YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1690
KARAR NO : 2021/1930
KARAR TARİHİ : 03.03.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31.05.2018 tarih ve 2015/450 E- 2018/175 K. sayılı kararın asıl davada müddeabihi devralan davacı-birleşen davada davalı vekili ve asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 30.01.2020 tarih ve 2018/1893 E- 2020/108 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi asıl davada müddeabihi devralan davacı-birleşen davada davalı vekili ve asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı; birleşen davada davalı vekili; asıl davada, müvekkilinin “TARİH+ŞEKİL” ibareli marka başvurusunun markalar dairesince 556 sayılı KHK’nın 7/1-b, c maddeleri uyarınca 09, 16 ve 41. sınıfların tamamı ile 38/01, 02. alt grupların reddedildiğini, müvekkilinin başvuru kapsamından çıkarılan mal ve hizmet için itiraz ettiğini, TPMK YİDK’in, davacı başvurucunun itirazı ile davalı şirketin ise yayına çıkarılan hizmetlerden 35. ve 38/03. sınıf hizmetler yönününden başvuruya itirazını birlikte değerlendirdiğini, YİDK’nin davalı itirazının tamamen kabulü ile 35 ve 38/03. sınıf hizmetlerin başvurudan çıkarılmasına karar verdiğini, reddedildiğini, müvekkili itirazının ise kısmen kabulü ile 41. sınıf hizmetler bakımından başvurunun devamına karar verildiğini, diğer sınıflar bakımında reddedildiğini, YİDK kararının müvekkili itirazının reddedilen kısmı ile davalı şirketin itirazının kabul edilen kısmı yönünden hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, YİDK kararının iptaline ve marka başvurusunun talep edilen tüm sınıflarda ilanına ve tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini istemiş, birleşen davada ise davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Asıl davada davalı birleşen davacı vekili asıl davada, 8/1-b maddesi koşullarının bulunduğu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiş, birleşen davada başvurunun tüm sınıflar yönünden reddedilmesi gerektiğini savunarak YİDK kararının, iptaline, markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı vekili, kurum kararının yerinde olduğunu savunarak asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemece, başvuruda asıl unsur konumundaki “TARİH” ibaresinin, 556 sayılı KHK.’nın 7/1-c maddesine dayanılarak başvurudan çıkarılan 38/1, 41/1, 2, 4, 5. sınıf hizmetler açısından ayırt edicilik niteliğini taşımadığı, başvurunun aynı KHK’nın 7/1-b maddesi gereğince redde mesnet alınan 2002/00301 sayılı “TARİH” ibareli marka ile 9, 38/2 ve 41/4. sınıf emtia için ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu, ancak 16, 41/1, 2, 5. sınıf mal ve hizmetler yönünden 7/1-b şartlarının oluşmadığı, farklı olduğu bildirilen 41/01, 02, 05. alt grup hizmetlerin aynı zamanda 7/1-c maddesi kapsamında da başvurudan çıkartılmış olması nedeniyle bu sınıflar yönünden iptal şartlarının oluşmadığı, 2010/74993 kod nolu “NTV TARİH OKUNABİLEN TARİH DERGİSİ” ibareli, 2011/102650 kod nolu “NTV TARİH OKUNABİLEN TARİH DERGİSİ+ŞEKİL” ibareli markalar arasında 35. sınıfta bir kısım hizmetler yönünden benzerlik bulunduğu, 35. sınıfta bir kısım hizmetler ile 38/3. sınıf hizmetler yönünden taraf markaları farklı görülmüş ise de, davacı başvurusundaki “TARİH” ibaresinin yazım şeklinin başvuruda aynen, birebir, tıpatıp kullanılmış olmasının iyi niyetli bir davranış olarak kabul edilemeyeceği, bu bakımından 35 ve 38. sınıf bakımından kötüniyetli başvuru nedeniyle YİDK iptal isteminin reddi gerektiği, 16. sınıf bakımından iptal isteminin kabulüne karar verildiği ancak bu sınıf bakımından kötüniyet itirazının ileri sürülme safhasına gelinmediğinden kötüniyet gerekçesiyle iptal isteminin reddine karar verilmediği, birleşen davanın ise başvurunun kabul edilen 41. sınıf hizmetleri yönünden benzerlik oluşup oluşmadığı noktasında olduğu, oysa 9, 16 ve 41. sınıfın tamamının 7/1-b, c maddeleri gereği Markalar Dairesince başvurudan çıkartılmış ve ilana çıkmamış durumda bulunduğu, ilana çıkmayan bir sınıfla ilgili olarak 8/1-b maddesi yönünden itirazda bulunulmasının mümkün olmadığı, itirazın kabul edilen ksımımları bakımından ise birleşen davacının bir hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle birleşen davada YİDK iptali talebi yönünden davanın reddine, hükümsüzlük talebi yönünden dava konusu başvuru henüz tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına, asıl dava yönünden davanın kısmen kabulü ile YİDK’nın 28/10/2015 tarih 2015-M-10306 sayılı kararının, davacının itirazının kısmen reddi ile ilgili kısım yönünden 16. sınıf için kısmen iptaline, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı asıl davada müddeabihi devralan davacı- birleşen davada davalı vekilince ve asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesince yapılan değerlendirmelerin yerinde olduğu, asıl davada itiraz aşamasında başvuran tarafından kullanımla ayırt edicilik nedenine dayanılmadığından, işbu davada da dayanılamayacağı gerekçesi ile istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada müddeabihi devralan davacı- birleşen davada davalı vekili ile asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, asıl davada müddeabihi devralan davacı-birleşen davada davalı vekili ve asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına, 03.03.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.