YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1881
KARAR NO : 2021/1726
KARAR TARİHİ : 25.02.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 03.10.2018 tarih ve 2017/217 E. – 2018/363 K. sayılı kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 05.03.2020 tarih ve 2019/51 E- 2020/333 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafın 2016/06124 başvuru sayılı “ŞEKİL+FİBER GÜCÜ” ibaresi için marka tescil başvurusu yaptığını, başvurunun ilanına davacı tarafından 556 sayılı KHK’nın 7/1-a-c-d-e ve f maddeleri gerekçe gösterilerek itiraz edildiğini, itirazın TPMK YİDK tarafından reddedildiğini, oysaki ibarenin tescil edilmek istenilen mal ve hizmetlerde tanımlayıcı nitelikte bulunduğunu, markanın asli unsurunu oluşturan ve kısaca “FİBER” olarak kullanılan ibarenin fiber hizmetini sadece davalının verebileceği izlenimi oluşturabileceğini, davalı markasının yanıltıcı olduğunu, davalı şirketin kötüniyetle hareket ettiğini ileri sürerek TPMK YİDK 12.04.2017 tarih ve 2017-M-2463 sayılı kararının iptaline, 2016/06124 sayılı “FİBER GÜCÜ” markasının tüm emtialar yönünden reddi ile sicilden terkinine karar verilmesini istemiştir.
Davalı kurum vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı vekili, davalıya ait markanın tescil edilmek istenilen mal ve hizmetler bakımından ayırt edici niteliğinin bulunduğunu, markanın sadece “FİBER” ibaresinden oluşmadığını, “FİBER GÜCÜ+şekil” ibaresinin tüketiciler nezdinde davalı markasını akıllara getireceğini, ibarenin ticaret alanında herkes tarafından kullanılmadığını, halkı yanıltabilecek nitelikte olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, dava konusu başvurunun “şekil+FİBER GÜCÜ” şeklinde ön plana çıktığı, ibarenin soyut ayırt edicilik koşulunu sağladığı ve 556 sayılı KHK 7/1-a bendi kapsamında mutlak red sebebi sayılmaması gerektiği, başvuru kapsamındaki 9. Sınıftaki emtialar yönünden ve 7/1-e-f maddeleri açısından soyut ayırt edicilik sağlanıldığından halkı yanıltacak bir marka olmadığı ve mutlak red sebebi sayılmaması gerektiği, ayrıca 9. Sınıftaki emtialar yönünden başvurunun mal/hizmetin özelliğini ve kompozisyonunu dikkate alınıp tüketici nezdinde bilişim haberleşme sektörlerinde kullanılan bilinen terimler arasında olduğunun fark edileceği, asgari ve soyut ayırt edici niteliği haiz olmadığı, tanımlayıcı olduğu, bu sektördeki ticaret alanında faaliyet gösteren firmalarca kullanılan bir ibare olduğu kanaatine varılarak marka başvurusunun 556 sayılı KHK’nın 7/1-c-d maddeleri açısından mutlak red sebebi olarak sayılması gerektiği, başvuru ibaresinin davalı firma açısından kullanım sonucu ayırt edici bir nitelik kazandığı kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 2017-M-2463 Sayılı TPMK YİDK kararının bu davanın tarafları yönünden iptaline, dava konusu 2016/06124 sayılı marka tescilli olduğundan hükümsüzlüğüne, sicilden terkin edilmesine, karar kesinleştiğinde TPMK’na yazı yazılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri istinaf etmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, ibarenin sayılı KHK 7/1-a bendi kapsamında soyut ayırt edicilik vasfını taşıdığı, şekil unsuru ile bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvuru konusu işaretin başvuru kapsamındaki 9. sınıftaki mallar yönünden doğrudan tanımlayıcı bir niteliğinin olmadığı, bu sebeple 556 sayılı KHK’nın 7/1-c maddesindeki koşulların oluşmadığı, ayrıca kapsamındaki 9. sınıftaki mallar yönünden sadece belli bir meslek grubunun kullanabileceği bir ibare olmadığı, başvurunun yalnızca “FİBER” ibaresinden oluşmayıp bir bütün olarak şekil unsuru ile slogan niteliğindeki “FİBER GÜCÜ” ibaresinden oluştuğu, bu durumda 556 sayılı KHK’nın 7/1-d maddesindeki koşulların da somut olayda gerçekleşmediği, kapsamındaki 9. sınıf mallar yönünden mal veya hizmetin niteliği, kalitesi, üretim yeri, coğrafi kaynağı gibi konularda halkı yanıltan bir vasfı bulunmadığından 556 sayılı KHK’nın 7/1-f maddesindeki koşulların da oluşmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 25.02.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.