YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1689
KARAR NO : 2021/2202
KARAR TARİHİ : 09.03.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17.07.2018 tarih ve 2018/30 E. – 2018/284 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 30.01.2020 tarih ve 2018/1877 E. – 2020/128 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 2010 17591, 2010 17593, 2009 41176, 2010 42570, 2013 16738, 2009 01617, 2010 104770, 2012 104919 2012 104807, 2012 104812, 2012 104775, 2005 59223 sayılı “Sütaş süzme”, “Sütaş süzme beyaz peynir”, “Sütaş süzme beyaz peynir şekil”, “Sütaş süzme peynir”, “saşsüzme peynir taptaz yumuşacık lezzet”, “süzme”, “süzme peynir”, “süzme peynir şekil”, “süzme peynirim”, “süzmepeynir”, “süzmepeynirim”, “süzme” ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “İÇİM SÜZME BEYAZ PEYNİR” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı TPMK’ya başvuruda bulunduğunu, 2014/18316 kod numarasını alan başvuruya itirazların reddedildiği 2017-M-9987 sayılı YİDK kararının iptaline, tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı TPMK vekili; dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, “içim süzme beyaz peynir” ibaresinde “süzme” ibaresinin ayırt edici olmayan tanımlayıcı zayıf ibare olduğunu, tanınmış “içim” marka ibaresinin ayırt edici bulunduğunu, “Süzme”nin yüzyıllardır peynir üretim yöntemi olarak bilindiğini, davacı tarafın müstakil “Süzme” ibareli tanınmış markasının bulunmadığını, başvurunun kötüniyetli olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu marka kapsamındaki mal ve hizmetlerin, davacı markaları kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı olmasına rağmen, taraf markalarının işaretlerinin benzer olmadığı ve dolayısıyla 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında iltibas tehlikesinin mevcut olmadığı, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında iltibas tehlikesinin mevcut olmaması nedeniyle hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, “süzme” ibaresinin 556 sayılı KHK’nın 8/4 bendi anlamında tanınmış marka olduğunun ispatlanamadığı, davacının patent lisans hakkının, “SÜZME” kelimesinin marka olarak tescil edilmesini engelleme hakkını vermeyeceği, dava konusu YİDK kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, “İÇİM SÜZME BEYAZ PEYNİR” ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira taraf markalarında ortak olarak yer alan “SÜZME BEYAZ PEYNİR” ibarelerinin, başvuru kapsamındaki “peynir” emtiası yönünden tanımlayıcı nitelik taşıdığı ve kimsenin tekeline bırakılamayacağı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2018/3381 Esas, 2020/86 Karar ve 2018/4227 Esas, 2019/5521 Karar sayılı kararlarının da bu yönde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 09/03/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.