Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/1693 E. 2021/1640 K. 24.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1693
KARAR NO : 2021/1640
KARAR TARİHİ : 24.02.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 28/12/2016 tarih ve 2016/85 E- 2016/526 K. sayılı kararın davalı TPMK vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 07.02.2020 tarih ve 2018/1984 E- 2020/158 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin “ŞAHİN” esas ibareli çok sayıda tanınmış markasının bulunduğunu, davalının bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “MŞB … BALLARI” ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkilince itiraz edildiğini, itirazın nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa başvurunun müvekkilinin markaları ile benzer olduğunu ve iltibas yaratma ihtimalinin bulunduğunu, tüketicilerin başvuruyu, müvekkili şirketin seri markalarından birisi olarak algılayacağını, başvuruda yer alan “BALLARI” ibaresinin ayırt ediciliğe sahip olmadığını, başvuru markasının esas unsurunun “MŞB …” olduğunu ve müvekkilinin “ŞAHİN” ibaresinin aynen yer aldığını, özellikle müvekkilinin “İ.Ş.F. ŞAHİN” markası ile dava konusu marka ibarelerinin aynı marka grubundan geldiği izlenimi yarattığını, basit ilavelerin markalar arasında ayırt ediciliği sağlamayacağını, müvekkilinin markasının tanınmış olduğunu, başvurunun da kötüniyetli olduğunu ileri sürerek 2015-M-12916 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı …, “…” ibaresinin kendi ismi olduğunu, başvurusu yapılan marka ile itiraz eden tarafa ait markalarla bir benzerliğinin olmadığını, kendisinin arıcılık yaptığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, markalar arasındaki benzerlik incelemesinde tanınmış marka olma durumunun dikkate alınması gerektiği, orta düzey bir tüketicinin, “ŞAHİN”i öğrendikten ve belleğine kaydettikten sonra, “MŞB … BALLARI” ibaresindeki “ŞAHİN” baskın çıkar ve “seçici tutmayla” davalının markasındaki “MŞB Mehmet” ibarelerini görme algısı azalabileceği, davacıya ait markalar ile davalı markası arasında 556 sayılı KHK’nin 8/1-b maddesi anlamında düşük derecede de olsa bir benzerlik olduğu, dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında 556 sayılı KHK 8/1-b maddesi anlamında uyuşmazlık konusu tüm emtialar yönünden iltibas ihtimali bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne YİDK’nin 2015-M-12916 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.
Karara karşı davalı TPMK vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalının dava konusu başvurusuna konu markasının “MŞB … BALLARI” ibaresinden oluşan ad-soyad markası olduğu, başvuruya itiraz eden davacı şirketin itirazına dayanak markalarının da “ŞAHİN” kelimesinden oluştuğu, taraf markaları kapsamında ortak olarak bulunan “ŞAHİN” ibaresinin ülkemizde yaygın kullanılan bir soyad olduğu, aynı zamanda bir hayvan ismi olarak bilindiği, davalı şahsa ait başvuru markasının da kişi ad ve soyadından oluştuğu, tamamen farklı algıya yol açan bir ad-soyad markası olduğu, bu halde, taraf markaları arasında ortalama tüketici nezdinde bıraktıkları genel izlenim itibariyle karıştırılma ihtimali bulunmadığı gerekçesi ile davalı TPMK vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 24.02.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.