YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1698
KARAR NO : 2021/1539
KARAR TARİHİ : 22.02.2021
MAHKEMESİ :BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07.02.2018 tarih ve 2016/340 E- 2018/49 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 28/02/2020 tarih ve 2018/2070 E- 2020/275 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin 22.11.2005 tarihinden geçerli olmak üzere 2005/50010 numara ile tescil ettirdiği “ŞAHİN YUVASI KÖŞK” ibareli marka ile faaliyetini sürdürdüğünü, 22.11.2015 tarihinde de markasını 10 yıl süreyle yenilediğini, davalının aynı marka ile iş yeri açarak müvekkili markasına tecavüz ettiğini, müvekkilinin iş yerine giden daimi müşterilere de kendilerinin yer değiştirdiklerini, eski yerlerinden taşındıklarını veya şube açtıklarını söyleyerek haksız rekabete yol açtığını, bu durumun müvekkilinin müşteri çevresini etkilediğini ve ekonomik olarak müvekkilini büyük zarara uğrattığını ileri sürerek markaya vaki tecavüzünün önlenmesini, kullanıldığı tabelaların sökülmesini, reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasını, hükmün ilanını, 50.000 TL manevi, 10.000 TL maddi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; görev ve zamanaşımı itirazında bulunarak müvekkilinin markasının “SARAY KÖŞK” olup, davacının bulunduğu bölge ile müvekkilinin bulunduğu bölgenin farklı olduğunu, davacının “ŞAHİN YUVASI KÖŞK” markasının kullanılmadığını, müvekkilinin kullandığı markanın iltibas oluşturmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava tarihi itibariyle eldeki davaya 556 sayılı KHK hükümlerinin uygulanacağı, davalının kullanımının tescilli markasına dayanmakta olup, tescile dayalı kullanımların, kullanıma esas tescil eden tescil hükümsüz kılınıncaya kadar hukuka uygun olduğu, somut olayda fiili kullanımının davalının 2012/92759 sayılı tescilli markasına dayandığı, markanın tescilli haline uygun şekilde kullanıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davacı vekilinin istinaf başvurusunun, dosyada bulunan 2005/50010 sayılı marka tescil belgesinin incelenmesinde, davaya konu markanın sahibinin dava dışı Yalçın Şahin isimli kişi olduğu, her ne kadar bu kişi, davacı şirketin yetkilisi ise de, davacı şirketin ayrı tüzel kişiliğinin bulunduğu gözetildiğinde, dava konusu taleplerin davacı şirket tarafından ileri sürülebilmesi için davacının dava konusu markanın inhisari lisans sahibi olması gerektiği, böyle bir iddia ve ispat olmadığı için marka sahibi olmayan davacının, markaya tecavüz ve buna bağlı olarak tazminat davalarını açmasının mümkün olmadığı, davacının somut uyuşmazlık açısından aktif dava ehliyetinin bulunmadığı ve bu hususun resen dikkate alınacağı gözetilmeksizin, işin esasına girilerek hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle kabulüne, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 22.02.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.