Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/1714 E. 2022/8365 K. 28.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1714
KARAR NO : 2022/8365
KARAR TARİHİ : 28.11.2022

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02.07.2004 gün ve 2003/296 – 2004/344 sayılı kararı bozan Daire’nin 17.06.2019 gün ve 2018/2820 – 2019/4522 sayılı kararı aleyhinde davalı TMSF vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin … A.Ş. nezdinde daha önceden mevduat hesabı bulunduğunu, vadeyi uzatmak için off shore hesabı açılması hususunda banka personelinin yanlış bilgilendirmesi üzerine, KKTC’de faaliyet gösteren Yurt Security Off-Shore Ltd. Şti’ye geçerli bir havale yaptığını, ancak paranın gönderilmeyip Yurt Security Off-Shore Ltd.Şti.’nin Yurt Bank A.Ş. Genel Müdürlüğü nezdindeki mevduat hesabına aktarıldığını, burada toplanan paraların davalı … ve Balkaner Holding yararına kullanıldığını, bir güven kurumu olan bankanın müvekkili üzerinde yanlış izlenim uyandırarak bankacılık sistemine olan güvenini sarstığını, müvekkilinin yatırmış olduğu paranın 22.12.1999 tarihinde bankanın TMSF’ye devri ile muaccel olmasına rağmen tahsil edilemediğini ileri sürerek, 991.945.674,557 TL’nin muacceliyet tarihinden itibaren fiili ödeme gününe kadar T.C. Merkez Bankasının kısa vadeli kredilere uyguladığı en yüksek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca davalı …-Shore Ltd. Şti. hakkındaki davasını atiye terk ettiği gerekçeleriyle, davalı …-Shore Ltd. Şti hakkındaki davanın HUMK 409/5 maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına, davalı TMSF hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalılar Oyakbank(…)A.Ş. ile Balkaner Holding A.Ş. ve davalı yönetim kurulu üyesi … hakkındaki şartları oluşmayan davanın reddine dair verilen karar davacı vekili ve katılma yoluyla davalı INGBank vekili temyizi ile Dairemizce bozulmuştur.
Davalı TMSF vekili bu kez karar düzeltme talep etmiştir.

Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı TMSF vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı TMSF vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE, davalı TMSF harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 709,50 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davalı TMSF’den alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 28.11.2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ
Dava, davalı bankanın selefi konumunda olan … aracılığıyla dava dışı Yurt Security Off Shore Bank Ltd.’ye havale yapan davacının, bilahare bu bankanın ödeme kabiliyetini kaybetmesi nedeniyle alacak talebine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Ancak, bozma ilamında davacının taraf olmadığı başka bir mahkeme kararının kesinleşmesine ve bu kararda da … AŞ yetkililerinin mahkumiyetine ilişkin bir ceza mahkemesi kararına dayanılması doğru olmamıştır. Zira taraflar arasında görülüp kesinleşmeyen başka bir davanın işbu davada kesin delil olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.
Diğer yandan BK. 53 (TBK 74) maddesinde ceza hakiminin, hangi kararlarının hukuk hakimini bağlamayacağından bahsetmiş olup, açıkça bağlayıcı kararların niteliğinden söz edilmemiştir. Lakin öğretide ve uygulamada maddenin mefhumu muhalifinden hareketle; ceza hakiminin maddi vakıaya ilişkin kesinleşmiş tespitinin hukuk hakimini bağlayacağı hususunda genel bir kabul oluşmuştur. Dolayısıyla adı geçen banka yöneticisinin bankacılık işlemlerini dolandırma maksatlı yaptığı hususundaki afaki bir değerlendirmenin hukuk hakimini bağlamasından söz edilemeyecektir. Ne zaman ki, karar metninde açıkça davacı ismi de zikredilmek ve davacı tarafından yaptırılan havale (EFT) işleminden bahsedilmek suretiyle dolandırıcılık işleminin özelde ona karşı da yapıldığına dair bir gerekçeye yer verilir, ancak o zaman somut vakıaya ilişkin bu tespit hukuk hakimini bağlayıcı nitelikte olacaktır.
Türkiye’de 1994 yılında yaşanan ekonomik krizi müteakiben özel kamu ayrımı yapılmaksızın 50.000.-TL sına kadar olan tüm mevduatlara Hazine garantisi verilmişti. Buna rağmen bir takım mudilerin Hazine garantili yerli bankalara para yatırmak yerine fahiş faize tamah ederek ne olduğu belirsiz Offshore bankalara havale yaptırıp tasarruflarını oralarda değerlendirmekle aldıkları riskleri öngörebilecek durumda olduklarının kabulü gerekir.
Zaman zaman iki üç kata varacak kadar fazla faiz vaadinde bulunan Offshore bankalara bizzat kendi imzalarıyla yaptıkları havalenin bir nevi kumar oynamaya tekabül ettiğinin idrakine varmaları beklenir. Aksi durumun isabetsiz yargı uygulamalarıyla kabulü halinde o tarihte sigorta primi de ödemek suretiyle Hazine garantili düşük faiz tercihinde bulunan mudilerin mağduriyetine yol açmasının yanı sıra, neticede hiçbir bankada tasarrufu bulunmayan sair insanların vergilerinden karşılanacak olmasının da hiçbir; hukuki, sosyal, etik, ekonomik, vicdani karşılığı bulunmamaktadır.
Açıklanan gerekçelerle davalı TMSF vekilinin karar düzeltme itirazının kabul edilerek Dairemizin 17.06.2019 tarihli bozma ilamının kaldırılarak yerel mahkeme kararının onanması gerektiği düşüncesiyle aksi yönde tezahür eden sayın çoğunluk görüşüne iştirak etmiyorum.