YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1756
KARAR NO : 2021/2563
KARAR TARİHİ : 17.03.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17.05.2018 tarih ve 2017/233 E. – 2018/223 K. sayılı kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 28.02.2020 tarih ve 2018/2085 E. – 2020/303 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı Şirketin 14.06.2016 tarihinde gıda ürünlerinin ambalaj biçimini içeren 2016/4557-1, 2 sayılı tasarım başvurusunda bulunduğunu, bu başvuruya yaptıkları itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa başvuru konusu tasarımın öteden beri ilgili piyasada kullanıldığını, söz konusu ambalaj biçiminin gerek TPMK nezdinde gerekse de Suriye’de marka olarak tescilli bulunduğunu, bu nedenlerle dava konusu tasarım başvurusunun yenilik ve ayırt edicilik kriterlerini taşımadığını ileri sürerek, TPMK YİDK’nın 05.01.2017 tarihli ve 2017/T-404 sayılı kararının iptaline, davalı adına tescil olunan tasarımın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPMK vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvurunun yeni ve ayırt edici olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, davacının itirazında gösterdiği belgelerdeki ürün biçimleri ile müvekkilinin 2016/4557-1, 2 sayılı tasarımlarının genel izlenim itibariyle farklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalının 14.06.2016 tarihinde gerçekleştirdiği 2016/4557-1, 2 sayılı tasarımın, daha önceki tarihlerde başkaları tarafından tescil ettirilip, üretilip ticaret mevkiine konulan ürünlerin görünümünden hareketle gerçekleştirildiği, onların mevcut görünümüne, yani mevcut tasarımlara ek, onlarda bir değişiklik, onlardan bir sapma niteliği taşımadığı, zira aynılığa yakın derecede benzer olduğu, başvuru konusu tasarımların yeni ve ayırt edici olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile YİDK’in 2017/T-404 sayılı kararının iptaline, davalı adına tescil olunan 2016/4557-1, 2 sayılı tasarımların hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
Karara karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; başvuru konusu endüstriyel tasarımların yenilik ve ayırt edicilik niteliklerini taşımadıkları, dolayısıyla mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, istek halinde aşağıda yazılı 49,50 TL harcın temyiz edene iadesine, 17.03.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.