve davalı kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 16.01.2020 tarih ve 2018/1741 E. – 2020/14 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve davalı kurum vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin 2013/30943 sayılı “MUDURNU+şekil” ibareli marka başvurusunun ilanına müvekkili tarafından itiraz edildiğini, itirazın YİDK tarafından kesin olarak reddedildiğini, ‘’Mudurnu’’ ibaresinin davacı tarafından tanınmış hale getirildiğini, davalı başvurusunun davacı markasıyla karıştırılmaya yol açacak seviyede benzer olduğunu, müvekkilinin “MUDURNU” markasının tanınmış olduğunun tespiti için yaptığı başvurunun Türk Patent tarafından kabul edildiğini, davalının müvekkili markasının şöhretinden yararlanmak istediğini ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK’in 2016-M-489 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Türk Patent vekili, markalar arasında, başvuru kapsamında kalan mal ve hizmetler yönünden benzerlik ve iltibas tehlikesinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, müvekkili şirketin 2006/23909 sayılı tescilli markasına dayalı olarak müvekkilinin kazanılmış hakkının olduğunu, markalar arasında benzerlik olmadığını, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; 2013/30943 sayılı “MUDURNU+şekil” ibareli dava konusu başvuru ile “MUDURNU” ibareli davacı markaları arasında, davalı marka başvurusunun kapsadığı tüm mallar yönünden benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunduğu, davacının “MUDURNU” markasının tanınmış marka olmasının iltibası arttırdığı, davalının 29. sınıfta yer alan “Süt ve süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar.” emtiası bakımından, 2006/23909 sayılı önceki markasından kaynaklı müktesep hakkının bulunduğu, başvurunun bu mallar için tescil edilmesi gerektiği, davalı marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığı iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile YİDK’in 2016-M-489 sayılı kararının, 30. sınıftaki “Pekmez” ve 32. sınıftaki “sebze ve meyve suları bunların konsantreleri ve özleri meşrubatlar” malları yönünden iptaline, fazlaya dair talebin reddine, dava konusu marka henüz tescil edilmediğinden hükümsüzlük talebi konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ile davalı kurum vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesinde; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, marka kapsamlarında bulunan mal ve hizmetler arasında benzerlik bulunduğu, davacı vekili ile davalı Türk Patent vekilinin istinaf itirazlarının yerinde bulunmadığı, iptali istenen kararın davacıya tebliğine ilişkin belge getirtilerek dosyada mevcut eksikliğin giderildiği anlaşılmakla davacı vekili ile davalı Türk Patent vekilinin istinaf nedenlerinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, YİDK kararının iptali talebi yönünden davanın kısmen kabulü ile YİDK’in 20/01/2016 tarih 2016-M-489 sayılı kararının 30. sınıftaki “Pekmez” ile 32. sınıftaki “Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar” malları yönünden iptaline, YİDK kararının iptaline yönelik fazlaya dair talebin reddine, dava konusu marka henüz tescil edilmediğinden hükümsüzlük talebi konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalı Kurum vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekili ve davalı Kurum vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacı ve davalı Kurum’dan ayrı ayrı alınmasına, 22.02.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.